31 Ağustos 2017

YURT DIŞI SEYAHAT SİGORTASI

Yurtdışı seyahat sigortası ürünü, vize sürecinde istenen bir belge olmakla birlikte, seyahat sırasında karşılaşılabilecek pek çok riske karşı koruma sunmaktadır. 

Tatil keyfinin kesintisiz sürmesi için, hizmet kalitesi ve acil durumlarda ulaşılabilirliğiyle, tatil başlangıcından bitişine kadar geçen sürede, en kapsamlı poliçe ile sigortalılarımızın yanında olmaya devam ediyoruz.



Yurtdışı Seyahat Sigortasında seyahat edilecek yer;
Avrupa ülkeleri seçildiğinde Schengen Anlaşması kapsamındaki ülkeler de dahil olmak üzere tüm Avrupa ülkelerini,
Dünya ülkeleri seçildiğinde Avrupa ülkeleri de dahil olmak üzere tüm dünya ülkelerini
kapsamaktadır. 


Keyifli tatiller dileriz. 

(*)Sigortalılarımız Yurtdışı Seyahat Sigortası ile sunduğumuz yardım hizmetlerinden 0850 7 24 0850 numaralı Anadolu Hizmet ve Hasar İşlemleri Hattı'nı arayarak yararlanabilecektir. 
(**)Anadolu Sigorta süre ve koşullar konusunda önceden haber vermeksizin değişiklik yapma ve yürürlükten kaldırma hakkını saklı tutar. 
x

22 Ağustos 2017

N'OLUR N'OLMAZ SİGORTASI

Hep bize bir şey olmaz zannederiz...
Ama aslında her an her şey olabilir. İşte o zaman hayata yeniden tutunarak, sevdiklerinize destek olmaya devam edebilmeniz için N’olur N’olmaz Ferdi Kaza ürünü devreye girer...


Ayda 5 TL’den başlayan fiyatlar ile N’olur N’olmaz Sigortanızı yaptırın, çocuğunuzun eğitimi yarım kalmasın, ailenizin düzeni bozulmasın.

N’olur?

Evde, trafikte, iş yerinde, sokakta, seyahatte her an, her yerde başınıza ciddi bir kaza gelebilir.
Trafik kazasından zehirli böcek sokmasına, kesik, yanık, kırık, çıkıktan elektrik çarpmasına kadar beklenmeyen bir olay sonucu yaralanabilir, sürekli sakat kalabilir veya hayatınızı kaybedebilirsiniz.

N’olmaz?
N’olur N’olmaz Sigortası sayesinde başınıza bir kaza geldiğinde tedavi masraflarınız teminatınız dahilinde karşılanır ya da kalıcı sakatlık, ölüm durumunda toplu tazminat ödenir. Siz bu parayı nasıl isterseniz öyle kullanırsınız. Evinizin, arabanızın taksitleri bölünmez, çocuklarınızın eğitimleri aksamaz.

Asistans Paketini Ekletmeyi Unutma!

Daha kapsamlı bir güvence için ekstra ücret karşılığında asistans hizmetlerinden de
faydalanabilirsiniz.
  • Araç/Yol Yardım Hizmetleri
  • Konut Yardım Hizmetleri
  • Bilgi ve Organizasyon Servisi Hizmetleri
  • Seyahatte Yardım Hizmetleri
  • Bağlantı Hizmetleri
  • Avantajlı Diş Paketi
N’Olur N’Olmaz Sigortası İle Verilen Teminatlar Nelerdir?


a) Kazaen Yaşam Kaybı: Yaşam kaybı sonucu sigortalının ailesi güvence altına alınıyor.
b) Kazaen Sürekli Sakatlık: Kalıcı sakatlık durumlarında sigortalının kendisi tazminata hak kazanıyor.
c) Kazaen Tedavi Masrafları: Kaza sonucu sigortalının maruz kaldığı bedensel yaralanmaların tedavisi ile ilgili gerekli tedavi masrafları ödenir.

N’Olur N’Olmaz Sigortalarında Yaş Sınırı Var mıdır?
Bu sigorta 18 – 65 yaş arasındaki kişilere yapılır.

N’Olur N’Olmaz Sigortasında, İstisna Olan Meslekler Nelerdir?
Maden işçileri, inşaat işçileri, tersanede çalışanlar, profesyonel sporcular.

N’Olur N’Olmaz Sigortasında, Teminat Dışı Kalan Haller Nelerdir?


a) Savaş, ihtilal, isyan, ayaklanma, iç kargaşalıklar,
b) Nükleer rizikolar,
c) Sel
d) Deprem ve yanardağ püskürmesi, heyelan.
e) Grev, lokavt, halk hareketleri, kavgalara iştirak,
f) Motosiklet ve takma motorlu bisiklet kullanmak ve bunlara binmek,
g) Açık deniz balıkçılığı, vahşi hayvan avcılığı ve yüksek dağlarda avcılık,
h) Cürüm ve cinayet işlemek veya teşebbüs etmek,
i) Tehlikede bulunan malları ve kişileri kurtarmak hali hariç, sigortalının kendisini bile bile ağır bir tehlikeye maruz bırakacak hareketlerde bulunması, suda boğulmalar, sigortanın kapsamına giren bir kaza sonucunda meydana gelmedikçe teminat haricindendir.
j) 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda belirtilen terör eylemleri ve buna bağlı sabotajlara katılmak.

N’Olur N’Olmaz Sigortası Sadece Türkiye Sınırları İçerisinde mi Geçerlidir?
Hayır. Sigortalı dünyanın neresinde olursa olsun poliçe geçerli olacaktır.

