09 Temmuz 2018

FABRİKA YANGINLARINDA "SAHTECİLİK" ŞÜPHESİ

Noyan DOĞAN'ın 9 Temmuz 2018 tarihinde Hürriyet Gazetesi'nde yayımlanan yazısı...

Son 6 ayda İstanbul’da 78, bir yılda Türkiye genelinde de 182 fabrikada yangın çıkması, "iş yeri sahipleri sigortadan para almak için kasten mi yakıyor ?" şüphesi yarattı. Sigortacılara göre yangınların bazıları şüpheli olsa da ispatı zor olduğundan hasarlar ödeniyor.

İSTANBUL’DAKİ son fabrika yangını sonrası, ‘işyeri sahipleri sigortadan para almak için kasten mi yangın çıkarıyor?’ diye hem söylentiler hem de şüpheler artmaya başladı. Şüphenin nedeni, son yıllarda fabrika yangınlarındaki artış. Biraz araştırma yaptım. Mesela, İstanbul İtfaiyesi’nin istatistiklerine göre, sadece bu yılın 6 aylık döneminde İstanbul’da 78 fabrika yangını çıkmış. Son 5 yıla bakıldığında ise 836 fabrika yanmış. Bu sadece İstanbul’daki fabrika yangınları. Kimya Mühendisleri Odası’nın rakamlarına göre de sadece 2017 yılında Türkiye genelinde 182 fabrikada yangın çıkmış ya da patlama yaşanmış. Yangınların 48’i tekstil, 36’sı plastik, 30’u gıda, 24’ü boya ve petrokimya fabrikalarında yaşanmış.



BELLİ DÖNEMLERDE ARTIYOR

Hal böyle olunca da fabrikalarda bu kadar çok yangın çıkması ve bu yangınların sayısının da her sene artması ister istemez, ‘sigortadan para almak için mi yangın çıkarıyorlar?’ şüphesi uyandırıyor. Doğruluk payı var mı diye, sigortacılarla konuştum. Öncelikle şunu belirteyim, kimseyi zan altında bırakma ya da suçlama gibi bir niyetim yok. Ortada bir şüphe ve bu şüphenin de yarattığı bir söylenti var; amacım buna açıklık getirmek.

Konuştuğum tüm sigortacılar, ‘evet, doğrudur’ da demedi, ‘mümkün değil, sahtecilik yok’ da demedi. Peki, ne söylediler? Ekonomide sıkıntıların yaşandığı dönemlerde fabrika ve depo yangınlarında artış gözlemlediklerini söylediler. Malını satamayan, malı uzun süre elinde kalan işyeri sahiplerinin kasten yangın çıkararak, sigortadan para alma yoluna gittiklerinden bahsettiler. Dar boğaza giren ve tesisine alıcı bulamayanların son çare olarak, ‘kaybedecek bir şeyim kalmadı’ deyip, sigortadan para almak için sahte hasar yoluna başvurduklarını da anlattılar.

SİGORTACILAR NE DİYOR?

Sadece bu kadarla da sınırlı değil; sigortacılardan, devlet denetiminden kaçmak için sigortalı deposunu yakan işyeri sahipleri olduğu gibi, işyeri sahibine kızıp da çalıştığı tesiste yangın çıkaran işçiler olduğunu da öğrendim. Ancak bu tür olayların tespiti zor olduğun için sigorta şirketleri hasarın tamamını karşılıyor. Sigortacılar, bir tespitte daha bulunuyor; özellikle ekonomideki daralma dönemlerinde birçok konuda tasarrufa giden işyeri sahiplerinin sigortalarını eksiksiz yaptığını belirtiyorlar.

İSPATI MÜMKÜN DEĞİL

- Peki yangının, sigortadan para almak için bilerek mi çıkartıldığı tespit edilemiyor mu? Bunu da sigortacılara sordum. Tespitinin ve ispatının çok zor olduğunu söylediler. Sigortacılar, “İçeriden birinin ihbar etmesi gerekiyor ama bu da mahkemede pek sonuç getirmiyor. Ancak yangını çıkaran kişinin, ‘ben çıkardım’ demesi gerekiyor ki, mahkemede ispat edilebilsin” diyor. İspatı zor olduğu için de sigortacılar, sahte hasar şüphesi olsa da tazminatı ödemek durumunda kalıyor. Öğrendiğime göre de yangın sonrası hasar tespitinde en çok depolardaki mal konusunda anlaşmazlığa düşülüyor. Binanın ve içindeki makinelerin ekspertiz değerini yapmak kolay, ancak iş emtianın tespitine gelince sorun yaşanıyor. İşyeri sahibi sigortadan yüksek para almak istiyor, sigorta şirketi ise pazarlık için masaya oturuyor.

TARİHE GEÇEN 30 MİLYON DOLARLIK DAVA

- YANGIN çıkartarak, sigortadan para alma konusunda kayıtlara geçen, hatta sigorta şirketinin faaliyetinin durmasına yol açan en bildik olay 2000 yılında yaşandı. 2000 yılında Demir Sigorta’da sigortalı ve 30 milyon dolar sigorta poliçe bedeline sahip bir soğuk hava deposunda yangın çıktı. Ancak Demir Sigorta, yangının bilerek çıkartıldığını iddia ederek, hasarı ödemedi ve mahkemeye başvurdu. Demir Sigorta ile şirket arasında 185 milyon TL’lik tazminat davası başladı. Mahkeme ilk davada Demir Sigorta’nın mallarına ve hesaplarına tedbir kararı koydurunca şirket, Hazine’ye başvurup poliçe kesmeyi durdurdu. Dava 7 yıl sürdü ve Demir Sigorta lehine sonuçlandı. Mahkeme sigortalıyı, nitelikli dolandırıcılığa teşebbüsten suçlu buldu ve Demir Sigorta tazminatı ödemedi. 2008 yılında Demir Sigorta yeniden faaliyete geçerek, poliçe kesmeye başladı. 2013 yılında da Demir Sigorta satıldı.


