11 Mayıs 2017

KOSGEB ve KGF KREDİLERİNDE SİGORTA SORUNU

Hürriyet Gazetesi'nden Noyan DOĞAN'ın 8 Mayıs 2017 tarihli yazısı...
ÖNCE bir okuyucudan gelen elektronik postayı paylaşayım...
“Sayın Doğan, babamızın küçük bir seramik atölyesi var. Ben ve kardeşim, babam ile birlikte çalışıyoruz. Geçen yılın sonunda babam, KOSGEB’in 50 bin liralık, sıfır faizli kredisinden yararlandı. Maalesef geçen ayın başında babamızı kaybettik. Bankaya müracaat ettiğimizde kredi verilirken sigorta yapılmadığı bilgisini aldık. Birkaç kişiye sorduk bazıları hayat sigortasının zorunlu olduğunu, bankanın krediyi verirken yaptırması gerektiğini söyledi, bazıları da zorunlu değil dedi. Hangisi doğru? Banka bilerek yaptırmadıysa, herhangi bir hak iddia edebilir miyiz?”


ZORUNLU HAYAT SİGORTASI
Hadi, KOSGEB kredileri hem sıfır faizli, bir yıl ötelemeli hem de krediye konu olan miktar çok büyük değil. Sonunda iki kardeş, babalarından kalan işyerinde çalışıp, kredi borcunu ödeyebilir. Peki, son dönemde Hazine kefaletinde, Kredi Garanti Fonu (KGF) aracılığı ile bankalardan 250-500 milyon TL kredi kullanan KOBİ’ler benzer bir durum karşısında ne yapacak? Şimdi eminim birileri, ‘Hazine zaten kefil olmuş, bir de sigortaya ne gerek var’ diyecektir. Hazine kefaleti, teminat sorunu çeken işletmeler sıkıntı yaşamasın diye getirildi. Doğru, işletme zora düşer de krediyi ödeyemezse Hazine, kefil. Kime karşı? Bankaya karşı, kefil. Yoksa, kredi kullanan vefat eder, varisleri borcu ödeyemezse diye kefil olmuyor.
Daha açık şöyle anlatayım. Özellikle küçük işletmeler, ister KOSGEB’den ister KGF aracılığı ile bankadan kredi kullansın sigorta yapılmışsa; işletme sahibi vefat eder ya da çalışamaz duruma düşerse, kalan kredi borcu sigorta tarafından bankaya ödenir, borç morç kalmaz. Okuyucumuzun örneğinde olduğu gibi sigorta yoksa banka, krediyi, varislerden öyle ya da böyle alır. O işletmenin zor duruma düşüp düşmeyeceği, kredinin hangi amaçla, nerede kullanıldığı, varislerin ödeme gücünün olup olmadığı bankayı ilgilendirmez. Zaten hayat sigortası da bunun için var ve bu gibi beklenmedik durumların yaratacağı sorunlar için yapılıyor. Açıkça söyleyeyim, banka için hiç sorun yok. Döner, işletmenin mal varlığına el koyar, olmadı işletme sahibinin mal varlığına el koyar; döner, Hazine kefaletini bozdurur, verdiği krediyi bir şekilde alır. Ne mi demek istiyorum? Hayat sigortası, bankayı değil asıl krediyi kullanan esnafı, KOBİ’yi koruyor diyorum.
Eminim yine birileri, ‘İyi de kardeşim bankalar verdikleri kredilerden ciddi kesinti yapıyor. 50 bin liralık kredi için 5 bin lira zorunlu hayat sigortası kesiliyor. 20 bin liralık kredi için 3 bin lira kesen bile var’. Bankaların kesinti kalemlerini ve tutarlarını bilmem ama konu hayat sigortasıysa, böyle rakamlar yok. 20 bin liralık kredi için kesilen hayat sigortası primi yaşa ve vadeye göre 300 lira ile 500 lira arasında değişiyor. Ama yok krediye konu tutar, 500 bin liraysa, prim kesintisi de 4 bin lira ile 15 bin lira arasında değişiyor.
Son olarak şunu da belirteyim. Hayat sigortası zorunlu değildir. Kanuni olarak bankalar kredi verirken sigortayı zorunlu tutamaz; tutsa da, ‘sigortayı benden yaptıracaksın’ diyemez. ‘İyi de canım banka, sigorta yoksa kredi de yok’ diyor. İşin o tarafını bilemem. Ben size kanunun ne söylediğini söylüyorum. Peki, bankalar neden sigortada ısrar ediyor. Basit, kredi kullandırdığının başına bir şey gelirse varislerle, mahkemelerle uğraşmasın, sigortadan parayı hemen alsın diye. Oysa asıl ısrar etmesi gereken bana göre banka değil krediyi kullanan olması lazım ki, başına bir şey gelirse hem kendi hem de geride kalanlar dara düşmesin.  
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/noyan-dogan/kosgeb-ve-kgf-kredilerinde-sigorta-sorunu-40450330

