emeklilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
emeklilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Haziran 2018

GELECEK İÇİN PANİKLEMEYE BAŞLAYALIM MI?

Bu sefer gelecek çok hızlı ve öfkeli geliyor ! 

20 yıl sonra ne yapacaksınız planladınız mı?

Kaç yaşına kadar yaşayacaksınız? Muhtemelen babanızdan biraz daha, dedenizden çok çok daha uzun zaman!

E... güzel haber tabii. Çoğumuz 90’ı, 100’ü, hatta 110’u bazılarımız belki 120’yi göreceğiz.

Peki biz 60 yaşlarında ve hâlâ çakı gibi sağlıklıyken, önümüzde 40-50 yıl daha varken, dünya nasıl olacak? O ana kadar öğrendiklerimiz, eğitimimiz, tecrübemiz bir işe yarayacak mı?



Emeklilik kaç yıl sürecek?

Veya şöyle diyelim: Bizim kuşakta ve daha gençlerde hayatın neredeyse yarısı emeklilik olarak mı geçecek?

Devletler, bireysel emeklilik şirketleri, sigortacılar kara kara düşünmekteler. Bu evde oturup, emekli maaşı alıp televizyon seyreden “gençlerle” nasıl uğraşacaklar?

Evde oturmasalar, çalışkan, gayretli insanlar olsalar bile, ne iş yapacaklar?

İçinde bulunduğumuz seçim döneminde bütün partilerin bu konuya uyanması ve geleceğimizin en sonunda gündem olmasını alkışlıyorum. Şu da konuşulsun: Mesela 1980 doğumlu bir insan, veri analisti, yapay zekâ eğitmeni, robot teknisyeni, nanoteknoloji mühendisi olabilecek mi? Olamayacaksa ne yapacak?

Şimdi icra ettiğimiz mesleklerin bir kısmı 10 yıl içinde arzuhalcilik, kalaycılık, seyyar fotoğrafçılık, nalbantlık, hallaçlık gibi tedavülden kalkacak mı? Uzayan hayatlarda, her şey bu kadar hızlı değişirken, 60’lı yaşlardaki (ki 60’lar artık yeni 40’lar deniyor) insanlar hem kendi ev ekonomileri, hem ülke için nasıl verimli olabilecekler?

Önünde daha 30-40 yıl olan, eli ayağı tutan biri, bütün gün evde bilmece çözerek kendisi dâhil kime, nasıl faydalı olabilir?

Eski toplumlarda olgun yaşların bilgeliğinden faydalanılırdı. Bu insanların emeklilik sonrası öğretmenlik, eğitmenlik yapması için şimdiden özel programlar planlanamaz mı?

Bankacı bankacılık, hukukçu hukuk, tedavülden kalkmış bir meslek sahibi bile en azından bildiği yabancı dili, matematiği, el becerisini, mesleğin tarihini öğretemez mi?

Yetişmiş olgun iş gücü, tecrübesiyle topluma ve özellikle eğitime faydalı olamaz mı?

Aslına bakarsanız şu an önceliğimiz olan hikâye, hepimizin geleceğinin kalitesi, tamamen yeni nesillerin eğitimine bağlıdır!

Yeni bilgi, yeni yöntem, yeni meslekler elbette anahtar kelimelerdir. Ama bunlar için mesela her şekilde yabancı dil gerekliyken, 60 yaşın üstünde kaç emekli potansiyel yabancı dil öğretmeni evlerinde pinekliyor olacak?

Ya ev kadınları?

Çocukları artık liseye-üniversiteye başlamış, ODTÜ’lü, Boğaziçili, ülkenin en iyi imkânlarıyla eğitim görmüş, ya hiç çalışmamış ya çocuklardan sonra iş hayatını bırakmış o kadar çok kadın tanıyorum ki... Şu anki öğretmen kalitesine bakarsak, bu insanların evde farklı yemek tarifi denemesine izin verecek lüksümüz yok!

Bu beyin ve birikimleri eğitim öğretim kadrolarına katmanın bir yolu olmalı!

Geleceğe yatırım yaparken sadece yastık altındaki dövizleri değil, yastık altında atıl duran yetişmiş beyin ve iş gücünü de derhal sisteme sokmanın bir formülünü bulmalıyız.

Paniklemeye başlayalım!

Artık dün bile çok geç !