SON 10 YILDA İSTANBUL’DAKİ FABRİKA YANGINLARI
Yıl........................ Yanan Fabrika Sayısı

2008.............................166

2009............................ 110

2010..............................122

2011............................. 131

2012..............................136

2013............................ 159

2014..............................123

2015............................ 157

2016.............................153

2017............................ 166

2018 (Ocak-Haziran)..... ...78

Toplam.................... ...1.501

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/noyan-dogan/fabrika-yanginlarinda-sahtecilik-suphesi-40890568

03 Temmuz 2018

KASKO MİNİ ONARIM HİZMETLERİ

ALLIANZ SİGORTA

MİNİ ONARIM HİZMETİ ÖZEL ŞARTLARI:
Bu teminat ile otomobil, kamyonet ve minibüs kullanım tarzları için;
• Boyasız kaporta göçükleri,
• Boyalı kaporta düzeltmeleri,
• Yama şeklindeki boya tamirleri,
• İç döşeme tamirleri,
• Ön cam tamiri,
• Leke çıkarma,
• Plastik tampon tamirleri ile ilgili hasarlar,

Sözleşmede belirtilen limitler dahilinde karşılanabilecektir. 
Allianz Mini onarım hizmetinden faydalanılması durumunda hasarsızlık indirimi bozulmamaktadır.
Sigorta şirketlerinden yenileme yapılması durumunda , sigortalının hasarsızlık indiriminden faydalanması yenilemenin yapıldığı şirketin uygulamasına tabidir.


ALLIANZ MİNİ ONARIM HİZMETİ TANIMI

Allianz Mini Onarım, kasko poliçenizin geçerlilik süresi boyunca aracınızın kaporta, boya, deri, vinil, kumaş, plastik, ön cam aksamlarında oluşabilecek, aşağıda ölçü ve adet limitleri verilen, küçük ölçekli hasarların AUTO KING Franchise Servis Organizasyonu Merkezleri’nde bedelsiz olarak giderilmesi hizmetidir.

Hasarın onarımı için sigortalının kasko poliçesi ve sözlü beyanı yeterli olup herhangi bir zabıt, tutanak veya ekspertiz gerekmemektedir. Hizmet kapsamına giren hasarlar, AUTO KING eğitim sertifikalı teknisyenlerce özel ekipman ve uzmanlık gerektiren tamir teknikleri ile aracın orjinalliği azami ölçüde korunarak giderilmektedir. Bu hizmetten yararlanan sigortalının kasko poliçesi hasarsızlık indirimi etkilenmez. Hizmetten yararlanmak için poliçenizde Allianz Mini Onarım teminatının bulunması yeterlidir.

GARANTİLİ HiZMET
Hizmet kapsamında yapılan tüm onarımlar her türlü işçilik ve malzeme hatalarına karşı 2 yıl süre ile AUTO KING ulusal garantisi altındadır.

ÖZEL İNDİRİM AVANTAJI
Allianz Mini Onarım Teminatı’na sahip tüm sigortalılar, hizmet kapsamı dışındaki diğer hasarların onarımında ve diğer AUTO KING oto bakım ve koruma hizmetlerinde cari perakende servis fiyat listesi üzerinden % 30 özel VIP indirimi avantajına sahiptirler.

NASIL BAŞVURACAKSINIZ ?
Allianz Mini Onarım hizmet kapsamına giren hasarlarınızın giderilmesi için kendi bölgenizde bulunan AUTO KING Servis Merkezi’ne kasko poliçenizle birlikte dilediğiniz zaman giderek hasar tespiti yaptırmanız ve onarım için randevu günü almanız yeterlidir.

BOYASIZ KAPORTA GÖÇÜK DÜZELTME (PDR)
“AUTO KING Boyasız Kaporta Göçük Düzeltme” dış darbeler sonucu araç kaporta aksamı üzerinde meydana gelen, boyanın zarar görmediği, 5 cm çapa kadar olan kaporta göçüklerinin AUTO KING tarafından ithal menşeli özel aletlerle aracın orjinalliği korunarak ve herhangi bir boyama işlemi yapılmaksızın düzeltilerek eski haline getirilme tekniği ve sanatıdır.

“AUTO KING boyasız kaporta göçük düzeltme” tekniği sayesinde aracın orijinalliği bozulmaz, ikinci satışında değer kaybına uğramaz. Düzeltme işleminden tatminkar bir sonuç alınabilmesi için kaportada göçük bölgesindeki sacın uzamamış, boyanın zarar görmemiş ve hasarlı panelin daha önce boyanmamış olması gerekir. Boyasız kaporta göçük düzeltme işleminde, üzerinde göçük bulunan panelin arkasına özel aletlerle ulaşılır, dışa doğru masaj yöntemi ile göçük düzeltilir. Ulaşılamayan veya arkası kapalı olan (kapı direkleri, marşpiyel gibi) bölgelerdeki kaporta göçükleri Boyasız Kaporta Göçük Düzeltme tekniği ile giderilemezler. Bu tür durumlarda tamirin Boya Hasarlı Kaporta Göçük Düzeltme ve AUTO KING Boya Tamiri (Mini Yama) yöntemiyle yapılması gerekir.

Allianz Mini Onarım kapsamına giren kaporta hasarları:
Boyanın zarar görmediği 5 cm çapa kadar kaporta göçükleri

BOYA HASARLI KAPORTA DÜZELTME (DR)
Dış darbeler sonucu araç sac kaporta aksamı üzerinde meydana gelen, boyanın zarar gördüğü, 10 cm çapa kadar ezik, vuruk ve göçüklerin “Puntalı Göçük Çektirme” tekniği ile düzeltilerek eski haline getirilme işlemidir. “Boya Hasarlı Kaporta Göçük Düzeltme” işleminde sadece ezik, vuruk ve göçüklerin kaporta düzeltme işlemi yapılır. Hasarın tamamen giderilmesi için kaporta düzeltme işleminden sonra bölgeye “AUTO KING Boya Tamiri” (Mini Yama) işleminin uygulanması gerekir.
“Allianz Mini Onarım” kapsamına giren kaporta hasarları:
10 cm’ye kadar boya hasarlı kaporta hasarları