09 Mayıs 2017

İKİ KONUTTAN BİRİ SİGORTALI

DASK Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kayacı, yapılan çalışmaların 1999 depreminden bu yana önemli aşamalar kaydettiğini söyledi.

Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kayacı, "Şu an 8 milyon sigortalı sayısına ulaştık. Ülkemizdeki yaklaşık her iki konuttan biri sigortalı. Ulaştığımız sigortalılık oranı da yüzde 45 seviyesinde." dedi.

DASK'ın düzenlediği Depreme Dayanıklı Bina Tasarımı Yarışması'nda finale kalan projelerin yarıştığı etkinlikte konuşan Kayacı, DASK olarak, Türkiye'nin deprem bilinci çalışmalarında önemli rol oynayan sigortalılığa ilişkin çalışmaları sürdürdüklerini, bu çalışmalar kapsamında her kurum ve kuruluş ile iş birliği yaptıklarını anlattı.


Kayacı, yapılan çalışmaların 1999 depreminden bu yana önemli aşamalar kaydettiğini belirterek, şunları kaydetti: "Geçtiğimiz dönemde yoğun bilinçlendirme ve poliçe yenileme çalışmalarımız, bunun yanı sıra mevzuatta yapılan değişikliklerle şu an 8 milyon sigortalı sayısına ulaştık. Ülkemizdeki yaklaşık her iki konuttan biri sigortalı. Ulaştığımız sigortalılık oranı da yüzde 45 seviyesinde. Bununla birlikte ülkemizde henüz ulaşamadığımız ve zorunlu deprem sigortası sistemine dahil etmemiz gereken daha çok sayıda konut sahibi olduğunu da unutmayalım." Kayacı, sigorta kadar önemli bir diğer konunun da, depreme dayanıklı bina üretmekten geçtiğini söyledi.

http://www.sigortagundem.com/haber/turkiyede-iki-konuttan-biri-sigortali/1192594#ixzz4gbfRodcQ

30 Nisan 2017

TAZMİNAT YOLLARDA

Yol çalışmaları, park ve bahçe sularken yola taşan su, kapatılmayan çukurlar, açık kalan rögar kapakları gibi birçok ihmal nedeniyle zarara uğrayan vatandaşın tazminat alma hakkı var ! 

Nasıl mı? İşte detayları...

Türkiye’nin her hangi bir yerinde yol ve inşaat çalışması görmek mümkün. Bu çalışmalar denetlense de ihmaller söz konusu olabiliyor. Unutulan çukurlar, üzeri kartonla kapatılan rögar kapakları, yerinden çıkmış kaldırım taşları, sürücünün göreceği şekilde işaretlenmemiş kasisler, özellikle yaz aylarında bitkileri sularken yola taşan sular büyük kazalara ve kayıplara neden oluyor. Tedbirler alınmadığı için en çok zararı vatandaş görüyor.




MUTLAKA DAVA AÇIN

Karayolları’nın ve belediyelerin gerekli önlemi almaması ‘hizmet kusuru’ olarak değerlendiriliyor. Bu kusur nedeniyle idari davalar açıp hakkınızı arayabilirsiniz. Dava açmadan önce izlenmesi gereken yollar var. Bu konuda POSTA’ya açıklamalarda bulunan Avukat Cevat Kazma, hizmet kusuru nedeniyle zarara uğrayan kişinin önce belediyelere maddi ve manevi zararın karşılanması için ihtarname çekmesi gerektiğini söyledi.