30 Mayıs 2018

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/gulse-birsel/gelecek-icin-paniklemeye-baslayalim-mi-40851954

06 Kasım 2017

EMEKLİ OLANLARIN SAYISI BEBEKLERİ YAKALADI

Sosyal güvenlikte dengenin sağlanması için her dört çalışanın, bir emekliye bakması gerekiyor. Bizdeki oran her 1.9 çalışana bir emekli. Bu yıl ilk kez, emekli olan sayısı yeni doğanları geçti....

Gelişmiş sosyal güvenlik sistemlerinde dört aktif sigortalıya bir emekli…

Türkiye’de iki çalışana bir emekli…

Avrupa’nın en genç nüfusuna sahip olan Türkiye’de devletten emeklilik maaşı alanların sayısı 11 milyonu aşarken, bu rakam 100’den fazla ülkenin nüfusunu geride bıraktı. 
Sosyal Güvenlik Kurumu’nun emeklilere yaptığı ödeme 180 milyar TL’nin üzerine çıkmış durumda. Bu rakamlarla, çalışan nüfus başına düşen emekli sayısında OECD ülkeleri arasında en kötü durumda yer almamız tabii ki sürpriz bir sonuç değil.

Toplumun yüzde 25’i 15, yüzde 93’ü ise 64 yaşın altında. Genç nüfusun yüksekliğine karşın önceki yıllarda 38-40’lı yaşlarda emekli edilenler nedeniyle çalışan-emekli dengesi büyük açık verdi. Dünyada sosyal güvenlik kurumlarının varlığını sürdürebilmesi için her bir emekliye karşılık dört çalışanın bulunması normal kabul ediliyor. Buna karşılık Türkiye’de bir emekliye düşen sigortalı çalışan sayısı 1.97 kişide kalıyor.

6 ayda 238 bin emekli

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre, 2017 yılının ilk 6 ayında 232 bin 100’ü yaşlılık, 6 bin 424’ü malullük/vazife malullüğü olmak üzere toplam 238 bin 524 kişiye aylık bağlandı.

Böylece 2017 yılının Haziran sonu itibarıyla SGK’dan gelir ve aylık bağlananların sayısı toplam 11 milyon 971 bine ulaştı. 2017 yılının Ocak-Haziran döneminde gerekli prim gün sayısı ile yaş sınırını karşılayan 232 bin 100 kişi emekliliği hak etti. Bu kişilerden 165 bin 689’u SSK (Hizmet akdiyle çalışanlar), 21 bin 6’sı Bağ-kur (Kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanlar), 45 bin 405’i ise Emekli Sandığı ( devlet memurları)statüsü ile emekli oldu.

Bununla birlikte, çalışma gücünün yitirilmesi ve meslekte kazanma gücünün yüzde 60’ını kaybeden 4 bin 377’i SSK, 1.445’i Bağ-kur, 602’si Emekli Sandığı statüsünden olmak üzere 6 bin 424 kişiye malullük aylığı bağlandı.

ÇSGB kayıtlarına göre, 2016 yılı içinde SGK tarafından 415 bin 798’i yaşlılık, 11 bin 129’u malullük/vazife malullüğü olmak üzere 426 bin 927 kişiye emekli aylığı bağlanmış.

Emeklilik hızı doğurganlıktan daha yüksek

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2016 yılı doğum istatistiklerine göre canlı doğan bebek sayısı revize edilen 2015 yılı verisine göre 1 milyon 333 bin 329 iken 2016 yılında 1 milyon 309 bin 771 oldu. Canlı doğan bebeklerin yüzde 51.3’ü erkek, yüzde 48.7’si kız oldu. Toplam doğurganlık hızı, 2015 yılında 2.15 çocuk iken 2016 yılında 2.10 çocuk olarak gerçekleşti. Yani, bir kadının doğurgan olduğu dönem boyunca doğurabileceği ortalama çocuk sayısı 2.10 oldu.

Ortalama rakamlar ele alındığında 654 bin canlı doğmuş bebek sayısına oranla emekli nüfusunun doğurganlık seviyesinden daha da hızlı arttığı karşımıza çıkan gerçek. 
2010 öncesinde emekli oranı yeni doğan bebek nüfusunun 3/1’ine bile denk gelemezken bu oran 2017 itibarıyla aynı oranı geçmiş bulunmaktadır. (Mert Nayır/Vatan)

http://www.sigortagundem.com/haber/emekli-olan-sayisi-bebekleri-yakaladi/1246181#ixzz4xb8MrsxE

Yeni Değer Teminatı & Allianz Sigorta

Yeni satın aldığınız sıfır km aracınızın  ilk tescil tarihinden itibaren geçecek bir yıllık süre içerisinde, meydana gelecek tam ziya (pert)...