BOYA TAMiRi, MiNi YAMA (PR)
Seyir halindeyken veya dururken dış darbeler veya kötü niyetli hareketler sonucu, genellikle araçların kapı, çamurluk ve tampon bölgelerinde meydana gelen sıyrık, çizik, gibi küçük ölçekli boya hasarları AUTO KING Boya Tamiri kapsamında Amerikan patentli Mini Yama yöntemi ile tamir edilir. Mini Yama yönteminde tamir bölgesi mümkün olduğunca küçük tutulur ve sadece hasarlı bölge boyanır. Tamir boyası rengi orijinal boya rengine özel bir teknik ile uyumlandırılır. Hasar tamamen yok edilir. Mümkün olabilecek en küçük bölgenin boyanması suretiyle aracın orijinalliği azami ölçüde korunur.
Allianz Mini Onarım kapsamına giren boya hasarları:
• Kaporta sıyrık ve çizikleri 30 cm çapa kadar,
• Tampon sıyrık ve çizikleri 20 cm çapa kadar.

İÇ DÖŞEME TAMiRi (IR)
Araçların iç döşemelerindeki plastik, deri, vinleks, kumaş, halı, velur kaplı aksamları üzerindeki sigara yanığı, çizik, yırtık, kopuk vs. gibi hasarlar AUTO KING iç Döşeme Tamir Sistemi ile hasarlı parça değiştirilmeden, çoğu zaman tamir sonrası fark edilmeyecek derecede, azami düzeyde tamir edilirler.

Allianz Mini Onarım kapsamına giren iç döşeme hasarları:
Kumaş, halı, velur, deri, vinil, plastik cinsi iç döşeme malzemelerin
• 1 cm çapa kadar deri, vinleks, kumaş, halı, plastik sigara yanıkları,
• 5 cm çapa kadar deri, vinleks, kumaş, halı yırtıkları, plastik çizik ve çatlakları,
• 3 cm çapa kadar plastik parça kopukları

LEKE ÇIKARMA (SR)
Araçların koltuk, kapı ve tavan gibi aksamlarındaki deri, vinil, döşeme kumaşları ve halı malzemeler üzerindeki lekeler “AUTO KING Leke Çıkarma” Sistemi ile nüfus ettikleri zemin üzerinden etkin bir şekilde çıkartılırlar. ‘’AUTO KING Leke Çıkarma” sisteminde yaklaşık 62 (altmış iki) farklı leke cinsi yaklaşık %95 başarı ile çıkartılabilmektedir. Malzeme içine tamamen nüfus etmiş, uzun süreden beri var olan ve daha önce kimyasal müdahalede bulunulmuş bazı cins lekelerin, bazı tür kumaş ve halı cinslerinden tamamen çıkartılması mümkün olamayabilmektedir.

Bir koltuk üzerinde uygulanan leke çıkarma işlemi, kirli bir koltuk yüzeyinin temizlenmesini ve / veya iç süngerinin çıkartılmasını gerektirebilir. Böyle bir durumda leke çıkarma amacıyla yapılan temizleme ve çıkarma / takma işlemi “Mini Onarım” hizmeti kapsamında bedelsiz olarak yapılır. Ancak, üzerinde leke çıkarma işlemi yapılan koltuk dışındaki diğer kirli koltukların temizlenmesi hizmet kapsamı dışındadır.

“AUTO KING Mini Onarım” kapsamına giren leke hasarları:
• 5 cm çapa kadar her türde lekeler

ÖN CAM TAMiRi (WR)
Araçların ön cam dış yüzeylerinde taş sekmesi, uçan cisimlerin çarpması gibi dış darbeler sonucu araçların lamine ön camlarında meydana gelebilecek 2 cm çapa kadarki mandagözü, yıldız ve kompine tipi muhtelif kırıklar ‘’AUTO KING Cam Tamiri Sistemi’’ sayesinde azami düzeyde tamir edilir.”AUTO KING Cam Tamiri’’ tekniğiyle aracınızın orijinalliği korunur, camın yenisiyle değiştirilmesi durumunda karşılaşılabilecek rüzgar sesi ve su sızması gibi riskler yaşanmadan ortadan kaldırılmış olunur. Cam kırığının oluşumundan itibaren en kısa sürede yapılması onarım kalitesini artırır.
‘’Allianz Mini Onarım’’ kapsamına giren Ön Cam hasarları:
2 cm çapa kadar manda gözü, yıldız, kombine tip ön cam kırıkları

PLASTiK TAMPON TAMiRi (BR)
Araçların plastik ön ve arka tamponlarında hafif ve orta şiddetli darbeler sonucu oluşan, tamponun dış ve iç yüzeylerindeki yırtık, kopuk, çatlak, deformasyon, eksik parça gibi tamponun komple değişmesi sonucunu doğuran hasarlar, AUTO KING Plastik Tampon Tamir yöntemiyle garantili olarak tamir edilir.
Allianz Mini Onarım kapsamına giren plastik tampon tamiri hasarları:
Auto King tarafından teknik olarak onarılabilir bulunan göçük, yırtık, kopuk, eksik parça gibi plastik hasarları

Not: Plastik Tampon Tamiri hizmeti, ön ve arka tamponlardaki ana plastik malzemedeki hasarların giderilmesini kapsar. Bu hizmet kapsamına tamponun boyanma işlemi dahil değildir. Ancak 20 cm çapını aşmayan plastik tampon hasarlarında,

Allianz Mini Onarım
1. Grup Boya Tamiri, Mini Yama hizmeti kapsamında (sigortalının 1. Grup kullanılmamış tamir hakkı mevcutsa) tamponun boyama işlemi bedelsiz olarak yapılır. 20 cm’yi aşan tampon hasarlarında, tamir sonrası yapılması gereken boya işlemi ve boyasız tabii plastik tampon hasarlarında tamir sonrası tamponun tamamına uygulanan Pütürlü Plastik Kaplama işlemi Allianz Mini Onarım hizmeti
kapsamı dışındadır. ALLIANZ MiNi ONARIM HiZMET LiMiTLERi Allianz Mini Onarım hizmeti hasar tanımları ve her bir servis hizmetinin yıllık adet ve ölçü limitleri aşağıdaki gibidir:


Tek Hasar istisnası Bir defaya mahsus olmak üzere, aracın tek bir yan cephesinde bir defada oluşmuş, kaportanın zarar görmediği ve AUTO KING tarafından tek hasar olarak değerlendirilen sıyrık, çizik gibi boya hasarları,“Allianz Mini Onarım” hizmeti kapsamında bedelsiz olarak giderilir. Tek hasarlarda 30 cm’lik ölçüsel limit dikkate alınmaz. Hasarın her 30 cm’si 1(bir) onarım hakkı olarak değerlendirilir ve sigortalının adetsel hizmet limitlerinden düşürülür. Ancak daha önce aynı poliçe döneminde “1 no’lu Hizmet Grubu’ndan onarım hizmeti almış olan sigortalılar, boya hasarı uzunluğunun, kalan 1. Grup “Boya Onarımı” hak adetlerinin toplam ölçüsü altında olması durumunda, tek hasar istisnası onarım olanağından yararlanabilirler.

Not:
1) Poliçenin geçerlik süresince verilecek onarım hizmetlerinin toplam adet limitleri gruplar bazında yukarıda gösterilmiştir. Grup içindeki onarım hizmetleri grup için belirlenen toplam onarım adedini aşmamak koşuluyla sigortalı tarafından esnek bir şekilde kullanılabilir.
2) 1. Grup hizmetlerden Boya Hasarlı Kaporta Düzeltme (DR) hizmetinde kaporta hasarının düzeltilerek boyanması işleminde sigortalının 1 adet Boya Hasarlı Kaporta Düzeltme ve 1 adet Boya Tamiri olmak üzere toplam 2 hakkı düşülür

Detaylı bilgi için www.bizbize.com.tr

29 Haziran 2018

SAĞLIK SİGORTASI PRİMİNİ ETKİLEYEN UNSURLAR NELERDİR?

Her sigorta da olduğu gibi sağlık sigortasında da primi etkileyen çok sayıda unsur vardır...
Bu unsurlardan bazıları sigortalının taşıdığı risk düzeyini belirlerken bazıları ise sigortalının sigortacıdan istediği hizmete bağlıdır.
Sigortalının risk düzeyini belirleyen hususlara kısaca değinecek olursak; 
  • yaş, 
  • cinsiyet, 
  • meslek, 
  • yapılan işin masa başı olup olmaması, 
  • alkol ve sigara gibi sağlığı olumsuz etkileyebilecek alışkanlıklar, 
  • ailede var olan ve genetik olarak ortaya çıkabilecek rahatsızlıklar, 
  • kişinin o güne kadar yaşadığı sağlık problemleri gibi hususlar belirlenecek sağlık sigortası primini doğrudan etkilemektedir.


Diğer taraftan sigorta sözleşmesindeki bekleme sürelerinin uzun olup olmaması, ürünün sadece yatarak tedaviyi mi yoksa ilave olarak ayakta tedaviyi de kapsayıp kapsamadığı, teminatlardaki limitler, yararlanılacak sağlık hizmet sunucularının çeşitliliği gibi hususlar da doğrudan primin yüksek ve düşük düzeyde çıkmasına etki eder.
Son olarak da ilk kez sigorta yaptırıp yaptırmadığınız da prim seviyesini belirlemede önemli bir girdidir. Bir önceki yıldaki sigortayı kullanım alışkanlıklarınız da yenilemede göz önüne alınır.
Yukarıda belirtilen tüm hususların her biri ayrı ayrı poliçe primine etki etmektedir. Burada akılda tutulması gereken en önemli husus ise küçük bir tutarı tasarruf etmek adına, yarın önemli bir mali yükün altına gireceğimizi hatta bazı hallerde rahatsızlığımızın tedavisinde mali nedenlerden ötürü en iyi tedaviyi alamayacağımızdır. Bu nedenle yapacağımızı tasarruflarda neyden vazgeçtiğimizi değerlendirmeliyiz.
http://www.tsev.org.tr/sayfa/saglik-sigortasi-primini-etkileyen-unsurlar-nelerdir

22 Haziran 2018

TİCARİ SİBER GÜVENLİK PAKET POLİÇESİ

Sektörde her zaman en yenilikçi ürünlere ve ilklere imza atan Anadolu Sigorta, 2017 yılında hayata geçen ve büyük ilgi gören Bireysel Siber Güvenlik Sigortası'nın ardından şimdi de küçük ve orta büyüklükteki işletmelere yönelik yeni ve standart kapsamlı bir siber güvenlik sigorta paketi ile karşınızda; Ticari Siber Güvenlik Paket Poliçesi...



Ticari Siber Güvenlik Paket Poliçesi ile ticari işletmelerin ve KOBİ'lerin karşı karşıya kalabilecekleri siber güvenlik risklerine yönelik geniş kapsamlı standart bir koruma paketi, alternatifli limitlerle sunulmaktadır.

22 Haziran 2018 tarihi itibariyle yürürlüğe alınan yeni ürünümüze ilişkin teminatlar özet olarak aşağıda sıralanmaktadır. 

1.Veri Koruma Hasarı : Sigortalımızın, bilgisayar programları ve müşteri bilgileri de dahil olmak üzere veri varlığının bir siber güvenlik riski nedeniyle yok olması veya zarar görmesi sonucu oluşacak zararları, poliçede belirtilen limite kadar teminat altına alınmaktadır. 

2. İş Durması: Bir siber güvenlik ihlali nedeniyle sigortalımızın bilgisayar sistemlerinin durması nedeniyle maruz kalacağı iş durması zararları, poliçede belirtilen limit çerçevesinde tazmin edilmektedir. 

3. İdari Para Cezaları: Ülkemizde yürürlükte bulunan kişisel verilerin korunması mevzuatının sigortalımızca ihlali nedeniyle kamu otoritesi tarafından sigortalımıza verilen idari para cezaları, poliçemizde belirtilen limit ile sınırlı olarak temin edilmektedir.