60 GÜNLÜK SÜRE VAR

Belediyelerin ihtarnameye 60 gün içinde yanıt vermesi gerektiğini ifade eden Cevat Kazma şöyle dedi: “Bu sürede cevap gelmezse 60’ıncı günün bitiminden itibaren vatandaşın dava açma hakkı doğuyor. Dava açmak için de 60 gün süre var ve geçirilmemeli. Kusur nedeniyle kaza geçiren ve zarar görenler bu durumu fotoğraf, tutunak ve tanıklarla desteklesin. Danıştay’a kadar giden ve mağdur kişiler lehine biten birçok örnek karar var.”


KASİSLER DAVALIK

Hizmet eksikliğinden dolayı, kırılan topuktan tutun da sağlık sorunlarına kadar yüzlerce olay dava konusu oluyor. 20 milyon araç sahibini ilgilendiren en önemli konu ise kasisler. Avukat Cevat Kazma, belirlenen standarda ve ölçülere uygun olmayan yani gelişigüzel yapılmış kasisler nedeniyle aracı hasar görenlerin dava açabileceğini vurguladı. Bu konuda açılan yüzlerce dava olduğu belirtiliyor.

KASKO ÖDESE DAHİ
Örneğin; kullandığınız araç, fark etmediğiniz bir çukur veya kasis nedeniyle zarar görsün. Kaskonuz ve trafik sigortanız da var. Bu durumda kasko tüm masrafınızı karşılıyor. Yine de ölüm veya sakatlanma gibi hallerde belediyelerden veya Karayolları Genel Müdürlüğü gibi idarelerden manevi tazminat talep edilebileceğini vurgulayan Cevat Kazma, tazminatların olaya göre 100 bin liralara kadar çıkabildiğini söyledi.

BİLAL EMİN TURAN / POSTA GAZETESİ

http://www.posta.com.tr/tazminat-yollarda-haberi-1291452







GÜNEŞ ENERJİSİNE YENİ SİGORTA MODELİ

Güneş enerjisi kullanımının artırılmasıyla ilgili önemli destekler içeren ‘Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları’ süreci Konya Karapınar’da devam ediyor. Sigorta ve reasürans sektörü de bu yeni model üzerinden oluşacak teminat talebine özel ürünlerle destek verecek...


Ülkemizde güneş enerjisi kullanımının hızlı bir biçimde artırılmasıyla ilgili önemli destekler içeren YEKA (Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları) süreci, YEKA-1 adıyla Konya'nın Karapınar ilçesinde devam ediyor. Sigorta ve reasürans sektörü de bu yeni model üzerinden oluşacak olan teminat talebine özel ürünlerle destek veriyor. 

VHV'nin Mapfre ile birlikte geliştirdiği güneş enerji santrallerine özel tasarlanan ürünü de bu ihtiyaca cevap veren ürünlerden biri olarak dikkat çekiyor. VHV Reasürans Genel Müdürü Maximilian Stahl, Karapınar YEKA süreci ile ilgili olarak şu bilgileri paylaştı: "Türkiye'deki yenilenebilir kaynaklardan üretilen enerjiye verilen teşviklerin yanında, YEKA modeli ile birlikte yenilenebilir enerjinin toplam üretim payı içerisinde hızlı bir sıçrama yapacak olması sevindirici. Yaklaşık 1.3 milyar dolarlık bir yatırımın gerçekleştirileceği santralden yılda yaklaşık 1.7 milyar kilovatsaat elektrik üretilecek ve 600 bin evin ihtiyacı karşılanacak. Ayrıca ihaleyi kazanan yüklenici, %80'i Türk mühendislerden oluşacak en az 500 megavat / yıl fotovoltaik modül üretim kapasitesine sahip bir fabrika kuracak ve burada 10 yıl boyunca AR-GE faaliyetinde bulunacak. Karapınar'da inşasına başlanacak olan YEKA modelinin tekrarlanarak sürdürülmesini bekliyoruz. Böyle bir yatırım dünyaya da Türkiye ekonomisinin büyüklüğü açısından önemli bir mesaj veriyor. Çıkan sonucun ekonomik değeri de, son dönemdeki ekonomik dalgalanmalardan çıkış için güzel bir sinyal veriyor."