Sigortalının birden fazla Ferdi Kaza Sigorta Poliçesinden Tazminat Alınması Mümkün müdür?
Kişinin ferdi kaza ölüm ve sürekli sakatlık teminatı ile ilgili olarak kaç poliçesi olursa ve hangi limitlerde hangi şirketten yaptırırsa yaptırsın, her bir poliçe kapsamında ayrı ayrı tazminata hak kazanır. Ancak bu durum tedavi masrafları teminatı için geçerli değildir.

Ferdi Kaza Sigortaları için hasar oluşması durumunda hazırlamam gereken belgeler nelerdir?

a) Kaza ile ilgili tutanaklar
b) Veraset ilamı (ölümde)
c) Aile nüfus kaydı (ölümde)
d) Ölüm raporu (ölümde)
e) Ölen kişinin sigortalı aracın yolcusu olduğunu belirten belge
(koltuk ferdi kaza sigortasından meydana gelen ölümle ilgili olarak)
f) Hastane kat ’i raporu (yaralanmalarda)
g) Ücretli şöförün veya muavinin sigortalı araçta çalıştıklarına dair resmi belge (şöför ferdi kaza poliçeleri için)
h) Maluliyet derecesini gösteren hastane kati raporu (daimi sakatlık hallerinde)
i) Malul kalan kişinin sigortalı araçta yolcu olduğunu belirten resmi belge(koltuk ferdi için)
j) Tedavi masrafları ile ilgili belge ve faturalar (tedavi masrafları varsa)

N’Olur N’Olmaz Sigortası’nda bir vergi avantajı var mı?
Sigortalı eğer ücretli olarak çalışıyorsa ya da beyana tabi vergi mükellefiyse, Gelir Vergisi Kanunu’nun 63. ve 89. maddeleri gereğince ödediği ferdi kaza sigorta primlerini vergi matrahından indirebilir.

Kaza Sayılamayacak Haller Nelerdir?

a) Her nevi hastalık ve bunların sonuçları,
b) Sigortanın kapsamına giren bir kaza sonucu meydana gelmediği takdirde, donma ve güneş çarpması,
c) Her ne akıl ve ruh haleti ile olursa olsun intihar veya intihara teşebbüs,
d) Belirgin sarhoşluk, gerekmediği halde uyuşturucu madde kullanımı ve zararlı madde alma,
e) Sigorta kapsamına giren bir kazanın gerektirmediği cerrahi müdahale, her türlü şua uygulaması nedeniyle meydana gelecek ölüm veya bedensel bozukluklar kaza sayılmaz.

N’Olur N’Olmaz Sigortası hangi yaralanmaların tedavisini ödüyor?
Gözden dişe kadar kaza sonucu oluşabilecek tüm bedensel yaralanmaların tedavisi ödenir.

www.bizbize.com.tr



28 Temmuz 2017

SEL ve DEPREM ZARARINI DEVLET Mİ ÖDEMELİ?

Şükür ki, can kaybı yok; ne İstanbul’da yaşanan sel felaketinde, ne de Muğla’da meydana gelen depremde...

Ama çok miktarda mal kaybı, yani maddi hasar var. Önce İstanbul’daki sel felaketinden başlayalım. Yüzlerce konut hasar gördü, bir kısmı oturulamayacak hale geldi. Yine yüzlerce araç sele kapıldı. Küçük işletmeleri ve dükkanları su bastı, kiminin malı gitti, kiminin işini yürüttüğü makinesi. Kamu malını hesaba katmıyorum. Gelelim, Muğla depremine. Görüntüler ortada. Konutlar ve araçlar zarar gördü, sadece Bodrum’da 30’un üzerinde bina yıkıldı, Datça’da da durum hakeza aynı. Turistik işletmelerin, dükkanların hali felaket, tekneler suların içinde.

Merak etmeyin, her iki felaketin de bilançosunu çıkarmayacağım. Ama eminim yazacaklarım kimsenin hoşuna gitmeyecek. Varsın, gitmesin. Gerek İstanbul’daki sel felaketinin gerekse Muğla’daki depremin hemen ardından, hem bakanlardan hem belediye başkanlarından hem de valilerden yıllardır dillerden düşmeyen söylemi bir kere daha duyduk; “Hasar tespitleri yapılıp zararları olan vatandaşlarımızın zararı giderilecek, maddi hasar telafi edilecek”.



DEVLET BABA ZİHNİYETİ

Kusura bakmayın ama neden karşılayacaksınız, nasıl karşılayacaksınız? Aracı sele kapılan ya da depremde açılan çukura düşen vatandaşa, aracının parasını mı ödeyeceksiniz? Ya da selde evi oturulamayacak hale gelene ev, depremde yazlığı yıkılana yazlık mı vereceksiniz; televizyonun, buzdolabının, fırının parasını mı ödeyeceksiniz? Veya da teknesi suya batana tekne mi vereceksiniz?

Bu ülkede bir sigorta sistemi var ve bunun için var. Hadi, kamunun, kendi zararını kendi karşılamasını anlıyorum, ama gerisi sigorta sisteminin işi. Bunu da vatandaşa siz siyasetçilerin söylemesi gerekiyor. Her afet sonrası, ‘devlet yaralarınızı saracak’ demek yerine, ‘ben senin aracının zararını, malının hasarını, buzdolabını, televizyonunu ödemem, bunun için sigorta yaptırmalısın’ demeniz lazım. Anlıyorum, politika yapıyorsunuz ama bir yerden artık başlamanız lazım. Bakın, 2000 yılında deprem hasarı için zorunlu deprem sigortası başladı; aradan 17 yıl geçti, depremin yaşandığı Muğla’da, 242 bine yakın konuttan sadece 130 bini sigortalı. Eminim bunun yarısı da ya bankadan kredi alındığı için ya da tapudaki işlem nedeniyle zorunluluktan yaptırmıştır. 