4. Siber Fidye Hasarı: Sigortalımızdan, fidye ödemesi yapmadığı takdirde bilgisayar sistemlerindeki verilerinin yok edileceği veya tahrip edileceği tehdidiyle talep edilen fidye ödemeleri, poliçemizde belirtilen limit çerçevesinde tazmin edilmektedir.

5. Bilgi Güvenliği ve Gizlilik Sorumluluğu: Sigortalımızın, korumakla yükümlü olduğu üçüncü şahıs verisinin kişisel verilerin korunması mevzuatını ihlal edecek şekilde çalınması, kaybı, ifşa olması nedeniyle üçüncü kişilerden gelecek tazminat talepleri, poliçede belirtilen limit çerçevesinde teminat kapsamındadır.

6. Veri İhlali Masrafları: Sigortalımızın, korumakla yükümlü olduğu üçüncü şahıs verisinin kişisel verilerin korunması mevzuatını ihlal edecek şekilde çalınması, kaybı, ifşa olması nedeniyle sigortalımızın ihtiyaç duyacağı hukuki hizmetlere, bilgisayar uzmanı hizmetlerine ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevzuat çerçevesinde yapılması gereken bildirimlere ilişkin masraflar, poliçede belirtilen limit çerçevesinde teminat kapsamındadır.

www.bizbize.com.tr
www.bizbizesigorta.com.tr

TOPLUMUN RİSK BİLİNCİNİ ARTIRMALIYIZ

Sektörün duayen isimlerinden Mehmet Aydoğdu, sigortacılıkta yarım asrı geride bıraktı. Aydoğdu, 1966’da sektöre ilk adımını Güneş Sigorta’da attı. 24 yılı genel müdürlük olmak üzere 40 yıl boyunca Güneş Sigorta’da çalışan, ardından Groupama Sigorta Yönetim Kurulu Üyeliği ve Dubai Group Sigorta Yönetim Kurulu Başkanlığı yapan Aydoğdu, Sigortacı Gazetesi’nin “Duayenlerle Dünden Bugüne” başlıklı söyleşi dizisinin ilk konuğu oldu. 



Türk sigorta sektörünün değişime ön ayak olmuş sigortacılarından biri olan Aydoğdu, sigortacılığa nasıl bir tesadüfle başladığını, ilk yıllarındaki acenteleri, sektörün dönüm noktalarını, yıllar içinde sigorta bilincinin nasıl geliştiğini anlattı.

Çalışma hayatı boyunca birçok yenilik sunan Aydoğdu’nun sektörün gelişmesi için hâlâ fikir ürettiğini, acentelere ve sigorta şirketlerine tavsiyelerde bulunduğunu belirterek sözü kendisine bırakalım.

Çocukluluğunuzda sigortacı olmayı hayal etmiş miydiniz? 

Çocukluğumda sigortacılığı hayal etmediğim gibi sigortanın ne olduğunu bile bilmiyordum. Okuduğum yıllarda sigorta mesleğine dair hevesim de olmadı. Üniversitede ve yüksekokulda okurken de sigortacılıktan bihaberdim. 

Peki, sigortacılığa nasıl başladınız? 

Yüksek ticari ilimlerde okurken Şeker Sigorta’nın Genel Müdür Muavini rahmetli Bedii Artun benim sınıf arkadaşımdı. Ben 19 yaşındayken Bedii 40 yaşındaydı. O bana “Sigortacı olur musun?” diye sordu. O dönem meşhur Kazova’nın Beyoğlu mağazasında çalışıyordum. O zamanın parasıyla bin liraya yakın maaş alıyordum hem de ticaret yapıyordum. Para kazandığım için “Hayır” dedim. Üçüncü sınıfa geçtiğimde iş ve okulu aynı anda yürütmek zor gelmeye başladı. Bedii’ye “Beni şirketinize alır mısınız?” dedim. “Askerliğini yapmamış olanları almıyoruz” diye cevapladı. Ardından Güneş Sigorta’nın genel müdürüyle konuştu ve benim için bir iş görüşmesi ayarladı. O hikâyemi anlatayım da sigortacılıktan ne kadar habersiz olduğum iyice anlaşılsın. Genel müdür muavini beni muhasebeden imtihan etti. Beğendi, “Seni kaza servisine alacağız” dedi. Tam olarak anlayamadım. Dışarı çıktım, “Kaza servisi nedir? Acaba kazan mı?” diyorum. Şeker Sigorta’da çalışan bir ağabeyim vardı. Hemen onu aradım. Durumu anlattım. “Güzel kardeşim, kazan değil, kaza. Hani otomobillere trafik sigortası yapılıyor ya ondan bahsediyorlar” dedi. Sigortacılığı işte o gün öğrenmeye başladım. 1966’nın 25 Temmuz’unda Güneş Sigorta’da işe başladım. Başlayış o başlayış, hâlâ sigortacılık yapıyoruz.  

‘BENİ ELEKTRİK SİGORTACISI SANIYORLARDI’
Sigortacılığa başladığınız dönem toplumun sektöre bakışı nasıldı?

1966’da özel sigorta bilinmiyordu. Hatta biri “Ne iş yapıyorsun?” diye sorduğu zaman “Sigortacıyım” derdim. Herkes aynı soruyu sordu: “Sosyal Sigortalar Kurumu’nda mı çalışıyorsun?” “Hayır” cevabını verdiğimde “O zaman elektrik sigortacılığı yapıyorsun” derlerdi. Özel sigortacılık olduğunu söylediğimde de “Nedir o” diye sorarlardı. Trafik sigortası veya kaskodan bahsederdim. Bu arada özel araç sahiplerinin büyük bölümü trafik sigortasını bir nevi vergi gibi kabul ettiği için ufak tefek kazalarda gelip şirketlerden tazminat istemiyordu. O yüzden yıllarca korkunç kârlı bir branş olarak devam etti. 

O yıllardaki sigortacılığı da değerlendirir misiniz?

