19 Mart 2018

SİGORTA PUANI

TSB Başkanı Çağlar’dan sigorta puanı açıklaması...
Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Can Akın Çağlar, sigortalılar için puanlama sistemi üzerinde çalıştıklarını açıkladı. Yürüttükleri projeler noktasında özellikle istatistikle çalışan bir endüstri olduklarını ifade eden Çağlar, "Yine tıpkı kredi notu gibi sigortalı için bir sigorta puanlama projesinin de tasarım aşamasındayız” dedi.
İstatistikle çalışan bir sektör olduklarını ve veri kalitesinin artırılmasına yönelik bir projeye de başladıklarını söyleyen TSB Başkanı Can Akın Çağlar, “Yine tıpkı kredi notu gibi sigortalı için bir sigorta puanlama projesinin de tasarım aşamasındayız. Tabii güncel konulara yönelik yapılan bu çalışmaların yanı sıra sigortacılığın gelişmesi ve ekonomideki öneminin ve derinliğinin artırılmasına yönelik çalışmalarımıza da devam ediyoruz” dedi.


 
TSB Başkanı Can Akın Çağlar, Milliyet gazetesinden Kadife Şahin‘in sorularını yanıtladı:
 
– Gündeminizde neler var?
Birlik olarak en önemli önceliğimiz sektörümüzün ekonomimizdeki hak ettiği yerini alması, gerçek potansiyelini göstermesi. Düzenleyici otoriteden 2018’de trafik tarifesine en az enflasyon kadar zam yapılmasını, havuz dışı araç grupları ve basamaklarda serbest tarifeye geçilmesini, genel şartlarda maliyet artırıcı düzenlemelerin yapılmamasını, eşdeğer parçanın desteklenmesini ve değer kaybı sorununun çözülmesini talep ettik.
 
Bireysel emeklik tarafında ise işveren katkısının cüzi ve tedrici olarak sağlanmaya başlanmasını, 1.000 TL başlangıç devlet katkısının nemalandırılmasını, portföy yönetiminde yüzde 40 kuralının kaldırılmasını ve 18 yaş altındaki küçüklerin de sisteme katılmasını talep ettik.
 
– Trafik sigortasında durum ne?
Zorunlu trafik sigortası son 11 yıldır zarar ederek şirketlerin mali bünyelerini tehdit eder bir konuma geldi. Tavan prim uygulaması ile belirlenen primler ile mevcut sektör ortalama primleri karşılaştırıldığında tüm araç grupları ve tüm basamaklarda ortalama primde yüzde 25 azalma gerçekleşmiş. Bunun sektöre dönemsel etkisi yaklaşık 2.3 milyar TL zarar.
 
Bunun sürdürülebilir olmadığı çok net belli olduğu için bu sıkıntıları Hazine Müsteşarlığımıza ilettik. Başbakan Yardımcımıza da bu sıkıntıları arz ettik. Trafik branşında karlılık hedeflemiyoruz. Şirketlerimizin özkaynaklarını eritmeyecek ve en azından trafik kazaları ve yargı tarafında attığımız yapısal adımların etkisini görene kadar şirketlerimizin bilançolarını koruyacak iyileştirmeler bekledik. Bir rahatlama sağlandı ve yeni açılımlar da gelecek.
 
Aylık prim artışı yüzde 1.5’a geldi, tavan tarifeye yüzde 5’lik bir zam yapıldı. Bir yüzde 5’lik zam daha konuşuluyor. SGK’ya prim devrinde indirim olacak. Geçiş döneminde daha az özkaynak erozyonu yaratacak bir noktaya geldik.
 
– Bu yılki beklentiniz nedir?
2017’nin en önemli gelişmeleri arasında Otomatik Katılım vardı. 2017’de yürürlüğe giren kanunla 45 yaşını doldurmamış çalışanlar otomatik olarak Bireysel Emeklilik Sistemi’ne dahil edilmeye başlandı. Toplamda 9 milyon çalışanın dahil olduğu sistemde 21 Şubat 2018 tarihi itibarıyla 4 milyon katılımcıyla 2.2 milyar TL fon büyüklüğüne ulaşıldı.
 
Ekonomik faaliyetlerin devamlılığı açısından için son derece kritik alacak sigortasının yaygınlaştırılması, kefalet sigortasının bankacılıkta karşılığı olan teminat mektupları ile aynı işlevde kullanılabilmesi sektörümüze ivme kazandırır. Faizsiz finans sistemi ve katılım sigortacılığının geliştirilmesine yönelik çalışmalarımız da 2018’de üzerinde duracağımız diğer bir alan.
 
Dini hassasiyetleri nedeniyle sigortadan uzak duran vatandaşlarımızı İslami finansa uygun ürünlerle teminat altına alınmasını sağlamak amacıyla katılım sigortacılığına ilişkin çalışmaları çok önemsiyoruz.
 
– Ekonomik büyümedeki payınız nedir?
Türkiye ekonomisi dünyadaki en büyük 17’nci ekonomiyken, sigortacılık sektörünün sıralamadaki yeri 38’dir.Sigorta sektörü ülke ekonomisinin genel durumuna uygun bir noktada değil. Hedefimiz hâlihazırda finans sektöründe yaklaşık % 5 olan sigortacılığın ve bireysel emekliliğin payının daha da yukarılara taşınması.
 
http://www.sigortacigazetesi.com.tr/tsb-baskani-caglardan-sigorta-puani-aciklamasi/
19 Mart 2018

18 Mart 2018

ORTAK YAŞAM ALANLARI SİGORTASI

Anadolu Sigorta, site ve apartman gibi toplu yaşam alanlarında gerçekleşecek riskler ile buralardaki yöneticilerin sorumluluklarını da içeren geniş kapsamlı “Site/Apartman Yönetimi Ortak Alan Paket Sigortası”nı sigortalıların hizmetine sundu.

