22 Şubat 2017

YATIRIMLAR KÜL OLUYOR...

Mine Ayhan: “Yatırımlar kül oluyor” ....
Yangın riskine karşı ev, iş yeri ve yangın sigortası yaptırmanın önemine dikkat çeken Generali Sigorta Genel Müdürü Mine Ayhan “Bin bir zorlukla edinilen ev, iş yeri gibi yatırım ve girişimlerin olası risklere karşı koruma altına alınmaması maalesef telafisi mümkün olmayan maddi sonuçlar doğuruyor” diye konuştu.

Geleceğini güvence altına almak insani bir dürtü olarak, imkânlar dâhilinde bireyleri yatırım yapmaya teşvik ediyor. Bu yatırım kimi zaman ev, araba satın alarak kimi zaman da yeni bir iş kurarak hayata geçiyor. Yapılan araştırmalar Türk halkı için ev sahibi olmanın hala yatırım tercihleri arasında birinci sırada olduğunu gösteriyor. Ancak yıllarca birikim yaparak elde edilen kazançlar yatırım amaçlı satın almaya dönüşürken bu yatırımların risklere karşı korunması hep ihmal edilen bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor.



İtfaiye Daire Başkanlığı tarafından yayınlanan son veriler ev, araç ve iş yeri sahipleri için yatırımların özellikle yangınlara karşı risk altında olduğunu çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Rakamlar 2016 yılında sadece İstanbul’da 28.586 yangın vakası gerçekleştiğini, yangınların 5910’unun konut, 153’ünün ise fabrika yangını olduğunu gösteriyor. Aynı verilere göre son 5 yıl içinde konut yangınlarının %10, fabrika yangınlarının ise %17 artığı görülüyor. 2011-2016 döneminde meydana gelen yangınların ortalaması göz önüne alındığında her yıl meydana gelen yangınların yaklaşık %20,6’sını konut, %0,5’ini fabrika,%30’unu diğer bina, %6,4’ünü ise araç yangınları oluşturuyor. Özellikle Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında yoğunlaşan yangın vakalarının %44’ünün sigara, %20,9’unun elektrik kontağı ve %9,5’inin kasıt(sebebi meçhul) nedenlerinden kaynaklandığı raporlanmış bulunuyor.

Sadece rakamlar bile yangına karşı güvenlik önlemlerini tam ve eksiksiz almanın ve sigorta yaptırmanın altını bir kez daha kalın bir şekilde çiziyor. Riskler arasında ciddi bir yer edinen yangın vakalarına karşı alınan güvenlik önlemleri, gelişen teknolojinin de desteğiyle önemli bir ilerleme kaydetti. Buna rağmen her geçen gün bir yangın olayı yaşama ihtimalimiz artıyor. Bu durum yangına karşı önlem almayı zorunlu kılıyor. Kullanılan donanımların yardımıyla yangınları söndürmek eskiye oranla daha kolay olsa da sigortanın olmaması durumunda karşılaşılan maddi zararları telafi etme imkanı yazık ki bulunmuyor.

Bu çarpıcı tabloya rağmen karşılaşılan birçok yangında, riskin gerçekleştiği rizikoların yangın sigortasının olmadığı, yine rakamlar üzerinden görülüyor. Verilere göre Türkiye’de 17 milyon 500 bin civarında konut mevcut. 2016 yılı istatistiklerine göre bu konutların sadece 5 milyon 369 bininin sigortası bulunuyor diğer bir deyişle yaklaşık 3 konuttan 1’i sigortasız. Ticari tarafta ise ticari ve sınai rizikolar için düzenlenen poliçe sayısı 1 milyon 411 bin civarında. Bu rakam 3 milyonun üzerindeki KOBİ’nin yarısından fazlasının sigortasız olarak faaliyetine devam ettiğini gösteriyor.