KÂR KAYBINA DA TEMİNAT VERİYOR
VHV Reasürans olarak, inşa halindeki ve faaliyete geçmiş çok sayıda yatırımcıya teminat sağladıklarını aktaran Maximilian Stahl, sözlerine şu şekilde devam etti: "Güneş enerjisine dayalı üretim santralleri için tasarlanan, inşaat ve operasyonel dönemi birlikte kapsayan, tüm riskler teminatı bazlı bu paket ürün, bir süre önce Mapfre Sigorta dağıtım kanalları üzerinden yatırımcıyla buluştu ve sektör tarafından büyük bir ilgiyle karşılandı. Piyasadan gelen ek teminat talepleri özellikle kâr kaybı ve performans kaybı teminatı üzerinde yoğunlaşıyor ve mevcut ürün, bu istekleri de teminat şartları kapsamında sağlıyor."

http://www.sabah.com.tr/ekonomi/2017/04/26/gunes-enerjisine-yeni-sigorta-modeli

24 Nisan 2017

EN ÇOK KAZA YAPANA EN BÜYÜK İNDİRİM

Trafik sigortasına getirilen prim limiti, özel araçlarda primi ortalama yüzde 20 ucuzlatırken, ticari araçlarda bu oran yüzde 71'e kadar çıktı. Kamyonlar başta olmak üzere bu araç tipi en çok kaza yapıp hasar çıkaranlar....

Zorunlu trafik sigortasına getirilen prim tavanının özel araçlarda sigorta primini yüzde 20-30 ucuzlatması bekleniyor. Ancak rakamlar vatandaşlardan ziyade sürekli kullanılan ticari araçlara piyango vurduğunu ortaya koyuyor.




Habertürk'ten Rahim Ak'ın haberine göre ticari araçlara 2015’te limit getirilmişti. Getirilen tavan ile taksilere 5 bin 400, otobüse ise 17.700 liralık sigorta prim limiti konmuştu. Tavan düzenlemesi bu tutarlar üzerinden yüzde 47’den yüzde 71’e kadar prim indirimi öngörüyor. Son prim tavanı ile taksilerin prim tavanı 2 bin 89 liraya indirildi. Otobüs ise 5 bin 7 liraya sigortalanacak. Bu rakamlar 4’üncü basamakta yani sisteme yeni girenler için geçerli. Eğer otobüs ve taksi bir yıl kaza yapmazsa yüzde 15, ikinci yıl kaza yapmaz ise yüzde 30 indirim alacak. 3 yıl ve daha fazla kaza yapmaz ise indirim tutarı yüzde 45’i bulacak.



1.467 LİRAYA KAMYON SİGORTASI


Böylece taksi eğer 3 yıl kaza yapmaz ise 1.357 liraya sigortalanabilecek. Otobüste ise bu rakam 3 bin 254 liraya kadar inecek. En çok kaza yapan ve sigortacılara hasar yaratan kamyonda durum ilginç bir hal alıyor. Çünkü 3 yıl kaza yapmayan bir kamyon bin 467 liraya sigortalanabilecek. Oysa bu araçlardan herhangi biri kaza yaptığında hasarları 50 bin lirayı aşıyor. En fazla kaza yapan diğer araç türü olan taksilerde de her yıl onlarca bin liralık hasar çıkaran taksiler ne kadar kaza yaparlarsa yapsınlar en fazla 5 bin 322 lira ödeyerek yeniden sigorta yaptırabilecek.

HER BİRİ 34 BİN LİRALIK HASAR YAPIYOR



Türkiye Sigorta Birliği (TSB) istatistiklerine göre ticari araçların sadece 547’si yılda 3’ten fazla kaza yapıyor ve bunların sigortacılara maliyeti ortalama 34 bin liraya çıkıyor. Yılda 5’ten fazla kaza yapanların sayısı sadece 41 iken bu 41 araç sahibinin her biri yılda 47.3 bin liralık hasar maliyeti çıkarıyor. Bu konuda en uç örnek 2014’te 13 kez kaza yapan bir kamyon. Rekortmen kamyonun sigorta şirketine maliyeti 78 bin 122 lirayı bulmuş durumda. Fakat bu kamyon bile şu anda 5 bin 940 liraya sigortalanmış durumda.