Anadolu Sigorta, sitelerin ve apartmanların ortak kullanım alanları için hazırladığı Site/Apartman Yönetimi Ortak Alan Paket Sigortası’nın kapsamını daha da genişleterek müşterileriyle buluşturuyor. Bu poliçe ile ortak yaşam alanları ve bu alanlarda bulunan demirbaşlar, elektronik cihazlar, makine-tesisatlar, nakit para ve kıymetli evrak ile cam, reklam panosu, totem gibi kıymetler; yangından depreme, sel-su baskınından doluya, elektronik cihaz arızalarından makine kırılması hasarlarına, cam kırılmasından, hırsızlığa kadar pek çok riske karşı tek bir poliçe ile teminat altına alınıyor.

Yangın’dan fırtınaya tüm risklere güvence veriyoruz
Ayrıca, kapsamı bu ürüne özel olarak belirlenen yönetici sorumluluk, site yönetiminde çalışanların sorumluluğu, yangın mali sorumluluk, taşınan para hırsızlığı ve çalışanlar tarafından yapılacak emniyeti suiistimal gibi teminatlar da poliçede yer alıyor.
Konuyla ilgili açıklama yapan Anadolu Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Levent Sönmez: “Şehirleşme ve modernleşmeyle birlikte kalabalık nüfusları barındıran sitelerin de sayısı hızla artıyor. Bu siteler ve apartmanlar her gün yangından fırtına ve doluya, hırsızlıktan sel-su baskınına kadar sayısız riskle karşı karşıya kalıyor. Toplu yaşam alanları için geliştirdiğimiz Site/Apartman Yönetimi Ortak Alan Paket Sigortası” ile tüm bu risklere karşı güvence verirken, apartman ve site yöneticilerinin sorumlulukları, üçüncü şahıslara olan sorumluluklar, taşınan para, işveren sorumluluk, emniyeti suiistimal, elektronik cihaz, makine kırılması, cam kırılması gibi pek çok riski de tek bir poliçe ile teminat altına alıyoruz” dedi.
http://www.sigortamedya.com.tr/ortak-yasam-alanlari-anadolu-sigorta-guvencesinde/

YILDIZI PARLAYAN MESLEK - SİGORTA HAKEMLİĞİ

Sigortalı ile sigorta şirketi arasındaki uyuşmazlıkları çözen sigorta hakemliği, son yılların gözde mesleği. Bağımsız çalışıyorlar ve baktıkları uyuşmazlık dosyaları üzerinden ücretlerini alıyorlar. Sigorta hakemi olmak ise hiç de kolay değil.

İşte, sigorta şirketi ile tüketici arasındaki uyuşmazlığı inceleyip, çözüme kavuşturan kişilere sigorta hakemi deniyor ve sigorta hakemlerini Sigorta Tahkim Komisyonu görevlendiriyor. Sigorta hakemleri, uyuşmazlıkları inceliyor, taraflarla görüşüyor ve en geç 4 ay içinde dosyayı ya sigortalı ya da sigorta şirketi lehine sonuçlandırıyor. Hakemlerin verdiği kararların hukuki bağlayıcılığı bulunuyor ve belirli bir limite kadar olan anlaşmazlıklarda sigorta hakeminin verdiği karar yargıya taşınamıyor. Sigortalı da sigorta şirketi de hakemin kararına itiraz edip, mahkemeye başvuramıyor. Sigorta hakemlerinde aranan şartlardan tutun da kimlerin hakem olup olamayacağı Hazine Müsteşarlığı’nın alanına giriyor.

ŞARTLARI AĞIR

Gelelim sigorta hakemi olmanın şartlarına. Birinci şart, sigorta hukukunda en az 5 yıl, sigortacılıkta ise en az 10 yıl deneyim sahibi olmak. Başvuracakların deneyim süreleri içinde yaptıkları işin niteliği ve niceliği de önemli. Akademisyenlerin sigorta hakemliği için yeterli sayılıp sayılmaması ise sigortacılıkla ilgili çalışmaları ve yayınları göz önüne alınarak değerlendiriliyor. Bu kapsamda; sigorta acentesinden ve şirketlerin muhasebe, tahsilat, Ar-Ge, istatistik bölümlerinde çalışanlar, yönetim kurulu üyeliği yapanlar, savcı ceza hakimi gibi sigorta hukuku ile bağlantılı olmayan diğer hukuk alanlarında uzmanlaşmış kişiler, sigorta şirketlerine danışmanlık hizmeti verenler ve sigortacılığa kesintisiz 5 yıl ve üzeri ara veren kişiler sigorta hakemliğine başvuramıyor.



Gerekli şartları yerine getirenler Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuruyor. İncemelerden sonra Sigortacılık Eğitim Merkezi (SEGEM) tarafından sınava tabi tutuluyor. Şu bilgiyi de vereyim, sigorta hakemleri, Sigorta Tahkim Komisyonu’nun çatısı altında maaşlı çalışan elemanlar değiller; bağımsız kişiler ve Tahkim Komisyonu’nun verdiği dosyalara bakıyorlar. Ne zaman sigorta hakemi belgesi verileceği, sınavların ne zaman olacağı konularını ise Hazine, Sigorta Tahkim Komisyonu belirleyip, duyuruyor. 

171 HAKEM VAR

Bugün Sigorta Tahkim Komisyonu’na bağlı 171 hakem çalışıyor. 2017’nin başında bu sayı 168’di. Sadece 2017’de sigorta hakemleri 83 bine yakın dosyaya bakmış. Sigorta hakemlerinin geliri dosya sayısı üzerinden aldıkları ücretten oluşuyor. Dosya başına 250 TL ücret alıyorlar. Tahkim Komisyonu’na gelen başvurular her geçen yıl artıyor ve sigorta hakemi sayısı da yetersiz kalıyor. Önümüzdeki aylarda yeni hakem alımları başlayacak.
Sigorta hakemliği son yıllarda yıldızı parlayan bir meslek. Önce, sigorta hakemliği nedir kısaca değineyim. Sigortalı ile sigorta şirketi arasındaki uyuşmazlıkların, mahkemelere gitmeden kısa sürede ve daha az masrafla çözülmesi amacıyla 2010’da Sigorta Tahkim Komisyonu kuruldu. Bu çerçevede sigortadan hasarını alamayan ya da eksik aldığına inanan tüketiciler, Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuruyor.

http://www.hurriyet.com.tr/ik-yeni-ekonomi/yildizi-parlayan-meslek-sigorta-hakemligi-40767101

14 Mart 2018

SOMPO JAPAN TAMAMLAYICI SAĞLIK SİGORTASI


Sompo Japan Tamamlayıcı Sağlık Sigortası (TSS) hakkında, örnek bir poliçe üzerinden düzenlediğimiz ve ilginizi çekebileceğini düşündüğümüz yazımızı sizinle paylaşıyoruz...