1980’e kadar sektör kendi içine kapalıydı. Kasko ve trafik yaptıranlar vardı. Ticari ve sanayi kesimindeki birinci nesil iş adamlarımız da sigorta yaptırmıyordu. Daha çok bankalardan kredi alanlar sigortalanıyordu. Ayrıca o zaman eksik sigortalar ile daha fazla karşı karşıya kalıyordunuz. Yangın ve nakliyat sigortaları çok azdı. Hayat sigortaları yoktu. 60’lı yılların başında yapılması denendi. Fakat enflasyon nedeniyle başarılı olamadı. 

Sigorta şirketlerinin sayısı 28’di. 14 tanesi, yabancı şirketlerin temsilcilikleriydi. Geriye kalanlar yerli sermaye şirketleriydi. Son derece küçük sermaye ile kurulmuş şirketlerdi. 

70’li yılların ortalarına kadar profesyonel acente sayısı son derece azdı. Otomobil satan bir yere giderdim, acentelik verirdim. Diyelim ki bin tane acente var. Sadece 40 tanesi profesyoneldi. Sigortacılık geri kalanının ikinci mesleğiydi. Ek gelir için yapılıyordu. Sektör 1980’e kadar yavaş gelişti. 

Primlerin önemli kısmı bankalardaki kredilerden geliyordu. Artık trafikten kaskodan acenteler vasıtasıyla ne kadar prim gelirse… Büyük bir portföy oluşmuyordu. 

‘ÖZAL, JAPONYA DÖNÜŞÜ İKİ VEKİLE TALİMAT VERDİ’
“Sektör 1980’e kadar içine kapalıydı” dediniz. 1980’de ne değişiyor? 

1980’den sonra sigorta yöneticilerinde, acentelerde ve satış kanallarında ciddi bir değişim yaşandı. Ayrıca Türkiye yurt dışına açılmaya başladı. Rahmetli Turgut Özal’ın büyük payı vardır. Hatta Japonya’dan dönüşünde iki milletvekiline talimat verdi. Sigorta sektörüyle temasa geçip nelere ihtiyaç olduğunu araştırdılar. Japonya’daki büyük yatırımların arkasında sigortacıyı gördüğü için böyle bir talimat verdi. Sigortayı çok iyi bilen bir insandı. Daha çok destek verilmesini istedi. 

1986’dan sonra sektör ekonomik olarak Devlet Bakanlığı’na bağlandı ve Hazine’nin içerisinde yer aldı. O sayede birçok şey de değişti.

Zamanla teknolojiye karşı ilgi arttı ve satış kanallarını geliştirme çabası göstermeye başladık. Acenteleri profesyonelleştirmeye başladık. Toplumu sigortaya karşı bilinçlendirmek, ilgilerini çekebilmek için pazarlama stratejileri üzerine eğitimler düzenledik. Acenteleri, satış organlarını, toplumu geliştirmek için çok çabaladık. Sonuçlarını yavaş yavaş vermeye başladı.

Bugünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sanayi ve büyük ticari kuruluşlarda sigorta belli bir yere gelmiş vaziyette. Ama KOBİ’lerin hiçbirinde bir yangın sigortası bile yok. Sağlık sigortalarında sistem bir türlü oturmadı. 

Hayat sigortaları 1980’de başladı, daha sonra bireysel emekliliğe döndü. Bireysel emeklilik belli bir yere geldi ama yeterli değil. Önümüzde 80 milyonluk büyük bir pazar var. Emeklilikte, bireyin geleceğinin garanti altına alınması, ülkeye fon yaratması söz konusu. 

Acentelerin eğitimleri tam olarak istenen düzeyde değil. Brokerlik gelişmeye başladı. Sigorta şirketlerinin içerisinde IT sistemleri son derece gelişmiş seviyede. İnsan kaynakları, satış organları açısından gelişmiş ülkelerdeki seviyenin altında değil. Ama bu yetmiyor. Talep istenen düzeyde değil. Talep yaratmak da o kadar kolay olmuyor. Burada sigorta bilinci devreye giriyor. 

Talebi istenen düzeye çıkarmak için sigortacılar ne yapmalı?

Talep yaratamamanın tek sebebi sigortacılar değil. Burada medyaya ve devlete görev düşüyor. 

Geçen sene trafik sigortalarında fiyatlar yükseldi diye televizyonda kıyamet koptu. Benim çok hoşuma gitti. Sigortacılık yıllarca televizyonda bu kadar çok gündeme gelmemişti. Dolaylı olarak sigortanın, riskin ne olduğu konuşulmaya başlandı. 

Öte yandan sigorta talebi yaratabilecek yöntemler üzerine araştırmalar yapılmalı.

Güneş Sigorta’nın sizin dönemdeki başarısını çapraz satışla ilişkilendiriyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız? 

Güneş Sigorta’da arkadaşları “Daha çok satalım” diye sıkıştırdığım bir gün Nakliyat Müdürüm bana “Trafik poliçelerinin her biri potansiyel müşteri değil mi?” diye sordu. O zamanlar trafikte ya birinci ya da ikinciyiz. Elimde büyük bir portföy var. O sıra aklıma çapraz satış geldi. Acentelere tavsiyem; trafik poliçelerinin yenilemesini mutlaka takip etsinler. Yangın ya da kasko gibi sigortalara ulaşabilecekleri en iyi yol trafik sigortası. Senin elindeki her bir poliçe yenisi satmak için bir fırsat. 

SİGORTA BİLİNCİNİN DÜŞÜK OLMASININ 3 NEDENİ 
Sigorta bilincinin düşük olmasını hangi sebeplere bağlıyorsunuz?

Sigorta bilincinin toplumda istenen seviyede olmamasını üç nedene bağlıyorum. Bunlardan ilki ekonomik, kişi başına düşen milli gelire bağlı. Geçimini zor sağlayanlar, sigortadan uzaklaşıyor. İkinci sebep Türkiye’de şu anda sahip olduğumuz portföyün, sahip olmamız gerekenden düşük olması. Diğer sebep de şu: Riski yeteri kadar görmedikleri için yaptırmıyorlar. Kişi önce riski görmeli, sonra da sigortalanmayı düşünmeli. 