Yangın riskine karşı ev, iş yeri ve yangın sigortası yaptırmanın önemine dikkat çeken Generali Sigorta Genel Müdürü Mine Ayhan “Bin bir zorlukla edinilen ev, iş yeri gibi yatırım ve girişimlerin olası risklere karşı koruma altına alınmaması maalesef telafisi mümkün olmayan maddi sonuçlar doğuruyor. Söz konusu değerlerin bir yangın neticesinde ekonomik hayattan çekileceğini ve bir daha aynı duruma gelmelerinin çok zaman alacağını unutmamak gerekir. Bu durumun önüne geçmek için tahmin edemediğimiz risklere karşı ihtiyacımız olan sigortaları önceden temin ederek önlem almamız mümkün. Generali Sigorta olarak, sunduğumuz konut, iş yeri ve Yangın Sigortası branşındaki ürünlerimiz ile yaşanması muhtemel kayıplara karşı en üst düzeyde koruma sağlıyoruz. Vatandaşlarımızın bu ürünlerimize tüm satış kanallarımızdan, her an ve her yerden ulaşmalarını sağlayarak birikimlerini hızlı ve kolay yolla korumalarının önünü açıyoruz” dedi.

http://www.sigortacigazetesi.com.tr/mine-ayhan-yatirimlar-kul-oluyor/

22 Şubat 2017

17 Şubat 2017

SİGORTA TERCİHLERİ

Sigorta yaptıranlar aile ve arkadaş tavsiyesine güveniyor...

CSC’nin araştırmasına göre, poliçe alacak tüketicilerin sigorta şirketi ile ilk teması acente seviyesinde değil, aile ve tanıdıkların tavsiyeleri ile oluyor.

CSC tarafından gerçekleştirilen Dijital Sigorta Araştırması 2016’ya göre, Türkiye’deki tüketicilerin yüzde 74’ünün herhangi bir sigorta ürünü satın alacakları zaman ilk temas noktaları acenteler olmuyor. Kendileri için doğru sigorta ürününü arayan tüketicilerin yüzde 33’ü önce internet araştırması yapmayı tercih ederken, yüzde 41’i ailesine ve yakınlarına danışıyor. Sadece yüzde 23’lük bir kesim kendisine uygun sigortayı bulmak için direkt olarak bir acenteye başvuruyor. Türkiye, aile/yakın tavsiyesindeki yüzde 41’lik oran ile 5 ülke arasında ilk sırada yer alıyor. CSC’nin araştırması, Türkiye’nin yanı sıra Almanya, Avusturya, İsviçre ve İtalya’daki 3 bin tüketicinin Nisan-Ağustos 2016 dönemindeki görüşlerini kapsıyor.



Araştırmaya göre, Türkiye’deki tüketicilerin sadece yüzde 24’ü bugüne dek online olarak sigorta poliçesi satın aldı. Almanya’da yüzde 49 olan bu oran, İtalya’da yüzde 44, Avusturya’da ise yüzde 23 seviyesinde bulunuyor.

Araştırmayı gerçekleştiren CSC ekibinden Hans Agnischock’a göre, hedef, acentelik hizmetlerini mevcut müşteri ihtiyaçları ile eşleştirmek ve bunları online hizmetler ile bütünleştirmek olmalı. Sonuçlar da bunu doğrular nitelikte. Türkiye’deki tüketicilerin sigorta şirketinin sağlamasını istedikleri iletişim kanallarında ilk sırayı kişisel müşteri temsilcisi alıyor. İkinci sıradaki telefonu, sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları takip ediyor. Diğer dört ülkenin aksine, Türkiye’de e-posta en az tercih edilen kanallardan biri olarak öne çıkıyor. Hasar durumunda ise en çok tercih edilen kanal telefon olurken, onu acente izliyor.

Araştırma, sigortacıların online hizmetlerini müşteri dostu bir tarzda tasarlamaya dikkat etmeleri gerektiğini de ortaya koyuyor. Şu anda, Almanya’daki tüketicilerin sadece yüzde 20'si bir sonraki sigorta poliçesini satın alacağı zaman online self servis kanalını kullanacağını belirtiyor. Agnischock bu durumu, “Özellikle internette sigorta ürünlerinin net bir şekilde sunumunun yanı sıra, online poliçe alımında şeffaflığın artırılmasında gelişim potansiyeli görüyoruz” sözleri ile özetliyor.