TSS poliçesi düzenlediğimiz üç kişilik ailemiz, Ankara'da ikamet etmektedir.
Ahmet Bey (Baba) 52, Ayşe Hanım (Anne) 49 ve genç kızımız Fatma 26 yaşındadır. Sigortalılarımızın bireysel primi yaş ve cinsiyete göre farklılık göstermektedir. Aile bireylerinin beraber sigortalanması durumunda indirim uygulanmaktadır.



TSS için hastalık çıkmadan önce ve genç yaşta sigortayı yaptırmak, bizim için en idealidir.

TSS poliçesi hangi sağlık kuruluşlarında geçerlidir ?

Sompo Japan Sigorta Tamamlayıcı Sağlık Sigortası Anlaşmalı Kurumlarında ve kamu idaresindeki yüksek öğretim kurumlarında geçerlidir. TSS poliçesi yaptıran ailemiz, Ankara'da bulunan toplam 35 anlaşmalı özel hastaneden sağlık hizmeti alabilmektedir. Anlaşöalı kurumların tamamı için ;

Ahmet Bey ve ailesi, TSS poliçesi ile bu hastanelerden hizmet alırken sadece 15 TL (2018 yılı için) SGK katılım payı ödeyecek, başka bir ücret ödemeyecektir.

Poliçe teminatlarını inceleyecek olursak ;

Yatarak Tedavi Teminatı: Sigortalının tedavisinin hastanede yatarak yapılmasının gerekli olduğu durumlarda oluşan sağlık giderleri LİMİTSİZ olarak bu teminat kapsamında karşılanır. Cerrahi ve dahili yatışlar, yoğun bakım, kemoterapi, radyoterapi, diyaliz, küçük müdahale giderleri Yatarak Tedavi Teminatı kapsamındadır.

Ayakta Tedavi Teminatı: Sigortalının ayakta tedavi giderleri poliçe dönemi içerisinde toplam 10 defa olmak üzere karşılanmaktadır. Ayakta tedavi giderleri; doktor muayene, laboratuvar hizmetleri, görüntüleme ve tanı yöntemleri, ileri tanı yöntemleri, fizik tedavi giderlerini kapsamaktadır.

Check-up Hizmeti: Check-up hizmeti Sompo Japan Sağlık Destek Hattı'nı (0 850 2500 757) arayarak temin edilir. Check-up anlaşmalı kurumları arasından tercih ettiğiniz kurumu belirterek check-up için randevu alabilirsiniz. Check-up anlaşmalı sağlık kuruluşları için:
Check-up, yalnızca sigorta şirketinin check-up anlaşmalı kurumlarında geçerlidir. Check-up hizmeti poliçe başlangıç tarihinden 3 ay sonra kullanılabilecektir.

Diş Check-up Hizmeti: Diş check up, diş taşı temizliği hizmeti Sompo Japan Sağlık Destek Hattı'nı (0850 2500 757) arayarak temin edilir. Diş tedavi paketi, yalnızca sigorta şirketinin anlaşmalı diş kurumlarında geçerlidir. Diş tedavi paketi hizmeti poliçe başlangıç tarihinden 3 ay sonra kullanılabilecektir

Sompo Japan Sigorta Yenileme Güvencesi nedir?
SPJ Ömür Boyu Yenileme Güvencesine hak kazandıktan sonra sigortacının bu kişinin değişen sağlık koşullarına göre risk değerlendirmesi yapmaması, hastalık için ek prim almaması, belirli hastalıklar için bekleme süresi veya muafiyet tanımlamaması ve sigortalının varsa mevcut limit, hastalık ek prim, muafiyet ve katılım payında değişiklik yapmamasıdır

SPJ TSS hangi giderleri karşılamaz?
  • İlaçlar ve aşılar,
  • Gebelik takip giderleri , bebeğe ait giderler,
  • Gözlük, cam, çerçeve kontak lens ve lens solüsyonları,
  • Sigortalının, hastalık sonucu çalışamaması nedeniyle elde edemediği kazançlar için günlük iş görememe parası,
  • Sigortalı, bakıma ihtiyaç duyar duruma geldiği takdirde , bakım nedeniyle doğan giderler
  • veya gündelik bakım parasını karşılamaz. 
TSS poliçesi hangi hastalıkların tedavisini karşılamaz ?
Sigortalının poliçe başlangıç tarihinden önce var olan şikayet ve hastalıkları ile ilgili her türlü sağlık harcaması poliçe kapsamı dışındadır. Mesela poliçe düzenlenmeden önce sol dizinize menüsküs teşhisi konduysa, sol dizinizin menüsküs ile ilgili tedavi harcamaları karşılanmaz.
Bu muafiyet, tüm sağlık sigortası poliçelerinde bulunmaktadır.Bu durum, kaza yapmış ve hasarlı olan bir otomobile, kasko yapmak ve poliçe düzenlendikten sonra onarımın karşılanması gibi mümkün olmayan bir duruma benzetilebilir.

Sigortalı Sompo Japan Sigortanın anlaşmalı sağlık kuruluşlarından limit aşımı giderlerde ve/veya kapsam dışı durumlarda da Sompo Japan Sigorta indirimli fiyatlarıyla hizmet alma hakkına sahiptir.