BU NASIL ADALETTİR?

Daha da önemlisi, vatandaşın zararını gidereceksiniz de hangi vatandaşın zararını karşılayacaksınız? Devlet, hasarı ne kadar zamanda, nasıl karşılar, onu bilemem ama ben, bundan sonra olacağı söyleyeyim. Aynı selde, aynı depremde zarar gören vatandaşlardan konutu, aracı, işyeri, malı sigortalı olan gidip, sigorta şirketinden zararını alacak; sigortasız vatandaşın hasarını ise devlet karşılayacak. Bugüne kadar yaşanan her depremde, her selde olduğu gibi. Bu nasıl bir adalettir? Yıllarca cebinden para ödeyip, sigorta yaptıran vatandaş, kendini enayi gibi hissetmez mi? Madem böyle, o zaman, sigorta yaptırıp da selde, depremde zarar gören ve sigortadan zararını alan vatandaşın ödediği sigorta primlerini de devlet karşılasın. Karşılasın ki, adaletli olsun.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/noyan-dogan/sel-ve-deprem-zararini-devlet-mi-karsilamali-40528893

24 Haziran 2017

KASKO TERCİHLERİ

Kasko satın alırken nelere dikkat ediyoruz ?

Kasko alırken markaya, satış kanalının yaygın olmasına ve fiyatına bakıyoruz.
Unico Sigorta, tüketicilerin kasko satın alma kararları ile ilgili bir araştırma yaptı. 25 yaş üstü 500 araç sahibi ile 5 büyük ilde (İstanbul, İzmir, Ankara, Adana ve Samsun) yüz yüze görüşme tekniği ile hazırlanan çalışma, sektörün öncü firmalarından GFK ile birlikte yapıldı. Araştırma sonuçları oldukça çarpıcı. 

Kasko Seçiminde Markanın Etkisi İlk Sırada
Katılımcılar, kasko seçiminde marka bilinirliği ve markaya olan güvenin en temel kriter olduğunu belirtti. Araştırmada bu oran %31 olarak ölçümlenirken; ürün fiyatlaması, süresi ve teminat kapsamı gibi kriterlerin önüne geçti. 



Satış Kanalı , Fiyatlama ve Diğer Faktörler
Yaygın satış kanalı ve kolay ulaşılabilir olmak en temel seçim kriterlerinden birisi olarak öne çıkıyor. Acente yaygınlığı ve hizmet kalitesi, dijital satış ve hizmet kanallarının yaygınlaşması bu konudaki beklentileri daha da yukarıya taşımış durumda. Katılımcılara göre satış kanalı ve kalitesi “marka” faktörünün ardından %17 ile ikinci sırada yer aldı. Bir diğer önemli etken de fiyatlama olarak ölçümlendi. Kasko fiyatları ve sigorta şirketlerinin yaptığı promosyonlar %16 ile temel tercih nedenleri arasında yer aldı.

İstediği Teminatı Seçebilme Özgürlüğü
Katılımcılar kasko satın alırken özgürlük istediğini belirti. Dilediği teminatı seçebilme ve kendi ihtiyacına uygun kasko ürününü satın alabilme özgürlüğü %14 ile ön plana çıkan kriterlerden bir tanesi oldu.

www.sigortagundem.com/foto-galeri/nelere-dikkat-ediyoruz-galeri/1205765/5#ixzz4kx0RpOWH



12 Haziran 2017

SEYAHAT SAĞLIK SİGORTASI


Seyahat ya da tatil, her geçen gün gündemimizde daha çok yer tutan kavramlar. Bundan 50 yıl önce, tatil ülkemizde çok az kişinin bildiği bir şeydi. Tatil için ciddi bütçeler gerekiyordu ve bunu ayırmak, çoğumuz için çok zordu. Tatil cenneti Bodrum bile 1970’lere kadar tanınmıyordu. Seyahate çıktığımız zaman ise tren ya da otobüs kullanıyorduk. Uçağı ancak uzaktan seyredebiliyorduk.

Günümüzde ise seyahat etmek, tatile çıkmak, ciddi bir ihtiyaç haline geldi. Rutinden sıyrılıp iş stresinden uzaklaşmak için önce yurtiçi tatiller, sonrasında ise yurtdışı tatiller özellikle çalışan kesimler için vazgeçilmez oldu. Hatta, henüz çalışıp para kazanmaya başlamayan öğrenciler bile harçlıklarını biriktirip seyahate çıkabilmek için fırsat kolluyor. Uçak biletlerinin otobüs bilet fiyatlarıyla yarışabilir duruma geldiği günümüzde, uçağa binip bilmediğimiz yerleri görmek en çekici etkinlik haline geldi.

Geldi ama bununla birlikte bazı riskler de ortaya çıktı. Özellikle yurtdışı seyahatlerinde hastalanmamız ya da kaza geçirmemiz ciddi bir sorun oluşturuyordu. Çünkü oralarda herhangi bir sağlık güvencemiz yoktu ve başımıza bir sağlık sorunu geldiğinde önümüze ödemekte zorlanacağımız büyüklükte faturalar çıkabiliyordu. Bundan dolayı vize işlemlerinde seyahat sigortası zorunlu tutuldu. Böylece son 10 yılda seyahat sigortasında gözle görülür bir artış yaşandı. Ancak seyahat sigortası, sadece vize alınırken zorunlu tutulması gereken bir sigorta değil, bizi gerçekten ciddi bir güvence altına alan bir ürün. Bu yüzden vize aldıktan sonra yurtdışına çıkarken, hatta yurtiçi seyahatlerimizde de verdiği farklı teminatlara başvurmamız gereken, önemli bir teminat.