Türkiye’deki sigorta müşterilerinin kişisel verilerinin güvenliğine ilişkin soru işaretleri bulunduğuna dikkat çeken CSC Türkiye Genel Müdürü Alev Alp Esen, “Araştırmamıza katılan tüketicilerin yüzde 57’si, ‘Sigorta şirketinizin sahip olduğu kişisel bilgilerinizin güvende olduğunu düşünüyor musunuz?’ sorusuna ‘Evet’ yanıtını veriyor. İtalya’da yüzde 80’e kadar çıkan bu oran, diğer 4 ülkede de yüzde 70’in üzerinde bulunuyor. Yine ülkemizdeki tüketicilerin yüzde 64’ü, sigorta şirketlerinin kendilerine cazip teklifler sunabilmesi için, bilgilerinin daha aktif kullanılmasında bir sakınca olmadığını belirtiyor” dedi.

www.sigortagundem.com/haber/sigorta-yaptiranlar-aile-ve-arkadas-tavsiyesine-guveniyor/1169200#ixzz4Yy9GiybI

12 Şubat 2017

SİGORTALANIN AFETZEDE OLMAYIN !

Küreselleşmenin etkisiyle artan yağışların etki alanı da büyüyor. Sigorta poliçelerine eklenecek sel ve kar ağırlığı teminatlarıyla yaşanacak, olası risklere karşı hazırlıklı olmanız, afetzede olmanızı önlüyor....

SEVAL ÖZKAP / HAYATIMIZ SİGORTALI

Küresel iklim değişiklileri, meteorolojik afetlerin sayısını, süresini ve şiddetini artırıyor. Miktarı ve rejimi değişen yağışlar ise maddi kayıpların yanı sıra can kayıplarına bile neden olabiliyor.
Bunun son örneğini ise geçen ay yaşanan kar yağışı ile görmüş olduk. Son yedi yılın en sert kışını yaşarken, yağan kar miktarı da son yedi yılın zirvesini oluşturdu. 2009 yılından bugüne yaşanan en yoğun kar yağışı ile birlikte kar kalınlığı İstanbul’da 120 santimetreyi aştı. Bu süreçte kar ağırlığına dayanamayan çatılar çöktü, ağaçlar devrildi. İstanbul, Bursa, Konya, Manisa hatta Muğla’da çöken çatılar, kimi zaman can kaybına dahi neden oldu. Konya’da aralıklarla etkisini gösteren kar nedeniyle 10 gün içerisinde 34 fabrikanın çatısı çöktü, bu felaketler işlerin aksamasını da beraberinde getirdi.



Kar ağırlığına dayanamayan ağaçlar, seyir ya da park halindeki araçların hatta insanların üzerine devrildi. Aşırı soğuk havaya alışık olmayan ilçelerde de görülen kar yağışı seralara, meyve ağaçlarına zarar verdi. Kar ağırlığı beraberinde maddi hasarı getirirken yalnızca bununla da kalmadı. İşlerin durması ile iş yeri sahipleri kar kayıpları da yaşadı. Ancak kar yağışının bununla sınırlı kalmayan riskleri de bulunuyor.

Kar yağışıyla birlikte kayganlaşan zeminlerde yürümek en büyük risklerden birini oluşturuyor. Özellikle kar yağışının durmasından sonra buzlanma oluşmasıyla burkulma ve kırık gibi birçok vaka da yaşanabiliyor. Ayrıca karlı ve buzlu zeminde araç kullanımında gerekli önemler alınmadığı takdirde aracımıza, başka bir araca ya da araçlara, kendimize ve üçüncü şahıslara zarar verebileceğimiz durumlar oluşabiliyor. Yağışlar aynı zamanda tarım ve hayvancılık ile geçinen kişilere de büyük zararlar verebiliyor.

En büyük güvence sigortalı olmak
İşte tam bu durumlarda en büyük güvence ‘sigortalı olmak’tan geçiyor. Hem sağlınızı hem cebinizi korumak için kar yağışına karşı sigorta poliçenizi kalkan yapabilirsiniz. Kar ağırlığı nedeniyle binanın, konutun, aracın, şahsın uğradığı zararlara sigortanız varsa tazminatınız ödeniyor, hasarınız gideriliyor. Karda düşüp kaydığınızda yaşanabilecek burkulma ve kırık vakalarına ise ferdi kaza sigortası ve sağlık sigortası yaptırarak önlem alabilirsiniz.