Bu da çok önemli bir avantaj olarak poliçede yer almaktadır. Mesela; TSS sahibi olmadan önce kalp ameliyatı geçirmiş ve rutin kontrollerinizi Ankara Koru Hastanesinde yaptırmak isteyebilirsiniz. Bu durumda TSS poliçeniz daha önce geçirmiş olduğunuz kalp ameliyatına yönelik kardiyolojik kontrollerinizi karşılamaz. Bu durumu hastaneden kayıt yaptırırken görevli personele açıklamanız durumunda SPJ indirimli fiyatlarından yararlanabilirsiniz.
Ne kadar indirim olacak, üç beş lira için uğraşmaya değmez demeyelim. 2018 yılında 215 TL olan paket kardiyolojik kontrol ücretini, SPJ indirimli fiyatları ile 115 TL olarak ödeyerek, ciddi bir indirimden yararlanmış olursunuz

Bekleme süreleri: Aşağıda belirtilen hastalıklar ve komplikasyonlarına ait cerrahi veya tıbbi (medikal) tedaviler ve hastanede yatırılarak yapılan tüm tanı işlemleri ile ilgili giderler, poliçe başlangıç tarihinden itibaren 3 ay süre ile teminat kapsamı dışındadır. Bu hastalıkların tanısı poliçenin ilk üç ayı içerisinde konulduğu takdirde, ilgili durumlar geçmişten gelen hastalık kapsamında işlem görür ve ödenmez.
Her türlü kanser ve kalp hastalıkları, Kronik böbrek rahatsızlıkları ve diyaliz,her türlü kronik hastalık (hipertansiyon, diabet, KOAH, astım), tüm romatolojik ve otoimmün hastalıklar (multipl skleroz, SLE, romatoid artrit vb.), inflamatuar barsak hastalıkları (ülseratif kolit, crohn), epilepsi, sarkoidoz tanı ve tedavilerine yönelik girişimler, üriner sistemin taşlı hastalıkları, prostat hastalıkları,varikosel, her türlü disk hernisi (bel fıtığı, boyun fıtığı v.b.),diz cerrahisi (menisküs, kondromalazi, bağ rüptürleri v.b.) omuz cerrahisi (habitüel omuz çıkığı, rotator cuff yırtığı, impingement sendromu v.b.), omurga cerrahisi ve artroskopik cerrahi işlemleri,her türlü fıtık (göbek, kasık, mide, omurga v.b.), safra kesesi hastalıkları, safra yolu hastalıkları,katarakt ve glokom hastalıkları, tiroid hastalıkları, pilonidal sinüs, anorektal hastalıklara yönelik cerrahi işlemler, tonsillit, geniz eti, sinüzit ve orta kulak cerrahisi,myom, yumurtalık, meme ve rahim hastalıkları,endometriozis, sistosel, rektosel ve prolapsus uteri (rahim sarkması),varis (özefagus varisleri dahil),hidrosel, spermatosel

Tüm bu teminatlara sahip olabilmek için ödenmesi gerek prim tutarı 3.823 TL'dir.
Sağlık riski yaşa bağlı olarak artan iki aile bireyinin de yer aldığı, bu poliçe priminin son derece makul ve devam ettirilebilir olduğu kanısındayız.
Siz de teklif almak veya sorularınıza cevap bulabilmek için;


0 532 262 41 32
0 312 473 21 56

13 Mart 2018

KARAR VERELİM...

Trafikte bazı kazalar düz yolda yavaşça seyrederken gerçekleşiyor. Trafik sıkıştığı için öndeki aracın hızını düşürdüğünü zamanında fark edemeyen arkadaki sürücü ona çarpıyor. Normal şartlarda bu kadar basit bir kaza olmaması gerekir. Ama arkadaki sürücünün trafiğin yavaşladığını fark etmesini önleyen bir etken var ortada: Cep telefonu !

Maalesef araç kullanırken aynı zamanda telefon kullanma alışkanlığı son dönemde çok arttı.

Evet farkındayım, onu çok seviyoruz ve onsuz yapamıyoruz. Ama trafikte onsuz yapmak zorundayız. Yoksa ağır sonuçları olan kazalara sebebiyet verebiliyoruz.

Herkes rastlıyordur. Birçok sürücü, özellikle trafik sıkışık olduğunda telefonunu elinden düşürmüyor. Sanki aracın vitesi gibi (ki birçok aracın vitesi artık otomatik) ya da direksiyonu gibi bir zorunluluk telefonun elde olması. Ancak gözümüzü yoldan 1 saniye ayırıp telefona baksak ve önümüzdeki araç o anda biraz yavaşlasa çarpmaktan kurtulamıyoruz. Kaza hafif bile olsa binlerce liralık hasara, sigorta priminin artmasına, moral bozukluğuna ve yarattığımız trafik sıkışıklığı sonucunda onlarca sürücünün zaman kaybetmesine neden oluyoruz.



Genç sürücüler
Özellikle genç sürücüler, telefonu araç kullanırken ellerinden düşürmüyor. Bunu biz kendimiz de gözlemleyebiliriz ama araştırmalar da bu sonucu gösteriyor.

Axa Sigorta ile Ekonomi ve Dış Politika Araştırmaları Merkezinin hazırladığı raporda çok dikkat çekici bir sonuç vardı: Arkadaşları geç cevap vermelerinden hoşlanmadığı için 18-24 yaş aralığındaki sürücülerin üçte biri telefon mesajlarına araç kullanırken cevap veriyormuş. Bu oran bir üst yaş grubu olan 25-35 arasında da düşük değil: %23. Burada tüm yaş gruplarındaki oran %18.

Kaza ihtimali 4 kat
Gündemde neler olup bittiğini merak ettiği için araç kullanırken sosyal medyada gezinenlerin oranı %12, epostalarına cevap verenlerin oranı ise %22. Ancak değil telefondan bir şeyler yazmak ya da ekrana bakmak; sadece telefonla konuşmak bile kaza yapma ihtimalini dört kat artırıyor.