SEYAHAT SAYISI AZALDI AMA HARCAMALAR ARTTI
Geçtiğimiz aylarda döviz kurlarında yaşanan artış seyahatleri bir miktar azaltmış olsa da yurtiçi ve yurtdışı seyahatler Türk insanının hayatında da önemli bir yer kaplamaya devam ediyor.  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2016 yılı “Hanehalkı Yurtiçi Turizm Araştırması” yurtiçinde geçen yıl seyahat harcamalarının, önceki yıla göre yüzde 15 civarında artarak 28 milyar liraya yükseldiğini gösteriyor. Ancak, yine araştırmaya göre yapılan seyahatlerin sayısı düşüş gösteriyor. Toplam seyahat sayısı, bir önceki yıla göre yüzde 3,9 azalarak 68 milyon 450 bin seviyesinde gerçekleşti. Seyahat talebinin artması ya da azalması da neredeyse doğrudan olarak seyahat sigortalarını ve dolayısıyla sigorta sektörünü de bağlıyor.

BİLİNÇ ARTTIKÇA SEYAHAT SİGORTASI BÜYÜYECEK
Pazarı büyütmek her ne kadar turizmin gelişimine bağlı gibi gözükse de seyahat sigortası hakkındaki bilincin artırılması ya da internet üzerinden seyahat sigortası satışının yaygınlaşmasının sektörü büyütebileceği öngörülüyor. Konuyu sektörün seyahat konusunda iddialı şirketlerine sorduk.

Umut Deniz Elçi
umut@sigortacigazetesi.com.tr



Generali Sigorta Oto Sigortaları Direktörü Pınar Doğru: Seyahat sigortasında bilinç artırılmalı

“Sigortalıları bilinçlendirmek ve ürünün kapsamını poliçe satış aşamasında müşterilere anlatmak sigortacıların önemli görevleri arasında yer alıyor. Tüm sigorta ürünlerinde olduğu gibi sigortalıların satın aldıkları poliçe şartlarını iyi okumaları ve gerekli durumlarda poliçeden nasıl faydalanabileceklerini bilmeleri kendileri açısından önem taşıyor.”

Seyahat sigortası ürünlerini vize amacıyla sağlanan bir belge olması dışında, acil durumlarda ortaya çıkan ihtiyaçlara cevap veren bir sigorta türü olarak yapılandırmak gerektiğini ifade eden Generali Sigorta Oto Sigortaları Direktörü Pınar Doğru, şu görüşleri aktardı: “Seyahat sigortaları çok geniş kapsamlı olmasına rağmen primleri oldukça düşük poliçelerdir.  Sigortalıları bilinçlendirmek ve ürünün kapsamını poliçe satış aşamasında müşterilere anlatmak sigortacıların önemli görevleri arasında yer alıyor. Tüm sigorta ürünlerinde olduğu gibi sigortalıların satın aldıkları poliçe şartlarını iyi okumaları ve gerekli durumlarda poliçeden nasıl faydalanabileceklerini bilmeleri kendileri açısından önem taşıyor.”

Yurtdışında vatandaşların yaşadığı olumsuz olaylarda kendi başlarına hareket etmeden poliçede yer alan telefon numarasını aramaları ve sigorta şirketinin yönlendirmesi durumunda aksiyon almalarının önemine değinen Doğru, “Aksi durumda poliçede teminat olsa dahi ilk anda sigorta şirketinin aranmaması nedeniyle bazı teminatlar kapsam dışında kalabiliyor. Bu tarz durumları önlemek adına sigortalılar muhakkak acenteleri aracılığıyla sahip oldukları poliçeleri ve şartlarını muhakkak teslim almalı; anlamadıkları konularda sigorta şirketine başvurmalılar” diye konuştu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan verilere göre; 2016 yılında yurtdışına çıkan Türk vatandaşlarının sayısının 2015 yılına paralel olarak 13 milyon 505 bin kişiye ulaştığı bilgisini veren Doğru, konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:

%50’Sİ 1-7 GÜNÜ KAPSIYOR

“Vize zorunluluğu nedeniyle seyahat sigortaları da bir zorunluluk haline geldi. Bu zorunluluk, sektörde prim ve poliçe adetlerinde de artışı beraberinde getirdi. Seyahat sigortaları prim üretimi 2015 yılına göre 2016 yılında %23 büyüme sağladı. Seyahat sigortası yaptıranların sayısı ise 2015 yılı ile paralel seyrediyor. Seyahat sigortalarındaki artış yurtdışına çıkan kişi sayısına bağlı olarak artabilen bir yapıdadır. Bu alanda hazırlanan poliçe adetlerinin %54’ü “1 ila 7 gün” arasını kapsamaktadır. Çalışma koşulları, izin süreleri dikkate alındığında bu sürelerin turizm sektörüne paralel olduğu gözlemleniyor.”

Doğru, seyahat sigortasının hem yurtiçi hem de vize olmadan giriş yapılan ülkelerde zorunluluk haline getirilmesi gerektiğini de dile getirdi: “Türkiye’de paket turlar kapsamında yapılan seyahatlerde, seyahat acenteleri kendilerini de korumak adına bu tür sigortaları şart koşabiliyorlar. Seyahat sağlık sigortası; ulaşım araçlarından herhangi birisini kullanarak yurt içine veya yurt dışına seyahat edenleri, seyahatleri esnasında karşılaşabilecekleri sağlık risklerine karşı koruyan bir özel sigorta türüdür. Seyahat sırasında poliçenin geçerlilik tarihleri arasında meydana gelen bir kaza veya önceden mevcut bir duruma bağlı olmayan hastalık hali sonucunda sigortalıya, poliçede belirtilen teminatları sağlıyor. Sigortanın süresi yurt dışına yapılan seyahatler için pasaportla ülkemiz sınırlarından çıkıldığı tespit edildiği an başlıyor; yine pasaportla ülkemiz sınırlarına girildiği tespit edildiği anda da sona eriyor.”