Ev ve iş yerlerinizi tam korumaya almak için, yaptıracağınız sigortalarda ek teminat olarak bulunan kar ağırlığı teminatını poliçenize eklemeniz gerekiyor. Kar ağırlığı teminatı ile yoğun kar yağışından sonra, çatı üzerinde biriken karın veya buzun gerek ağırlığı gerekse kayması ya da düşmesi nedeniyle, bina ve içindeki eşyalarda doğrudan meydana gelecek zararlar karşılanıyor. Çatıda meydana gelen hasar dolayısıyla bina içindeki sigortalı eşyaların ıslanması ve bir zarar oluşması durumu da sigorta kapsamında yer alıyor.

Binanın üzerindeki karların veya buzların düşmesi sonucu üçüncü şahıslara verilebilecek maddi ve bedeni zararlar ise üçüncü şahıs sorumluluk teminatı ile giderilebiliyor. Karayollarında kar ve buz sebebiyle oluşacak zararlar da trafik ve kasko poliçeleri sayesinde karşılanabiliyor. Bu noktada trafik sigortasında ferdi kaza sigortası, artan mali sorumluluk sigortası ve asistans hizmetlerini bir arada sunan paket ürünleri tercih etmek ayrı bir önem taşıyor.

Ayrıca yalnızca kentli olmanın getirdiği risklere karşı değil, kırsalda da sigortalanma büyük önem arz ediyor. Hayvancılık ve tarımla uğraşanlar da yağışlardan oldukça etkileniyor. Bu nedenle hayatını bu şekilde kazanan kişiler de ürünlerini ve hayvanlarını, yani, emeklerini mutlaka sigortalamalı. Çok belirgin mühendislik veya uygulama kaynaklı bir handikap yok ise genel olarak karın neden olduğu tüm bu tip hasarlara eksiksiz bir şekilde tazminat ödeniyor.

Risk analizi yaptırmayı unutmayın!
Kar ağırlığının ev ve iş yerlerinde çatı çökmelerine neden olmasında sigortalı olmanın bir diğer avantajı, yaptıracağınız risk analizi ile gerekli önlemleri almış olmak. Kar yağışı kaçınılmaz bir risk, ancak oluşturabileceği daha büyük bir riske karşı önlem almak risk analizleriyle mümkün olabilir. Yani, tehlikeli olanla tehlikesiz olanı yer değiştirebilir, hasarı nasıl önleyebileceğinizi öğrenebilirsiniz. Çatınızın kar yağışına ne kadar dayanıklı olduğunu öğrenerek, gerekirse onarımını yaptırarak tehlikeyi kendinizden uzaklaştırabilirsiniz. Böylelikle kar yağdığında tedirgin olmak yerine, acil durumlara karşı hazırlıklı olabilirsiniz.

Sele karşı da önlem alın
Kar yağışının ardından oluşabilecek bir diğer risk de su baskınları olabiliyor. Ayrıca kar haricinde yaşanabilecek yağışların neden olacağı hasarlara da sigorta ile güvence sunabilirsiniz. Sel ve su baskını ya da kar ağırlığı gibi risklere karşı alınacak tedbirlerden biri, içinde mutlaka sel teminatı olan bir sigorta yaptırmaktan geçiyor. Bu teminatlar sigortalının isteğine bağlı olarak poliçeye ekleniyor. Sel ve su baskını teminatı olan bir sigorta ürünü; nehir, çay, dere ve kanalların taşması, denizlerin gel-git olayları dışında kabarması, pis suların kanalizasyon ve fosseptik çukurlarının yağışlar nedeniyle geri tepmesi, olağanüstü yağışlar nedeniyle konutu ya da işyerini dışarıdan su basması, sel sularının araçlara zarar vermesi gibi hasarları kapsıyor. Doğal olmayan durumlar ile sel ve su baskını sonucu dolaylı gelişebilecek hasarlar ise bu teminatın dışında kalıyor.