Ülkemizde yılda 1.2 milyon kaza oluyor. Bu kazalarda en az 7500 kişi hayatını kaybediyor. Yukarıdaki araştırmayı yaptıran Axa Sigorta’nın Fransız CEO’su Guillaume Lejeune’e Fransa’da kazalarda yılda kaç kişinin öldüğünü sorduğumda 3400 cevabını aldım. Fransa’da bize kıyasla neredeyse iki kat araç var ama kaza sonucu ölenlerin oranı bizim yarımız kadar. Bizim de canımızın Fransızlar kadar kıymetli olduğunda sanırım hepimiz hemfikiriz. “Kazara” ölümleri azaltmak için trafikte mümkün olduğunca dikkatli ve özenli araç kullanmamız gerekiyor.

13 Mart 2018

http://www.sigortacigazetesi.com.tr/karar-verelim-telefon-mu-kullanacagiz-araba-mi/

09 Mart 2018

HALI YIKAMA, KOMBİ, KLİMA BAKIMI SİGORTACINIZDAN

Can KANTAR / POSTA 

Zorunlu Deprem Sigortası’nı (DASK) yaptırınca her şey bitiyor mu? 
Tabii ki bitmiyor. Kaldı ki DASK’ı da yaptıranlarların sayısı hala istenilen seviyede değil. DASK teminatları belli olan zorunlu bir sigorta. Yaşanacak bir deprem sonrası konutunu tekrar yaptırabilmek için hesaplanan inşaat maliyetini tazminat olarak alabiliyorsun sadece. Hep söylüyorum, boğaz kıyısındaki 100 metrekare bir yalı dairesi ile Ümraniye’deki 100 metrekare bir dairenin DASK’tan alacağı tazminat aynı.

Bu nedenle halkın tabiri ile ‘DASK yaptırmak ile iş bitmiyor.’ Evini su bastı, hırsız girdi veya yangın çıktı. Bu zararları Zorunlu Deprem Sigortası karşılamıyor. Bunun için isteğe bağlı bir Konut Poliçesi yaptırmanız gerekiyor. TÜSAF Başkanı Murat Büyükçelebi de çok önemli bir konuya değinmiş. Dolu yağdığında araçlardaki hasarı nasıl Zorunlu Trafik Sigortası karşılamadıysa ve sadece kaskosu olanlar araçlarının tamiratını sigortadan yaptırdıysa aynı şey konut sigortası için de geçerli. Özellikle iklim değişiklikleriyle birlikte normal riskler yani “yangın, hırsızlık ve dahili su hasarları”nın yanı sıra artık çatı uçuyor, 8’inci kattaki bir dairenin camı kırılabiliyor. Yani beklenmedik olayların sayısı hızla artıyor. Olmaz denilen şeyler olabiliyor. Bu nedenle DASK ile yetinmeyip Konut Sigortası’nı da yaptırmalısınız.
Poliçe bedavaya geliyor!
Bir evin yıllık sigorta priminin 250 TL olduğunu söylediğimde hep ‘aylık mı?” diye sorulduğuna tanık oldum. Kıyaslama hep otomobille yapılıyor. ‘100 bin TL’lik otomobilin sigortası 2 bin TL ise 300 bin TL’lik evin sigorta primi 6 bin TL olur’ gibi bir algı var. Yıllık 250 TL’yi duyan hemen bir sigorta acentesi aramaya başlıyor. Size bir de konut sigortası yaptırdığınızda halı yıkama, kombi bakımı ve klima bakımını ücretsiz yaptırabileceğiniz sigorta poliçesi bile var desem… Yani sigorta poliçesi neredeyse bedavaya geliyor demek yanlış olmaz.
http://www.sigortamedya.com.tr/hali-yikama-kombi-klima-bakimi-sigortacinizdan/

02 Mart 2018

DESTEKTEN YOKSUN KALMA KARARI

Destekten yoksun kalma kararı sigortacıyı sevindirdi...
Yüksek yargı tarafından verilen kararda, destekten yoksun kalma taleplerinde “destek” konumundaki sürücünün kusurunun tazminat yükümlülüğünü kaldırıcı ve azaltıcı etkisi olduğunun beyan edilmesi, sigortacıların tazminat yükünü azaltacak.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK) geçtiğimiz yılın Kasım ayı başında 01.11.2017 gün ve 2017/1315 E., 2017/1239 K. sayılı kararıyla destekten yoksun kalma tazminatları konusunda yeni bir karara imza atmış bulunuyor.
Bu kararı önemi dolayısıyla aşağıda inceleme konusu yapmaktayız.
I. Karara konu olan uyuşmazlık ve değişik düzeydeki yargı organları tarafından söz konusu uyuşmazlık hakkında verilen kararlar
1- DAVA VE CEVAP
Davacıların miras bırakanı askeri kurumda sürücü olarak görevlidir. Aracı sevk ederken kaza yapmış ve hayatını kaybetmiştir.
Bunun üzerine davacılar destekten yoksun kalma tazminatı istemişlerdir.
Davalı idare hizmet kusurunun bulunmadığını, kazanın davacıların miras bırakanı sürücü ile diğer aracın sürücüsünün kusurlarından kaynaklandığını; davacıların miras bırakanının kusurunun illiyet bağını kestiğini ve bu sebeple sorumlu tutulamayacağını savunmuştur.
2- İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesi kararı şu şekildedir:
Kazanın meydana gelmesinde davalı idarenin hizmet kusuru yoktur.
Kaza davacıların miras bırakanının %70 oranındaki ağır kusuruyla meydana gelmiştir.
İlliyet bağı kesilmiştir. Bu sebeple davanın reddi gerekmiştir.