3 FARKLI ÜRÜN

Yurtiçi Seyahat Sigortası, Schengen ülkelerini kapsayan Seyahat Sigortası ve tüm dünyayı kapsayan olmak üzere 3 farklı seyahat sigorta ürünlerinin olduğunu söyleyen Doğru, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Ürünlerimizin kapsamında yer alan teminatlar; Tıbbi tedavi teminatı, tıbbi nakil teminatı, cenaze nakli, refakatçi nakli, refakatçinin yakınının konaklama giderleri, kişisel eşyaların ikamesi, gerekli ilaçların sevki, refakat edilemeyen çocukların geri dönüşü, hastaneden taburcu oluşu takiben otelde konaklama, tedavi sonrası ikametgâha dönüşün sağlanması,  sigortalının vefatı halinde aile fertlerinin dönüşü, sigortalının yakınının sağlık durumunun izlenmesi, ülkeye öngörülmeyen dönüş (birinci derece akrabasının vefatı durumunda), acil mesajların iletilmesi, idari asistans,  bagaj kaybı veya hasarı, kayıp bagajın bulunup ulaştırılması, hukuki yardım, kefalet için avans ödemesi şeklindedir.”

12 Haziran 2017
http://www.sigortacigazetesi.com.tr/yaz-geldi-seyahat-sezonu-acildi/

11 Haziran 2017

TAMAMLAYICI SAĞLIKTA BÜYÜME HIZ KESMİYOR

Sağlık sigortası her dönem üzerinde pek çok tartışmanın yaşandığı bir branş. Öte yandan bu tartışmaların paralelinde gelişmelerin ve büyümenin de hızla devam ettiği bir branş olma özelliğine sahip.

Türkiye Sigorta Birliği’nin (TSB) verilerine göre, 2017 yılının ilk çeyrek döneminde sigorta sektörünün toplam prim üretimi geçen yıla göre %12’lik artışla 11 milyar 935 milyon lira oldu. Üretilen toplam rakamın yaklaşık %13’lük kısmını ise hastalık/sağlık branşı karşıladı. Sigorta sektörü sağlık sigortalarında son yıllardaki büyüme hacmini klasik sağlık sigortalarına ek olarak satılmaya başlanılan yeni ürünlerin etkisiyle de artırmaya çalışıyor. Bu ürünlerden bir tanesi de genel ve özel sağlık sigortaları dışında son yıllarda adını sıkça duyduğumuz Tamamlayıcı Sağlık Sigortası. Türkiye’de özellikle 2000’li yılların başından itibaren yoğun şekilde tartışılmaya başlayan Tamamlayıcı Sağlık Sigortası, ilk kez 5510 sayılı Kanun’un 98’inci maddesinde konu edildi.

Poliçe sayısı 2016 yılında 643 bini aştı

2011 yılının ekim ayında yayınlanan Orta Vadeli Program’da (2012-2014) ise, ‘tamamlayıcı emeklilik ve sağlık sigortası modellerinin geliştirileceği’ konusuna yer verildi. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) özel sağlık sigortasında gerçekleştirdiği düzenlemeyle ise Tamamlayıcı Sağlık Sigortası hayatımıza girmiş oldu. Tamamlayıcı sağlıkta son iki yıldaki büyüme ise çok ciddi rakamlara ulaştı. Öyle ki söz konusu üründe 2015 yılında poliçe sayısı 371 binken, 2016’da 643 bine yükseldi. Sigorta Bilgi Merkezi’nin (SBM) SAGMER verilerine göre, 2017 yılının ilk 4 ayında ise tamamlayıcı sağlıkta poliçe sayısı 270 bini aşarken, bu hızla devam etmesi durumunda poliçe sayısının 800 bine ulaşması bekleniyor. Bu büyümede son aylarda Türkiye’nin en büyük şirketlerinin de mavi yaka çalışanlarına bu üründen almaya başlaması etkili oldu.

Tamamlayıcı sağlığa “havuz” modeli
Sektör temsilcileri gelecek dönemlerde toplu iş görüşmeleri sırasında sendikaların da bu konuda talepkâr olacağına dikkat çekiyor. Aynı zamanda uzun dönemde bu konuda hükümetin de teşvik verme çalışmaları yürüttüğünün altı çiziliyor. Öte yandan Tamamlayıcı Sağlık Sigortası’yla ilgili yaşanan son gelişme ise bir sigorta havuzunun kurulacak olması. Bu havuzun kamu tarafından yönetileceği ve devletin de havuza destek olacağı belirtiliyor. Kurulacak havuzun, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) gibi özel hastanelerle anlaşmalar yapacağı da ifade ediliyor.  Bu durumda ise ülke sigortacılığı yeni bir sigorta havuzu ile tanışmış olacak. Sigortacı Gazetesi olarak sektör yöneticilerine Tamamlayıcı Sağlık Sigortası’nın geldiği durum ve gideceği nokta konusunda görüşlerini sorduk.

Yakup Sayar
yakup@sigortacigazetesi.com.tr

Allianz Türkiye Sağlık Genel Müdür Yardımcısı Pınar Oruç Lembet: Bilinirlik arttıkça talep edilir duruma geldi

“2015-2016 yılı döneminde tamamlayıcı sağlıktaki artışın arkasındaki temel sebebin kamuoyunca bilinilirliğinin artması ve buna bağlı olarak artan talep olduğunu görüyoruz.”