“Teminat ve limitlerinizi kontrol edin!”
Karlı havalarda, araçlarda kar lastiği olmadan trafiğe çıkılması pek çok kazaya sebep oluyor. Sürücülerin hem kendi can güvenliklerini korumak hem de karşı tarafa verebilecekleri zararları engellemek için araçlarının bakımını yaptırmaya ve mevsime uygun lastik kullanmaya özen göstermelerini öneriyoruz. Ayrıca karlı ve buzlu zeminlerde yaya olarak yürürken veya kış sporları yaparken düşmek de en sık rastlanan kazalardandır. Kişiler hem kendileri hem de araçları için sigorta yaptırarak bu risklere karşı güvence satın alabilirler.

Ferdi kaza sigortaları, ani ve beklenmedik bir kaza neticesinde sigortalının vefatı, sürekli sakatlığı veya tedavi masraflarını poliçede belirtilen limitler dahilinde karşılanıyor.

Kasko sigortası poliçeleri ile ise sigortalının kendi aracında meydana gelecek hasarlar ile birlikte, araçtaki yolcular ve kaza sonucunda karşı tarafa verilebilecek zararlar da teminat altına alınıyor. Buna karşın trafik sigortası poliçeleri, işletenin sorumluluğunu konu alıyor, kaza sonucunda karşı tarafa verilebilecek maddi ve bedeni zararlar için limitler dahilinde güvence sağlıyor. Tüm bu ürünlere eklenebilen asistans hizmetler de zor zamanlarında sigortalıların yanında olarak destek sağlıyor.

En ucuz poliçenin, en uygun poliçe olarak algılanmaması gerekir. Her şeyden önce hasar durumunda alınacak hizmetin kalitesinden emin olmak ve tazminat ödemesinde sıkıntı yaşanmayacağına inanmak önemlidir. Burada tüketici olarak yapılması gerekenin, poliçe primine göre şirket seçimi yerine poliçede muafiyet bulunup bulunmadığının kontrol edilmesi ve verilen teminatların limit ve kapsamlarının ihtiyacı karşılaması yönünde tercih kullanmak olması gerektiği düşünülmektedir. Ferdi kaza sigortası poliçelerinde ise kar veya buz üzerinde yapılan bilumum sporlar poliçe kapsamına dahil edilebiliyor. Ayrıca poliçe kapsamına asistans hizmetler eklenerek doktor veya ambulans gönderilmesi, nakil, tıbbi danışma gibi hizmetlerden faydalanılabilir.

Kentler meteorolojik afetlere karşı iyi planlanmalı
Küreselleşmenin yaşandığı günümüzde, afetlerin boyutlarını artıran nedenlerden biri de kentleşme oluyor. Kentleşme ile beraberinde gelen sorunlar, meteorolojik afetlerin etkilerini maalesef artırıyor. Bu nedenle kentler iyi planlanmalı. Kentlerde dere yatakları imara açılmamalı, suyun toprağa süzüleceği yeşil alanlar bırakmalı. Yani, doğal akış sağlanmalı. Aynı şekilde kırsal alanlarda planlar yapılarak orman alanları tarım alanlarına, taş ocaklarına, yapı stoklarına dönüştürülmemeli.

Kış risklerini nasıl azaltabilirsiniz?
▼ Yoğun kar yağışı uyarılarını radyo ve televizyondan takip edin, gerekli durumlarda Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden telefonla bilgi alın.
▼ Araçlarınızı kar yığınını kaldıramayacak eski bina ya da yaşlanmış ağaçların altına değil, açık alanlara park edin. Araç tavanında bulunan karların ani bir fren anında ön cama gelmemesi için bu alanları yola çıkmadan önce temizleyin.
▼ Çatılarınızın bakımını yaptırın, gerekli güvenlik önlemlerini aldıktan sonra kar ve buz kütlelerini düzenli aralıklarla temizleyin.
▼ Sandviç panelli çatıya sahipseniz, çatıyı özel rezistans sistemleri ile ısıtarak olası kar ağırlığı risklerinin önüne geçin.
▼ Apartmanların giriş bölümlerinde oluşan sarkıt biçimdeki buzları, merdivenleri düzenli olarak temizleyin.