3- YARGITAY’DAN ‘BOZMA’ KARARI
Temyiz başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 17. HD (Hukuk Dairesi), aşağıdaki hususları içeren bir bozma kararı vermiştir:
Destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma zararı, salt sürücünün desteğinden yoksun kalınması olgusuna dayalı, mirasçılık sıfatıyla bağlı olmaksızın uğranılabilen bir zarardır.
Destekten yoksun kalma tazminatı, salt miras yoluyla geçen bir hak olsa idi, desteğe karşı ileri sürülebilen savunmalar, ölenin desteğinden yoksun kalanlara karşı da ileri sürülebilecekti. Oysa destekten yoksun kalma zararı, desteklerinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalanların doğrudan kendileri üzerinde doğan zarardır.
Bu zarardan doğan hak desteğe ait olmadığına göre, onun kusurunun bu hakka etkili olması da düşünülemez.
Mahkemece davacıların desteğinin meydana gelen olayda ağır kusurlu olduğu ve illiyet bağının kesildiği değerlendirilmiştir. Ancak, kazaya karışan diğer araç sürücüsünün de kusuru bulunmaktadır. Şu halde, ağır kusurun söz konusu olduğu ve illiyet bağının kesildiği sonucuna varılamaz.
İlk derece mahkemesi kararı hatalı değerlendirme ile verilmiştir.
4- HGK DİRENME KARARINI KABUL ETTİ
Yargıtay 17. HD’nin bozma kararı üzerine dosyayı yeniden değerlendiren ilk derece mahkemesi, önceki kararında direnmiştir. Bunun üzerine dosya HGK önüne gelmiş ve HGK tarafından direnme kararı yerinde bulunarak onanmıştır. HGK direnme kararını onarken özetle aşağıdaki hususları belirtmiştir:
Zararın tazminini talep etmek hakkı doğrudan zarar görene tanınmıştır. Doğrudan zarar görenin dışında üçüncü bir kişinin tazminat talebinde bulunma hakkı, kural olarak yoktur.
Bu sebeple sözleşme dışı sorumluluk hukukunda üçüncü bir kişinin maruz kaldığı yansıma zararı, prensip olarak, tazmin edilemez niteliktedir. Zira sorumluluk hukukunun temel kurallarından birini, tazminat talebinde bulunabilecek olan kişi veya kişilerin sadece doğrudan zarara uğrayanlar olması oluşturur. Bunun istisnası ise destekten yoksun kalma tazminatıdır.
Bu bağlamda üzerinde durulması gereken en önemli husus, sürücünün kazanın meydana gelmesinde tam veya kısmi kusurlu olmasının, üçüncü kişi durumunda bulunan destekten yoksun kalmış olanlara karşı ileri sürülüp sürülemeyeceğidir.
KTK (Karayolları Trafik Sigortası) m.85’te araç işletenine yüklenen sorumluluk tehlike esasına dayanır. KTK m.86 ise işletenin hangi hususları kanıtlayarak sorumluluktan kurtulabileceğini düzenlemektedir.
Bundan başka BK, zarar görenin zararın doğmasına veya artmasına etki eden davranışının, hakimin takdirine bağlı olarak tazminat yükümlülüğünden kurtulma veya tazminattan indirim yapılması sonucuna yol açabileceğini öngörmüştür.
Bu sayılan hükümler ışığında kural olarak sürücünün ölümünden işletenin sorumlu olduğu, dolayısıyla davacıların işletenden talepte bulunma haklarının bulunduğu kabul edilmelidir.
Ancak, yansıma yoluyla zarar görmüş olan destekten yoksun kalan kişilerin, kendilerine destek sağlayan kişinin sahip olduğu haktan fazlasına sahip olmaları mümkün değildir.
BK m.52 fk.1 «hiç kimse kendi kusurundan yararlanamaz» ilkesine dayanmaktadır.
Desteğin ölümü sebebiyle meydana gelen zararın yansıma yoluyla destek görenleri etkilediği nasıl kabul ediliyorsa, desteğin kusurlu davranışlarının da aynı şekilde destek görenlere yansıyacağının kabul edilmesi gerekir.
Zarara uğramamak için gerekli özeni göstermeyen kimse, bu hareket tarzının sonuçlarına katlanmalı ve özen eksikliğinin zararın meydana gelmesinde oynadığı role, etkisine ve derecesine göre zararı kısmen veya tamamen üzerine almalıdır. Çünkü kendi kusuruyla sebebiyet verdiği veya artmasına neden olduğu zararın ödettirilmesini istemek Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen doğruluk ve dürüstlük kurallarına aykırı olacaktır. Somut olayda, dürüstlük kuralına göre, davacıların miras bırakanı sürücünün %70 kusuruyla meydana gelen kaza sonucu ölümü nedeni ile davacıların (destekten yoksun kalanların) talep ettikleri destekten yoksun kalma tazminatından davalı işletenin sorumlu olmadığı kabul edilmelidir.
l Destekten yoksun kalma tazminatının yansıma zararı olması nedeniyle desteğin kusurunun davacılara karşı ileri sürülemeyeceği ve bozma kararının yerinde olduğu görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş HGK çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir
l Tüm bu nedenlerle yerel mahkemenin yazılı şekilde karar vermesinde bir isabetsizlik görülmediğinden usul ve yasaya uygun direnme kararının onanması gerekmiştir.
5-HGK KARARI 
Karar ZTS (zorunlu trafik sigortası) poliçesini düzenleyen sigortacıya karşı açılmış bir davada verilmemiştir.
Ancak, sigortacı, sorumluluğunu sigorta etmiş olduğu kişiden daha fazla bir sorumluluk altında olmayacağından, kararda belirtilen gerekçeler, sigortacıya karşı ileri sürülen talepler bakımından da aynen geçerlidir. Her şeyden önce bu saptamayı yapmak ve altını önemle çizmek lazımdır.
Bundan başka, aşağıdaki noktaları da belirtmeliyiz:
HGK kararında yer alan “Zarara uğramamak için özen göstermeyen kişi, bu davranışının zararın meydana gelmesinde oynadığı role, etkisine ve derecesine göre zararı kısmen veya tamamen üzerine almalıdır. Çünkü kendi kusuruyla sebebiyet verdiği veya artmasına neden olduğu zararın ödettirilmesini istemek Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen doğruluk ve dürüstlük kurallarına aykırı olacaktır” şeklindeki değerlendirme kanımızca şu sebeplerle gereksizdir:
Yürürlükteki yasa hükümleri (BK 62; KTK 86) kazada yaralanan veya ölen kişinin kazanın meydana gelmesine olan etkisini zaten düzenlemektedirler.
Yasa hükümlerinin tazminat istemine yeşil ışık yaktığı hallerde, sorumlu işletenden veya onun sorumluluk sigortacısından tazminat istemiş olmak dürüstlüğe aykırı sayılamaz.
Eğer öyle olsaydı, sebep-sonuç bağının kopmuş olmadığı durumlarda tazminat isteme hakkının kullanılması hiç mümkün olmazdı.
6- GEREKÇELER ARASINDA YER ALMASI GEREKEN HUSUSLAR
Kazaya kusuruyla yol açan sürücünün o kazada hayatını kaybetmiş olması halinde, onun desteğinden yoksun kalanların açtıkları destekten yoksun kalma zararının tazmini davasında, sürücünün kusurunun duruma göre; sorumluluktan bütünüyle kurtulma, veya sorumluluktan kısmen kurtulma sonucuna yol açacağı çözümü benimsenirken kanımızca aşağıdaki gerekçelere de dayanmak lazımdır.
a) ‘ZARAR GÖREN’ KİMDİR?
Kazada ölen sürücünün ağır kusurlu olması durumunda araç işleteninin sorumluluktan kurtulacağı yolundaki çözüm öncelikle KTK m.86’nın açık hükmüne dayanmaktadır. “İşletenin sorumluluktan tamamen kurtulması” başlıklı KTK 86(1) uyarınca
“İşleten
– Kendisi veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerde bir kusur yoksa, ve
– Araçtaki bir bozukluk da kazanın meydana gelmesinde etkili olmamışsa
kazanın mücbir sebepten, zarar görenin ağır kusurundan veya üçüncü kişinin ağır kusurundan kaynaklandığını kanıtladığı takdirde sorumluluktan kurtulur.”
KTK m.86’daki “zarar gören” deyimi acaba kimi hedef tutmaktadır? Bu soruya söz konusu hükmün “kazada ölen veya yaralanan kişiyi kastettiği” yanıtının verilmesi gerekir.
Yasanın “zarar gören” hakkında hüküm getirirken trafik kazasında ölen, yaralanan veya sakat kalan kişiyi değil, (ölüm halinde) “destekten yoksun kalma zararına uğramış olan kişileri” kastettiğini düşünmek mümkün bulunmamaktadır. KTK m.86 yalnızca ölüm olasılığı ile ilgili değildir, her türlü can ve mal zararını kapsayan bir düzenleme içermektedir. Sürücünün sakat kaldığı durumlarda zarar gören deyiminin kendisini hedef tuttuğu kuşkusuzdur. Buna karşılık sürücü öldüğünde KTK m.86’daki “zarar gören” deyiminden maksadın sürücü değil, onun desteğinden yoksun kalanlar olduğunu benimsemek tutarlı olmaz.
b) DİĞER ALANLARA UYGULANABİLİR
Destekten yoksun kalma tazminatı davaları yalnızca trafik kazalarına bağlı ölümler sebebiyle açılmamaktadır. Bu davalarla başka birçok alanda da karşılaşılmaktadır: Örnek olarak, iş kazaları, tıbbi kötü uygulamalar, çevre felaketleri, deniz kazaları, hava aracı kazaları v.b. haller gösterilebilir.
Ölen desteğin kusurunun destekten yoksun kalma taleplerinde ne gibi etki meydana getirmesi gerektiği sorunu tazminat hukukunun “genel” bir sorunudur. Şu halde, çözüm de genel olmalıdır. Trafik kazalarından kaynaklanan ölümlerde diğer alanlardan farklı bir çözümün uygulanması doğru ve mümkün değildir.
İşverenin iş kazasından sorumluluğu alanında, iş kazasında hayatını kaybeden işçinin eşlik eden kusuru, destekten yoksun kalma davalarında tazminat yükümlülüğünden kurtulma, veya ödenecek tazminattan indirim sebebi olarak kabul edilmektedir. O halde trafik hukuku alanında da aynı çözüm geçerli sayılmalıdır.
c) TUTARLI DEĞİL
Şu olasılığı düşünelim: Sürücü tek taraflı ağır kusuruyla yapmış olduğu kazada, hayatını yitirmeyip sürekli tam sakatlığa uğramış ve kalan günlerini yatağa bağımlı ve sürekli bakıma gereksinim duyar bir durumda geçirmek zorunda kalmış olsun. Onun ağır kusuru işletenin sorumluluğunu ortadan kaldırmış olacağından, kendisine herhangi bir tazminat isteme hakkı verilmeyecektir. Sürücünün kendisine hiçbir tazminat hakkı tanınmazken, sakat kalma yerine hayatını kaybetmiş olması halinde onun desteğinden yoksun kalanların tazminat isteyebilmeleri tutarlı görünmemektedir. Şu halde, desteğin kusurunun, destekten yoksun kalanlara yansıyacağının kabul edilmesi lazımdır.
7. SİGORTACI NE YAPABİLİR?
Yeni HGK kararı ışığında, ZTS poliçesini düzenleyen sigortacı, kendisine zarar gören tarafından doğrudan istemde bulunulması halinde kanımızca özellikle şu savunmaları ileri sürebilecektir:
Kazanın zarar görenin ağır kusuru ile meydana gelmiş olması halinde sigortacının sorumluluktan kurtulacağına ilişkin KTK m.86 fk.1
Kazanın oluşunda zarar görenin (illiyet bağının kesilmesine yol açacak dereceye ulaşmayan) kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılabileceğine ilişkin KTK m.86 fk.2
Hangi hususların sigorta dışında kalacağına ilişkin KTK m.92