Allianz Türkiye Sağlık Genel Müdür Yardımcısı Pınar Oruç Lembet, Tamamlayıcı Sağlık Sigortası’nın (TSS) özel sigorta almak isteyen, ancak bütçesi daha kısıtlı olan müşteriler için ideal bir ürün olduğunun altını çizerek, “Nitekim devlet tarafından Genel Sağlık Sigortası kapsamında sunulan sağlık hizmet paketi her ne kadar geniş kapsamlı olsa da, TSS ile sigortalılar daha yaygın bir kurum ağıyla ve beklemeksizin, farklı standartlarda sağlık hizmetine de kolaylıkla erişebiliyorlar” dedi.

“Allianz olarak bu ürünü bireysel müşterilere TSS, kurumsal müşterilere ise TSS veya hibrid ürün olarak sunabiliyoruz” diyen Lembet sözlerini şöyle sürdürdü: “Kurumsal sağlık poliçelerinde TSS ve özel sağlık sigortası özelliklerini tek bir ürün altyapısında buluşturan hibrid ürünler pazara son dönemde girdi. Allianz Türkiye olarak biz de hibrid ürünümüz “Karma”’yı da 2015 yılından itibaren müşterilerimize sunmaya başladık. Dolayısıyla bu iki ürünle gerek bireysel, gerekse kurumsal tarafta sigorta ettirenlere daha ekonomik çözümler de sunarak sağlık sigortası pazarını büyütmeyi hedefliyoruz. 2015-2016 yılı döneminde tamamlayıcı sağlıktaki artışın arkasındaki temel sebebin TSS ve Karma gibi türev ürünlerinin kamuoyunca bilinilirliğinin artması ve buna bağlı olarak artan talep olduğunu görüyoruz. Bunun da pazar büyümesine hizmet eden olumlu ve istediğimiz yönde bir gelişme olduğunu söylemek mümkün.”

‘ÖZEL SAĞLIK ÜRÜNLERİ TSS’YE DÖNÜŞMEZ’

Söz konusu ürünlerde poliçe sayısı yerine sigortalı sayısına bakıldığında seyahat sağlık hariç olarak toplam primin yüzde 23, sigortalı sayısının ise yüzde 29 arttığının görüldüğüne dikkat çeken Lembet, “Allianz Türkiye olarak tamamlayıcı sağlığı, sigorta ettirenlere bütçeleri dahilinde farklı alternatifler yaratarak pazarı büyütme imkanı sağlayacak bir unsur olarak konumlandırıyor ve sektör olarak bu yönde çalışmalar yapılmasını destekliyoruz. Özel sağlık sigortası ürünleri her geçen gün sunduğu yenilikler ve müşteriye yaşattığı farklı deneyimler ile, değişik müşteri ihtiyaçlarına hizmet etmeye devam edecektir. Tamamlayıcı sağlığa dönüşmelerini beklemiyoruz.”


Toplumda bilinç düzeyi arttıkça özel sağlık sigortasına olan ilginin de arttığını söyleyen Lembet sözlerini şöyle sürdürdü: “Allianz Türkiye olarak, sağlık sigortacılığında sadece sağlık harcamalarını finanse eden kurum olmanın ötesine geçen bir vizyonla faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Önceliğimiz daima; değişen talep ve ihtiyaçlara göre yenilikçi çözüm ve uygulamalar sunabilmek. Geleneksel sağlık sigortalarında çözümlerin sektör genelinde değişen ihtiyaçlara bağlı olarak değişmeleri, sunulan ürünlerin farklılaşmaları gerektiğini düşünüyoruz. Nitekim bu yönde attığımız çeşitli adımlar mevcut ve ilerleyen dönemlerde yeni çözüm ve uygulamalar sunabilmek üzere hazırlanıyoruz.”

Sompo Japan Sigorta Bireysel, Teknik ve Finansal Kurumlar Satış Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı  Şenol Ortaç: Sağlıkta TSS’nin payı giderek artıyor

“2014 sonu itibarıyla sağlık branşında üretilen her 100 liralık primin 1.2 lirası tamamlayıcı sağlıktan geliyordu. 2016 sonunda bu miktar 4.88 liraya yükseldi.”

Tamamlayıcı sağlık sigortalarındaki gelişimi sigorta sektörü açısından gayet olumlu ve umut verici olarak değerlendirdiklerini belirten Sompo Japan Sigorta Bireysel, Teknik ve Finansal Kurumlar Satış Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı  Şenol Ortaç, “Özel sağlık sigortaları, ister geleneksel, ister tamamlayıcı sağlık sigortası olsun; aslında sağlık hizmetlerinin finansmanı için en makul ve adil yöntemlerin başında geliyor. Türkiye’de sağlık için harcanan para 104 milyar liraya ulaştı. Kişilerin bireysel olarak yaptıkları ödemeler ise yaklaşık 15 milyar lira. Bunun yarısının dahi özel sigorta modeliyle finanse edilebileceği varsayımını yaparsak, pazarın büyüme potansiyeliyle ilgili çok daha net bir tablo ortaya koymuş oluruz. Bununla beraber gerek sağlık, gerek hizmet sunumu, gerekse sigorta perspektifinden; kamunun özel sektöre çok hızlı alan açmayı tercih edebileceği bir konu değil. Bu konuda aşamalı olarak alan açıyor, özel sağlık sigortaları da aşamalı olarak bu alanı tamamlıyor. O yüzden buradaki gelişimin uzun bir zamana yayılarak gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Tamamlayıcı sağlık aslında fiilen 2 yıllık geçmişi olan, çok yeni sayılabilecek bir ürün. Her ne kadar bu büyüme grup poliçelerinin etkisiyle olmuş gibi görünse de, önümüzdeki dönemde bireysel tamamlayıcı sağlığın da belirli bir hızla artacağına inanıyoruz. Zira, tamamlayıcı bireysel sigortalı adedi ise 2015 yılında 50 binlerdeyken, 2016 sonu itibarıyla 200 binlere yaklaşmış durumda. Ayrıca 2014 sonu itibarıyla sağlık branşında üretilen her 100 liralık primin 1.2 lirası tamamlayıcıdan gelirken; 2016 sonunda 4.88 liraya yükseldiğini görüyoruz” diye konuştu.