16 Nisan 2017

SÜRÜCÜYE SİGORTA


Sürücüye sigorta soru işaretleri ile gündemde...

Yaklaşık 28 milyon ehliyet sahibini yakından ilgilendiren trafik sigortasında, sürücüye yönelik poliçe düzenlenmesi gündemdeki yerini koruyor. Bugüne kadar araç bazında yapılan sigortanın sürücünün ehliyet bilgilerine ve ceza puanına göre yapılması yönünde çalışmalar devam ediyor.

Zorunlu trafik sigortası fiyatlarının yukarı yönlü seyri, plakaya sigorta yerine sürücüye sigorta gibi farklı alternatifleri gündeme getiriyor. Kısa süre önce  Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek tarafından dile getirilen konuya sektör genelde olumlu yaklaşırken, temkini de elden bırakmıyor. Katıldığı bir canlı yayında zorunlu trafik sigortası ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, mevcut düzende trafik sigortası ile ilgili birçok eksik olduğunu ifade etmişti. Yeni bir model üzerinde çalışmaların başladığını söyleyen Şimşek, yeni modelle beraber aracın değil, sürücünün sigortalanabileceğini dile getirmişti.


Gündemdeki sıcaklığını koruyan söz konusu değişiklik için sektör temsilcilerinin görüşlerini aldık. Sektör temsilcileri değişiklik fikrinin değerlendirilebilir bir fikir olduğunun altını çizerken, bu tür bir düzenleme için çok iyi bir altyapı çalışması gerektiğine dikkat çektiler.
“Sürücüye sigorta değerlendirilebilir”
Allianz Sigorta Genel Müdürü Arif Aytekin, “Uygulamaya geçmeden önce sistemi bir bütün halinde düşünmek ve analiz etmek hem operasyonel süreçlerin yönetimi hem de beklenen faydanın sağlanması anlamında önem taşımaktadır” dedi.
Allianz Sigorta Genel Müdürü Arif Aytekin, “Sürücüye sigorta yapılması” önerisini değerlendirilebilir bir öneri olarak gördüklerini belirterek, “Ancak sistemin tüm detayları ile ele alınarak analiz edilmesi ve sağlıklı bir uygulama haline dönüşebilmesi için altyapı ve kuralların titizlikle kurgulanması gerekmektedir. Önerinin trafik sigortası uygulamalarının yanında, ehliyet ve ceza puanları ile birlikte değerlendirilmesi ve olası sorunların tespit edilerek en aza indirgenmesi halinde ‘sürdürülebilir’ bir yapı haline dönüştürülebileceği görüşündeyiz. Sektörün bugüne kadarki tecrübeleri kadar sektör dışı birtakım uygulama, kanun ve yönetmeliklerin gözden geçirilmesi ve önerilen sistem içerisindeki etkilerinin de göz önünde bulundurulması önem arz etmektedir” diye konuştu.
‘UYGULAMAYA GEÇMEDEN ÖNCE ÇOK ÇALIŞILMALI’
Bir kişinin birden fazla araca sahip olması ya da araç sahibi ile sürücüsünün farklı kişiler olabilmesi gibi durumların günümüzde mevcut olduğuna işaret eden Aytekin, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Ayrıca bu sisteme geçişle çok sık araç kullanmayan, ancak ehliyet sahibi kişilerin sigortalanma taleplerinin olmayacağını da hesaba katmak gerekebilir. Sistemin kendi içinde suistimale neden olabilecek bir yapıya izin vermemesi için birden fazla kişi tarafından kullanılan araçlar için farklı bir kontrol mekanizması üzerinde de düşünülmelidir. Bu yüzden pratikte karşılaşılabilecek sorunların trafik sigortalarındaki diğer uygulamalarla entegre bir biçimde düşünülerek tespit edilmesi ve gerekli önlemlerin alınması, sistemin sağlıklı bir şekilde uygulanabilirliği açısından kritiktir. Uygulamaya geçmeden önce sistemi bir bütün halinde düşünmek ve analiz etmek hem operasyonel süreçlerin yönetimi hem de beklenen faydanın sağlanması anlamında önem taşımaktadır.”
“Sadece özel kullanıcılara uygun olabilir”
Turkland Sigorta Teknik Koordinatörü Zeynep Azim, “Bu uygulama sadece özel kullanıcılar için geçerli olabilir. Kiralık araçların veya firma araçlarının sürücüleri değişkenlik göstereceği için sürücüye bağlı bir fiyatlandırma mümkün olmayacaktır” diye konuştu.
Turkland Sigorta Teknik Koordinatörü Zeynep Azim, trafik sigortalarında, riski artıran en önemli faktörün kişinin özellikleri, araç kullanırken içinde bulunduğu durum ve bu duruma sebep olan nedenler olduğunun altını çizerek, “Sigorta yapılırken kişinin özellikleri önemli ölçüde dikkate alınmalı, ancak aracın nerede, ne amaçla kullanıldığı, aracın eski veya yeni bir araç olması da fiyatlandırma kriterleri arasında olmalıdır” dedi.
Sürücü özelliklerine göre sigorta yapılmasının pratikte faydalı ve gerekli bilgiler sağlanırsa sorunsuz bir uygulama olabileceğini söyleyen Azim şunları söyledi: “Ancak bu uygulama sadece özel kullanıcılar için geçerli olabilir. Kiralık araçların veya firma araçlarının sürücüleri değişkenlik göstereceği için sürücüye bağlı bir fiyatlandırma mümkün olmayacaktır. Buralarda da firmanın geçmiş yıllardaki hasar frekansına göre tarifede bir farklılaşmaya gidilebilir.”
‘ŞİRKETLERE EK BİR YÜK GETİRMEZ’
Trafikte sigortasızlık oranı her dönemde %20 civarında seyrederken, primlerin yükselmesiyle bu oranların %30’lar civarında seyretmeye başladığına işaret eden Azim, “Sürücüye sigorta sistemi, sigorta yaptırmayan bu %10’luk kısım için ikna sebebi olabilir. Bunun da şirketlerin operasyonlarına ek bir operasyon yükü getirmesi mümkün değildir. Şirketlerin bu konudaki altyapıları güçlüdür. Sistem uygulamalarının değişmesi söz konusu olursa, gerekli data transferini sağlamak ve bu datalar üzerinde çalışarak yeni tarife yapıları oluşturmak,  belirli bir süreç gerektirecektir” dedi.
13 Nisan 2017
http://www.sigortacigazetesi.com.tr/surucuye-sigorta-soru-isaretleri-ile-gundemde/