Risklere karşı sigortalı olmamak en büyük eksiklik
İlk yağan kar ertesi gün başka bir forma kavuşur. Kristalleşme ile sertleşir. Üzerine yağan kar ile dinamik bir yapı oluşmaya başlar. Rüzgar oldukça etkendir. Formu değişen kar rüzgar ile çatıda taşınabilir. Parapet ve oluklarda birikerek ağırlık noktası değişir. Çatı taşıyıcı sistemlerinde var olan eksiklik, hata, tasarım ve proje hataları, malzeme seçimi, uygulama ve imalat hatası gibi gizli kalmış kusurlar sonucu çatılar çöker. Ülkemizde kar haritası TS 498 ile tüm şehirler için belirlidir. Küresel ısınma sonucu bu standartlar değişti. Dolayısıyla riskli döneme girdik. Risklerden korunmak için uzman, risk mühendisliğinden faydalanılmalı. Hasar ve risk önleme aksiyonları öğrenilmeli.

Kar ağırlığı ve sel gibi hususlar için her işletme mutlaka risk analizi ile durumunu öğrenmeli, ardından eylem planları hazırlamalı. Kar ağırlığı teminatı tüm yangın poliçelerinde ek teminat olarak yer alır. Özel olarak ayrıca teminat kapsamını genişletmek olanaklı. Bu ve benzeri tüm hasarlar poliçe kapsamındadır. Risk tanımına uygun gerçekleşen her olay soncunda tazminat hakkı doğar. Çok belirgin mühendislik veya uygulama kaynaklı bir handikap yok ise genel olarak tazminat ödenir.

Küresel ısınma, çarpık şehirleşme, bilgisiz mühendislik tasarımları, beceriksiz uygulamalar, doğal afetler, yerel yönetim sorunları ülkemizde bu kadar fazla iken sigortalı olmamak en büyük eksikliktir. Hasar anında tecrübesi ve desteği ile sigortacılar tazminat ödemekten fazlasını otaya koyar. Poliçe olmadan bu tecrübeyi satın alamazsınız. Kimse sigorta yaptırmayacak kadar varlıklı ve zengin değildir.

Kar ağırlığı birçok hasara neden oldu
▼ İstanbul Bakırköy’de bulunan Ataköy 5. Kısım Camii’nde cenaze namazı kılınırken çatı çöktü, bir kişi hayatını kaybetti, 40 kişi yaralandı. Fatih’te bir binanın çatısı yağan karın ağırlığına dayanamayarak çöktü, altında kalan iki kişi kurtarıldı.
▼ İstanbul Üsküdar’da yoğun kar yağışı nedeniyle üzerindeki ağırlığa dayanamayan ağaç seyir halindeki belediye otobüsünün üzerine devrildi. Kadıköy’de kar yağışı nedeniyle dallarında kar biriken iki çam ağacı, park halindeki iki otomobilin üzerine devrildi.
▼ Konya’da aralıklarla etkisini gösteren kar nedeniyle 10 gün içerisinde 34 fabrikanın çatısı çöktü.
▼ Kara alışık olmayan Mersin’in Mut ilçesinde 400 bin zeytin ağacı zarar gördü.
▼ Muğla’nın Ula ilçesinde bir büyükbaş hayvan barınağının çatısında kar birikmesi sonrası çatı çöktü, bir hayvan telef oldu.
▼ Bursa’da karın ağırlığına dayanamayan bir damın çatısı çöktü, neyseki 15 büyükbaş hayvan damdan dışarı kaçarak telef olmaktan kurtuldu. Yine Bursa’da kardan devrilen ağaç ise iki aracın hasar görmesine yol açtı.
▼ Manisa’nın Şehzadeler ilçesinde 50 yıllık bir ağaç karın ağırlığına dayanamayarak kırılırken, devrilen ağaç iki otomobile büyük zarar verdi.