‘ÖZEL HASTANELERİN TUTUMU ÖNEMLİ’
Klasik sağlık poliçelerinin tamamının TSS’ye dönüşmesini öngörmediklerini ifade eden Şenol Ortaç sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu noktada pazarın ne şekilde ve hangi hızla dönüşeceğini; aslında SGK ile anlaşması olmayan, dolayısıyla da tamamlayıcı sağlık ürünlerinin ağında bulunmayan büyük özel hastane gruplarının davranışları belirleyecek gibi duruyor. Artık tüketiciler; nitelikli sağlık hizmetine çok daha uygun primlerle erişebiliyorlar. Bu durum, her geçen gün genişleyen bir müşteri kitlesi tarafından da fark ediliyor. Bu sağlık grupları, afaki sayılabilecek hizmet fiyatları ile hizmet sunmaya devam edip; fiilen konsolide olmuş bir pazarda, sınırlı sayıda sigorta şirketi ile işbirliği içinde sınırlı bir segmente mi hizmet verecekler, yoksa fiyat anlaşmalarını makul düzeylere çekerek sigorta sektörünün geneli ile yeniden bir kazan-kazan ilişkisine mi girmeyi tercih edecekler; birlikte göreceğiz.”

Şenol Ortaç, Sompo Japan Sigorta olarak en çok önem verdikleri konunun, ürünlerinin sigortalılarına farklı değerde öneriler sunması olduğunu ifade ederek, “Tamamlayıcı sağlık ürünümüzde, sunduğumuz teminatlar ve yarattığımız farklar hakkında; hem dağıtım kanallarımızdan, hem de müşterilerimizden çok olumlu geri bildirimler alıyoruz. Geleneksel sağlık ürünlerimizi de aynı bakış açısıyla revize ederek zenginleştirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Hedefimiz, sağlıkta müşteri ve paydaşlarının tamamına değer yaratan, saygın ve istikrarlı bir şirket olmak. Bunun için, geleneksel sağlık ürünlerimizin de ‘sigortalı için değer önerisi yüksek, prim seviyesi olarak sürdürülebilir, kanal için satışı kolay’ olacağını şimdiden söyleyebiliriz” diye konuştu.


http://www.sigortacigazetesi.com.tr/tamamlayici-saglikta-buyume-hiz-kesmiyor/

SOMPO JAPAN SİGORTA'NIN GELİŞİMİ

Büyümenin sürdürülebilir olması için kârlılık şart...

Geçtiğimiz sene ve bu yılın ilk çeyreğinde sadece oto sigortalarında değil, sağlıktan iş yeri sigortalarına, bankasüranstan konut sigortalarına kadar her alanda çok önemli bir büyüme gösterdiklerini kaydeden Şenol Ortaç, bu büyümenin yanı sıra kârlılıklarını da sürdürdüklerini ifade etti.

Sompo Japan Sigorta Bireysel, Teknik ve Finansal Kurumlar Satış Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Şenol Ortaç, 2016’da sadece oto sigortalarında değil, her alanda çok önemli bir büyüme gösterdiklerini söyledi. Bu başarıyı her zamanki gibi kârlılıklarından ödün vermeden elde ettiklerini ifade eden Ortaç, “Büyümenin sürdürülebilir olması için kârlılık şart” dedi.

Sompo Japan, 2016 yılını ve bu yılın ilk çeyreğini nasıl geçirdi?

Sadece geçtiğimiz yılın değil, son birkaç yılın bireysel sigortacılık pazarında tartışmasız en başarılı şirketi Sompo Japan. Şirketimizin kurulduğu günden bugüne her alanda gösterdiği, en başta fiyat istikrarı olmak üzere, acentelerimize yönelik hizmet anlayışı, kampanya ve komisyon uygulamaları, süreklilik arz eden kârlılık ve teknolojik gelişmelerde öncü bir şirket olmamız bu başarıyı da beraberinde getirmiştir.

Geçtiğimiz yıl sadece oto sigortalarında değil, sağlıktan, yangın sigortalarına, bankasüranstan, konut sigortalarına her alanda çok önemli büyüme ve pazar payı gelişimi gösterdik. Ayrıca her zamanki gibi kârlılığımızdan da ödün vermedik.

‘KASKODA EN KARLI VE EN HIZLI BÜYÜYEN ŞİRKETİZ’

2016’da kaskoda sektörün en çok kâr eden 2. şirketi olduk. Hatta sadece acente kanalını göz önünde bulundurduğumuzda sektörün bu alanda kârlılık oranı en iyi şirketiyiz. Yine 2016’daki gibi, son 12 yılın tamamında kaskodan kâr etmeyi başaran tek şirketiz.
%32 büyüme oranı ile %7 poliçe adedi pazar payına ulaşırken, bu alanda da sektörün en hızlı büyüyen ve en çok pazar payı kazanan şirketi olduk. Kaskodaki bu büyümede en önemli ayrıntı ise daha çok bireysel ve KOBİ segmenti müşterileri diye ifade edebileceğimiz pazardaki pazar payımızın %10 seviyesine ulaşmasıdır. 2017’de de pazar payımızı, yine her zamanki gibi kâr ederek koruyoruz.