14 Nisan 2017

TRAFİK SİGORTASINDA TAKSİT

Sigorta şirketleri tekrar taksite başlayacaklardır...

Bazı şirketlerin trafik sigortasına taksit uygulamayı bırakmasını yorumlayan Sigorta Acenteleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Şen, sigorta şirketlerinin ani pozisyon aldığını ancak tekrar eski modele geçeceklerini söyledi

Sigorta Acenteleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Doğan Şen, bazı sigorta şirketlerinin trafik sigortası prim ödemelerinde taksiti kaldırdığını belirterek, "Bazıları da taksit yapmaya devam ediyor. Bunun sebebi şu; sigorta şirketleri şu anda ne yapacaklarını bilmiyorlar ve pozisyon almaya çalışıyorlar. Bu uygulamaların geçici olduğunu düşünüyorum. Bugün taksitlendirmeyi kaldıran şirketlerin yarın yeniden taksitlendirme modeline geçebileceğini düşünüyorum." dedi.

Hazine Müsteşarlığının "Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Primlerine İlişkin Genelgesi"ne göre, söz konusu sigortanın zorunlu olması ve sigortalılar açısından primlerin ödenebilecek seviyede tutulması hususları göz önünde bulundurularak, 12 Nisan-31 Aralık döneminde uygulanmak üzere zorunlu trafik sigortalarına ilişkin bazı kararlar alındı.

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Sigorta Acenteleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Şen, Hazine Müsteşarlığının yayımladığı genelgenin trafik sigortasıyla ilgili birçok kaosu ortadan kaldırdığını belirterek, "Kimse memnun değildi. Tüketiciler primlerin yüksek olduğunu söylüyordu. Sigorta şirketleri de 'hasar yapana daha fazla prim tatbik edemiyorum' diye endişeleniyordu. Bu endişelerin ortadan kalkması açısından bizim tarafımızdan kabul görmüş bir genelgedir." diye konuştu.