Sigorta dersinin ilköğretimde müfredata girmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Kesinlikle olması lazım. Toplumun riske karşı bilincini artırmalıyız. Bir insan arabasına sigorta yapıyor, hayatına yaptırmıyor. Şimdi bu insan sigorta bilincine sahip mi, değil mi, tereddüt ediyorum. Basına da, devlete de iş düşüyor. Nerede deprem olsa devlet gidip yaraları sarıyordu. Ne zaman ki büyük bir deprem meydana geldi, bizleri dinlediler ve DASK kuruldu.

‘OTO PLAZALAR SİGORTA TAZMİNATLARIYLA GELİŞTİ’
“Toplum riski umursamıyor” dediniz. Peki, toplum şirketlere ne kadar güveniyor? 

Başına hasar geldiği zaman tazminatı alan insanlarda ciddi bir güven oluşuyor. Ama başına hasar gelmeyen insanlarda hâlâ bir güvensizlik söz konusu. Burada da “Şirketler hasar ödemede hata yapıyor” demek doğru değil. 52 yıllık sigortacıyım. Otomobil plazalarının büyük bir bölümü sigorta şirketlerinin tazminatları sayesinde gelişti. Özel hastaneler de sigortacılar sayesinde bu kadar cazip hale geldi.   

Satın alma alışkanlıklarını artırmak için acentelere ve diğer satış kanallarına ne söylemek istersiniz? 

Türkiye’de en önemli satış kanalı acente. Artık bu yerleşmiş, bunu kaldıramazsınız. Bağlı acentelik sistemi mutlaka getirilmeli. Acentelerin imkanları sigorta şirketleri tarafından artırılmalı. Şirketler satış konusunda acentelere ciddi eğitimler vermeli. Ayrıca acentelerin küçük küçük portföylerle de satış yapması gerekiyor.

‘DEVLET BES FONLARI İÇİN ÖZEL TAHVİL ÇIKARABİLİR’
Daha fazla insanı bireysel emekliliğe yönlendirmek için ne yapmak gerekiyor?

Bireysel emekliliğin getirisini artıracak enstrümanları daha iyi hâle getirmek lazım. Devlet, bireysel emekliliğin fonlarıyla ilgili özel bir tahvil çıkarabilir. Öte yandan işveren az da olsa bir katkı payı vermediği sürece istenen sonuç alınamaz. 

Sağlık sigortasında yapılmasını istediğiniz düzenleme var mı?

Evet, biz zamanında özel sağlık primi ödeyemeyecek olanların priminin devlet tarafından ödenmesini istiyorduk. Bir müessese kurulmasını ve devletin ödediği primler ile ortaya çıkan hasarların sigorta şirketleri arasında paylaştırılmasını talep ettik. Böylelikle bütün sigorta şirketleri üretime dahil olacaktı. Bu düzenleme özel hastanelerin daha canlı bir hale gelmesine de yol açacaktı.

GENÇLER ÇALIŞKAN VE DÜRÜST OLMALI
40 yıl aynı şirkette çalışmış biri olarak iş hayatına yeni atılan gençlere önerileriniz var mı?

İşin başında bir defa çok iyi eğitim lazım. Gençlerin hırslı ve dürüst olmaları lazım. Hedefe ulaşabilmek için her şeyi mübah görmesinler. Çalışkan olmalılar. Bir hedef koyup o hedefe odaklanmaları gerekiyor. 

ŞİRKETLER İNSANLARA DOKUNABİLMEK İÇİN SOSYAL KONULARDA HARCAMA YAPMALI
Sigortacı sponsorluğunda kurulan ilk spor takımı Güneş Sigorta Bayan Voleybol Takımı’ydı. 1986’da, sizin dönemizde yapılan bir yenilikti. Şu an sektöre baktığımızda spora ve sanata destek arttı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sigorta şirketlerinin, bir yerlere dokunabilmek için kârın bir kısmını sosyal konularda harcaması gerekiyor. Peki ben nelere dokundum? Öğrencilere büyük oranda burslar vermeye başladım. Spor alanına girdim. Bugün Türk bayan voleybol takımı bu kadar başarılı ise Eczacıbaşı ve Güneş Sigorta sayesindedir. İnsanlara, çocuklara dokunuyorsunuz. Üçüncü projem de sağlık üzerineydi. Mümkün olduğu kadar hastanelere yardımcı olmak için odalar yaptırdık. Bu gibi işlerle oradaki hastalara dokunuyorduk. Bu şekilde sosyal olayların içine sigorta şirketinin ismini sokarak bir yerlere ulaşabilirsiniz. 

DASK POLİÇESİ OLMAYANA CEZA ÖNERİSİ
Zorunlu deprem sigortasında sigortalılık oranının %50 civarında olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? 

İnsanımız tapuyu aldıktan sonra poliçeyi iptal ettiriyor ya da bir yıl sonra yenilemiyor. DASK kurulduğu zaman hedefimiz ilk yılda %100’e ulaşmaktı. Ama olmadı. Bunun primle de alakası yok. Konutu olan bir insanın maddi imkansızlığından bahsedemezsiniz. Kadercilik de demeyeceğim. Zamanında kaç defa anket yaptırdım. Sonuçlarda dini inançlar çıkmıyor. Yaptırmamasının nedeni “Bana bir şey olmaz” düşüncesi. Tek cevap şu kalıyor: Riski umursamamak.

Önerim şu: Mecburi olan şeyleri trafik sigortasındaki gibi daha sıkı gündeme getirelim. Yaptırımları çok ciddi boyutlara getirmek, bir mekanizma kurup kontrolleri sıklaştırmak lazım. Kimin DASK poliçesi yok, ona cezai müeyyide uygulayacaksın. Ben de istemem ama tek yolu bu.

Oğul Doğa Gökşin

ogul@sigortacigazetesi.com.tr 

22 Haziran 2018

http://www.sigortacigazetesi.com.tr/toplumun-risk-bilincini-artirmaliyiz/

DEVLET DESTEKLİ ALACAK SİGORTASI GELİYOR...

KOBİ'ler için alternatif bir ticaret finansman yöntemi olarak alacak sigortası uygulaması hızlanırken, ticari alacak sigortası ürünü sunulacak olan KOBİ'lerin seçimi Hazine Müsteşarlığı tarafından yapılacak.
Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelere Yönelik Ticari Alacak Sigortası Sunulmasını İçeren Devlet Destekli Sistemin İşleyişine Dair Bakanlar Kurulu kararı Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayınlandı.