Trafik sigortasındaki yeni gelişmelerden sonra pozisyonunuz ne olacak?

Biz her zaman serbest tarifeyi savunan bir yönetim ekibiyiz. Havuz sistemlerinde ürün içeriği, segmentasyon ve fiyatlama gibi sigorta şirketine farklılaşma olanağı sağlayan uygulamalarda hizmet farkınızı göstermeniz çok kolay olmuyor. Özellikle bizim gibi genç, yenilikçi, fark yaratan, teknolojiyi iyi kullanan şirketlerde bu tarz uygulamalar hep dezavantaj oluşturuyor.
Önümüzdeki kısa dönem için trafik sigortasında bu durumu değiştirebilmemiz çok mümkün gözükmüyor. Bu durumda bize düşen görevse bu dönemi en az kayıpla kapatmak. Bunun için de hem tarife, hem de pazarlama birimlerimiz başta olmak üzere şirketimizin ilgili departmanları çok yoğun bir şekilde mesai harcıyor. Trafik ürününde, pazar payımızda bir miktar azalmaya rağmen yine de sektörün en önemli oyuncularından biriyiz.

Bireysel sigortalardaki diğer alanlarda ne durumdasınız?

Aslında biz sadece oto sigortalarında değil, bireysel sigortacılık pazarının birçok alanında önemli büyümeler gösteriyoruz. Örneğin sağlık branşı. Biz sağlık branşında diğer şirketlere göre nispeten yeni oyuncularından biriyiz. Buna rağmen Tamamlayıcı Sağlık, Yabancı Sağlık, Seyahat Sağlık gibi ürünlerde sektörde öne çıkan ve hatta bizden daha eski şirketlere örnek olan çok farklı ürün ve uygulamalarımız mevcut. 2016 yılında sağlık branşında pazara “Tamamlayıcı Sağlık Sigortası” ürünümüzü sunduk. Bu ürünle birlikte; diğer şirketlere de örnek olacak şekilde kendi sağlık yazılımlarımızı geliştirdik, geliştirmeye devam ediyoruz. Kendi iç kaynaklarımızla gerçekleştirdiğimiz teknolojik altyapımızın bize sağlık branşında da ciddi avantajlar sağlayacağına inanıyoruz. Sağlıkta diğer bir başarımız ise yine her zaman olduğu gibi kârlılık. Kârlılığımız sayesinde rekabetçi fiyat ve komisyon uygulamalarımız devam ediyor. 2017 yılında da büyümeye ve acentelerimizi bu alanda büyütmeye devam ediyoruz.

Teknolojinin hızlı değişimiyle birlikte önümüzdeki yıllarda pazarı neler bekliyor?

Kuruluşumuzdan beri teknolojiyi iş süreçlerine her zaman entegre etmeyi başardık. Bunu yaparken, sadece o dönemi değil gelecek dönemi düşünerek stratejilerimizi ve altyapı yatırımlarımızı gerçekleştirerek, başta acenteler olmak üzere müşterilerimize fayda sağlamayı başardık. Artık müşteriler en iyi teknoloji kullanımı, en iyi ürün içeriği, pazardaki en iyi fiyat, en hızlı hasar ödemesi ve istedikleri her an her yerden şirket ile iletişime geçmeyi istemektedir. Bu durum, gelecekte şirketlerin müşterilerin olduğu her alanda, en iyi olma zorunluluğunu da beraberinde getirecektir. Bu değişim, sektörde bireysel sigortacılıktaki rekabeti ve pazar payı kazanma savaşını daha da artıracaktır.

ACENTE SAYISI 2000’E YÜKSELDİ

Bir diğer önemli gelişme de acente sayımızda oldu. Teknolojik uygulamalarımız, hasar hizmeti kalitemiz, istikrarlı fiyat politikamız ve rekabetçiliğimiz acentelerin şirketimize olan ilgisini her geçen gün daha da artırıyor. Şu an acente sayımız 2000’e ulaşmış durumda. Acentelik verme kriterlerimizde çok önemli beklentilerimiz olmasına rağmen, uygulama ve hizmetlerimizdeki sürekli iyileşme ile son bir yılda acente sayımız 1500’den 2000 adede ulaştı. 2016 yılı sonunda acente satış kanalı prim üretimi büyüme oranımız %147 seviyesinde gerçekleşti.

“Sürekli kendini yenileyebilen ve sürekli kâr edebilmeyi başaran iş yapış şeklimiz sayesinde, özellikle kriz dönemlerinden daha da güçlenerek çıkıyoruz.”

“Kurulduğumuz ilk günden bu yana, teknoloji ve altyapı konusunu çok önemsedik.”

Yabancı sağlıkta hem geçen yıl hem de bu yılın ilk çeyreğinde üretimde sektörün lider şirketlerindeniz. Seyahat sağlıkta 2016’yı 3. sırada tamamladık. Bu yıl nisan sonu itibarıyla sektör lideriyiz.

“Zorunlu tarife, DASK, TARSİM gibi havuz sistemi diye adlandırdığımız uygulamalara her zaman karşı olduk.”

“Nispeten düşük pazar payına rağmen geçtiğimiz yıl sektörün sağlık branşında matrah olarak en iyi ikinci teknik sonuç elde eden şirketiyiz.”

10 Haziran 2017
http://www.sigortacigazetesi.com.tr/buyumenin-surdurulebilir-olmasi-icin-karlilik-sart/

Yeni Değer Teminatı & Allianz Sigorta

Yeni satın aldığınız sıfır km aracınızın  ilk tescil tarihinden itibaren geçecek bir yıllık süre içerisinde, meydana gelecek tam ziya (pert)...