Şen, ortalama 1.300-1.400 lira seviyelerinde olan hususi araç baz fiyatlarının 807 liraya çekildiğini ifade ederek, iyi sürücüden daha uygun prim, kötü sürücüden daha pahalı prim uygulaması geldiğini, böylelikle sistemin hasar yapan ile yapmayanı birbirinden ayırdığını söyledi.


'Herkesin işine yarayacak, kalıcı olmalı'
Doğan Şen, genelgenin herkesin işine yarayacağını belirterek, şunları kaydetti:
"Kamyonetler için 1.055 lira baz prim var. İstanbul'da bu yüzde 6 artırılacak, o zaman 1.118 liraya tekabül ediyor. Eğer bu araç çok hasar yapan bir araçsa primine yüzde 150 zam gelecek ve primi 2 bin 795 liraya çıkacak. Dolayısıyla eskiden kamyonetler 2 bin liradan yüksek prim ödemiyordu. O bakımdan sigorta şirketleri hasar yapan kamyonetlerden daha fazla prim alabilecek. 2015 yılının ekim ayında yürürlüğe giren ticari araçlarla ilgili üst limit genelgesi kadük kaldı. Bu genelge oradaki eksiklikleri de ortadan kaldırıyor. Getirilen tavan fiyat primleri gayet iyidir ve korunması gerekir. Bu primlerle birlikte tüketiciler 'ben nereden ucuz prim bulurum?' derdine düşmeyecek. Sigorta acenteleri de 'daha uygun müşteri ve prim bulayım' diye komisyonlarını arkadaşlarıyla, başka acentelerle, şirketlerle paylaşmayacak. Kendisi net komisyon alacak ve dolayısıyla sektörde rehabilite söz konusu olacak."

Trafik sigortasında, sigorta şirketlerinin rekabet amacıyla primlerde tavan fiyattan daha uygun prim sağlayıp sağlayamayacağına yönelik soru üzerine Şen, sigorta şirketlerinin tavan fiyattan uyguna da prim önerebileceğini söyledi.
Şen, geçen yıl trafik sigortası poliçelerinin yüzde 96'sının acente tarafından satıldığını bildirdi.

'Yeniden taksite geçeceklerdir'
Bazı sigorta şirketlerinin söz konusu sigortanın prim ödemelerinde taksitlendirmeyi kaldırdığı iddialarına yönelik soru üzerine de Şen, bazı şirketlerin bu yöndeki uygulamalarını görmeye başladıklarını belirterek, şöyle devam etti:
"Bazı şirketler taksiti kaldırdı, bazıları da taksit yapmaya devam ediyor. Bunun sebebi şu; sigorta şirketleri şu anda ne yapacaklarını bilmiyorlar ve pozisyon almaya çalışıyorlar. Bu uygulamaların geçici olduğunu düşünüyorum. Bugün taksitlendirmeyi kaldıran şirketlerin yarın yeniden taksitlendirme modeline geçebileceğini düşünüyorum."
Şen, sektör ortalamasına göre trafik sigortası bedellerinin 3 eşit taksitte tahsil edildiğini anımsattı.
Bu arada, dün Hazine Müsteşarlığından yapılan açıklamada, bazı sigorta şirketlerinin genelge ile belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde zorunlu trafik sigortası teklifi vermediğine ve söz konusu sigortayı yapmaktan kaçındığına ilişkin başvuruların intikal ettiği belirtilerek, bunu yaptığı tespit edilen sigorta şirketleri hakkında adli ve idari işlem tesis edileceği bildirildi.

http://www.sigortagundem.com/haber/sigorta-sirketleri-tekrar-taksite-baslayacaklardir/1185263#ixzz4eG3zWzEi

Yeni Değer Teminatı & Allianz Sigorta

Yeni satın aldığınız sıfır km aracınızın  ilk tescil tarihinden itibaren geçecek bir yıllık süre içerisinde, meydana gelecek tam ziya (pert)...