KOBİ’ler sattıkları malın bedelini tahsil edememe riskine karşı alacak sigortası yaptıracak. KOSGEB imkânlarından faydalanan KOBİ’ler için zorunlu olacak.
Hazine, KOBİ'lerin seçiminde KOSGEB'in görüşünü de dikkate alacak.
Alacakların tahsilatında yaşanan problemlerin, şirketlerin likiditesini ve karlılığını olumsuz etkilediğine hatta bazı durumlarda şirketlerin iflasına neden olduğu, şirket iflaslarının yaklaşık dörtte birinin tahsil edilemeyen alacaklar nedeniyle gerçekleştiğini belirtilmişti.
Mevcut uygulamada alacak sigortasını büyük ölçekli şirketler, satış yaptıkları KOBİ’lerden olan alacaklarını tahsil edememe riskine karşı yaptırıyordu. Sigortacılar da bu kapsamda KOBİ’lerin riskini alıyor ve sigorta kapsamında KOBİ’lere kefil oluyordu. Yeni uygulamayla KOBİ'ler de alacak sigortasını yaygın olarak kullanabilecek. (Business HT)
http://www.sigortagundem.com/haber/devlet-destekli-alacak-sigortasi-geliyor/1317922#ixzz5J9rlnbWL

20 Haziran 2018

GELECEK İÇİN PANİKLEMEYE BAŞLAYALIM MI?

Bu sefer gelecek çok hızlı ve öfkeli geliyor ! 

20 yıl sonra ne yapacaksınız planladınız mı?

Kaç yaşına kadar yaşayacaksınız? Muhtemelen babanızdan biraz daha, dedenizden çok çok daha uzun zaman!

E... güzel haber tabii. Çoğumuz 90’ı, 100’ü, hatta 110’u bazılarımız belki 120’yi göreceğiz.

Peki biz 60 yaşlarında ve hâlâ çakı gibi sağlıklıyken, önümüzde 40-50 yıl daha varken, dünya nasıl olacak? O ana kadar öğrendiklerimiz, eğitimimiz, tecrübemiz bir işe yarayacak mı?



Emeklilik kaç yıl sürecek?

Veya şöyle diyelim: Bizim kuşakta ve daha gençlerde hayatın neredeyse yarısı emeklilik olarak mı geçecek?

Devletler, bireysel emeklilik şirketleri, sigortacılar kara kara düşünmekteler. Bu evde oturup, emekli maaşı alıp televizyon seyreden “gençlerle” nasıl uğraşacaklar?

Evde oturmasalar, çalışkan, gayretli insanlar olsalar bile, ne iş yapacaklar?

İçinde bulunduğumuz seçim döneminde bütün partilerin bu konuya uyanması ve geleceğimizin en sonunda gündem olmasını alkışlıyorum. Şu da konuşulsun: Mesela 1980 doğumlu bir insan, veri analisti, yapay zekâ eğitmeni, robot teknisyeni, nanoteknoloji mühendisi olabilecek mi? Olamayacaksa ne yapacak?

Şimdi icra ettiğimiz mesleklerin bir kısmı 10 yıl içinde arzuhalcilik, kalaycılık, seyyar fotoğrafçılık, nalbantlık, hallaçlık gibi tedavülden kalkacak mı? Uzayan hayatlarda, her şey bu kadar hızlı değişirken, 60’lı yaşlardaki (ki 60’lar artık yeni 40’lar deniyor) insanlar hem kendi ev ekonomileri, hem ülke için nasıl verimli olabilecekler?

Önünde daha 30-40 yıl olan, eli ayağı tutan biri, bütün gün evde bilmece çözerek kendisi dâhil kime, nasıl faydalı olabilir?

Eski toplumlarda olgun yaşların bilgeliğinden faydalanılırdı. Bu insanların emeklilik sonrası öğretmenlik, eğitmenlik yapması için şimdiden özel programlar planlanamaz mı?

Bankacı bankacılık, hukukçu hukuk, tedavülden kalkmış bir meslek sahibi bile en azından bildiği yabancı dili, matematiği, el becerisini, mesleğin tarihini öğretemez mi?

Yetişmiş olgun iş gücü, tecrübesiyle topluma ve özellikle eğitime faydalı olamaz mı?

Aslına bakarsanız şu an önceliğimiz olan hikâye, hepimizin geleceğinin kalitesi, tamamen yeni nesillerin eğitimine bağlıdır!

Yeni bilgi, yeni yöntem, yeni meslekler elbette anahtar kelimelerdir. Ama bunlar için mesela her şekilde yabancı dil gerekliyken, 60 yaşın üstünde kaç emekli potansiyel yabancı dil öğretmeni evlerinde pinekliyor olacak?

Ya ev kadınları?

Çocukları artık liseye-üniversiteye başlamış, ODTÜ’lü, Boğaziçili, ülkenin en iyi imkânlarıyla eğitim görmüş, ya hiç çalışmamış ya çocuklardan sonra iş hayatını bırakmış o kadar çok kadın tanıyorum ki... Şu anki öğretmen kalitesine bakarsak, bu insanların evde farklı yemek tarifi denemesine izin verecek lüksümüz yok!

Bu beyin ve birikimleri eğitim öğretim kadrolarına katmanın bir yolu olmalı!

Geleceğe yatırım yaparken sadece yastık altındaki dövizleri değil, yastık altında atıl duran yetişmiş beyin ve iş gücünü de derhal sisteme sokmanın bir formülünü bulmalıyız.

Paniklemeye başlayalım!

Artık dün bile çok geç !

30 Mayıs 2018

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/gulse-birsel/gelecek-icin-paniklemeye-baslayalim-mi-40851954

Yeni Değer Teminatı & Allianz Sigorta

Yeni satın aldığınız sıfır km aracınızın  ilk tescil tarihinden itibaren geçecek bir yıllık süre içerisinde, meydana gelecek tam ziya (pert)...