KTK hükümlerine uygun sözleşme hükümleri; özellikle KTK’dan aldığı yetki çerçevesinde kamu otoritesinin ZTS GŞ’nda öngördüğü sigortacının edim yükümlülüğünü daraltan veya tazminat hesabını zarar gören aleyhine sınırlayan hükümler.
II. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.11.2017 gün ve 2017/1315 E., 2017/1239 K. sayılı kararının uygulamayı nasıl etkileyeceği
Ülkemizde yargı kararlarının sürekli aynı çizgiyi izlemediği ve zaman zaman birbiriyle çelişen kararların çıktığı ve bu saptamanın Yüksek Yargı bakımından da geçerli olduğu bilinen bir durumdur.
Bu sebeple, HGK’nun 01.11.2017 gün ve 2017/1315 E., 2017/1239 K. sayılı kararının yeni bir dönemin başlangıcı olup olmadığı sorusu (yargı dahil) bütün çevrelerde sorulmaktadır.
Kanımızca hukuksal durum aşağıdaki gibidir.
HGK kararının destekten yoksun kalma tazminatlarına ilişkin “temel” bir soruna ilişkin bulunması sebebiyle:
Somut olay adaletini sağlama amacının ön plana çıktığı ve genel çizgiden ayrılan, deyim yerinde ise “kuralı bozmayan” ayrık nitelikte bir karar sayılması mümkün görünmemektedir. Tersine bu kararın, tartışmalar sonucu varılan kesin bir sonucu yansıttığını benimsemek doğru olacaktır.
Kısaca, HGK’nın 01.11.2017 gün ve 2017/1315 E., 2017/1239 K. sayılı kararı bir “içtihat değişikliği” anlamına gelmektedir.
Bundan sonra Yüksek Mahkeme’nin bu çizgiyi sürdürmesi en gerçekçi beklentidir.
Böyle olacağı varsayımından yola çıkarak şunları saptayabiliriz:
Yüksek Yargı, destekten yoksun kalma taleplerinde desteğin kusurunun tazminat yükümlülüğünü kaldırıcı veya azaltıcı etki meydana getirmesi gerektiğini (yıllar sonra yeniden) kabul ettiğine göre, şu ana kadar yargı kararına konu olmamış bütün istemler kural olarak bu kabule uygun biçimde değerlendirilebilmelidir.
Anımsanacağı gibi, yakın zaman önce ZTS Genel Şartlarında yasa ile değişiklik yapılması yoluna gidilirken, Yargıtay’ca “sürücünün kendi kusuruyla yol açmış bulunduğu trafik kazasında hayatını yitirmesi üzerine, onun desteğinden yoksun kalanlar tarafından açılan destekten yoksun kalma tazminatı davalarında ölen sürücünün kusurunun sorumluluktan kurtulma veya tazminattan indirim sebebi sayılmayacağına karar verilmesi” etkili olmuştur. Değişiklik esas itibariyle destekten yoksun kalma tazminatlarında desteğin kusurunun dikkate alınmaması yolundaki yargı uygulamasına tepki olarak gerçekleşmiştir. Bu değişikliğin tek bir amacı vardı: Yargı tarafından sigortacıların hesapta olmayan şekilde aleyhine karar verilmesi ve bunun bir yandan adalete uygun bulunmaması diğer yandan ise altından kalkılması çok zor bir ekonomik yük oluşturması.
Getirilen değişiklik, esas olarak KTK’daki “sigorta teminatı dışında bırakılabilecek hallere” ilişkin 92. maddeyi desteğin kusurunun dikkate alınmasını sağlayacak şekilde yeniden oluşturmak yönünde olmuştur.
Şu anda ise yargı, yasal değişiklik yapılmasına yol açan sebeplerden en önde geleni hakkında kendi kararıyla yeni bir uygulamaya yönelmiş ve böylece yasada değişiklik yapılmasının dayanağı son bulmuş; değişikliği gerektiren hal ortadan kalkmıştır.
Bu yüzden, artık yalnızca yasal değişiklikten sonraki olaylarda değil, öncesinde gerçekleşen olaylarda da sürücü kusuru tazminat yükümlülüğünü sona erdirici veya azaltıcı etki meydana getirecektir.
Hatırlanacağı üzere, yasa değişikliği Yargıtay’ın aksi yöndeki uygulamasını önlemek amacıyla yapılmıştı. Bu değişiklik yapılırken, Yüksek Yargı’nın vermekte olduğu “destek sürücünün kusurunun destekten yoksun kalma istemlerinde dikkate alınmayacağı” yolundaki kararların hukuksal gereğe uygun bulunduğu varsayımıyla yola çıkılmış ve sürücünün ağır kusuru halinde de işletenin KTK hükümlerine göre o sürücünün desteğinden yoksun kalmış olanlara karşı hukuken sorumlu olacağı kabul edilmiş, buna karşılık bu sorumluluk sigorta teminatı dışında bırakılmıştı.
Araç işleteni, sürücünün ağır kusuru halinde sorumluluktan kurtulacağı için, bu hallerin sigorta dışında bırakılmasına artık lüzum kalmamıştır. Sigorta bundan böyle sorumluluk hiç gerçekleşmediği zaman hiç devreye girmeyecek; sorumluluk azaldığı zaman da aynı ölçüde devre dışı kalacaktır.
Yasal değişiklik, bu değişiklikten sonra gerçekleşen rizikolarda geçerli olduğu için, daha önce meydana gelmiş kazalara uygulanma yeteneği yoktur. Buna karşılık, HGK kararıyla gerçekleşen içtihat değişikliği, mevcut olması gereken hukuksal durumu saptadığından, kanımızca daha önce yargı kararıyla sonuçlandırılmamış durumlar hakkında da sonuç doğurması gerekecektir.
Sürücü, ağır kusuruyla yapmış olduğu kazada sürekli tam sakatlığa uğrarsa, ağır kusuru NEDENİYLE ÖDEME YAPILMAZ. Sürücünün kendisine tazminat hakkı tanınmazken, hayatını kaybetmiş olması halinde onun desteğinden yoksun kalanların tazminat isteyebilmeleri tutarlı DEĞİLDİR.
http://www.sigortacigazetesi.com.tr/destekten-yoksun-kalma-karari-sigortaciyi-sevindirdi/
2 Mart 2018



Yeni Değer Teminatı & Allianz Sigorta

Yeni satın aldığınız sıfır km aracınızın  ilk tescil tarihinden itibaren geçecek bir yıllık süre içerisinde, meydana gelecek tam ziya (pert)...