İstanbul’da kar kalınlığı 122 santimetreye ulaştı
▼ Çatalca-Subaşı: 122 cm,
▼ Hadımköy, Yassıören: 105 cm,
▼ Büyükçekmece, Sultangazi, Arnavutköy 68 cm,
▼ Başakşehir, Esenyurt, Beylikdüzü, G.O.Paşa: 62 cm,
▼ Ağva-Teke, Beykoz, Sarıyer, Zekeriyaköy: 55 cm,
▼ Alemdağ, Ömerli, Alibeyköy, Kağıthane, Maslak:45 cm,
▼ Uğur Mumcu, Çamlıca, Bahçelievler, K.Çekmece: 35 cm,
▼ Çekmeköy, Ümraniye, Sancaktepe: 30 cm,
▼ Ataşehir, Maltepe, Kadıköy, Üsküdar, Şile, Beşiktaş, Bakırköy: 20-25 cm,
▼ Pendik, Kartal, Tuzla: 10-15 cm.

“Sigorta yedek lastik gibidir”
Küreselleşmenin boy gösterdiği en önemli yerlerden biri de dev bir canavara dönüşen kentlerimizdir. Doğal süreçlerle gelişen bir yağmur olayı bile kentlerde hızla afete dönüşebilmektedir. Şehirleşmedeki tehlikeleri sezemiyoruz. Dolayısıyla bir risk yönetimini de beceremiyoruz. 2016 yılında dünyada ve ülkemizde yaşanan sel ve su baskını gibi meteorolojik afetlerin çoğu kırsal bölgelerden çok şehirlerde yaşanmıştır. Bunun nedeni yağışların artışı değil, kentlerin kötü planlanmasıdır. Betonlaşan şehirlerde suyun toprağa sızacağı yer artık kalmamıştır. Yağışlar çabucak sele dönüşmekte yağış evlere ve insanlara zarar vermektedir. Siz kişisel önlemlerini alsanız bile size bağlı olmayan nedenlerden dolayı tehlike altında olabilirsiniz. Bu nedenle sigorta sistemi önemlidir.

Sigorta, kullandığınız araçtaki yedek lastiğe benzer. Eğer yoksa ve aracınızın lastiği patlarsa değişemezsiniz. Bu eksiklik sizin günlük rutininizi bozar, ulaşım özgürlüğünüzün ve yaşamınız kısıtlanır. Kendimize ve çevremizdeki sevdiğimiz insanlara yaptığımız her türlü yatırım inisiyatiflerinin yok olmaması için sigortanın nimetlerinden yararlanmalıyız. Sözgelimi, şiddetli yağışlar gibi meteorolojik olaylar sel ve su baskını gibi beklenmedik afetler yaratabilir; hem kırsalda yaşayan, hem de kentlerde yaşayan insanlar bu tür afetlerden zarar görmemek için sigortalama sistemlerine başvurmalıdır. Böylece olağanüstü koşullarının ardından hayat daha kısa sürede normale dönebilir. Parametrik sigorta sistemi de bu tür meteorolojik afetlerin zararlarına karşı düzenlenmiş bir yapılanmadır. İlk kez deprem için yürürlüğe sokulmuştur. Yeterince yaygın değildir. Kapsamı daha da geliştirilmelidir.

Sigorta sisteminde primler çok yüksek olmamasına karşılık mevcut poliçe sayıları sigorta sistemin yeterince özendirici olmadığını göstermektedir. Bunun yolu vatandaşın hangi doğa kaynaklı tehlikelerle başbaşa olduğunu ve ne tür riskler taşıdığını anlatmaktır. Yani sigorta sektörü bilinçlendirme ve bilgilendirme çalışmalarına biraz daha vakit ve kaynak artırmalıdır. Ar-Ge, akademik işbirlikleri ve protokoller geliştirmelidir.

http://www.sigortamedya.com.tr/sigortalanin-afetzede-olmayin/

08 Şubat 2017

DEPREM VE SİGORTA

Çanakkale’de deprem sigortalı konut oranı yüzde 57

Çanakkale'de üst üste yaşanan depremler, zorunlu deprem sigortasına yönelik bilinç düzeyini yeniden gündeme getirdi.
Merkez üssü Çanakkale'nin Ayvacık ilçesi olan 5,3 ve 5,2 büyüklüğünde iki depremin ve ardından devam eden sarsıntıların yaşanması bölge halkında tedirginliğe neden oldu. Meydana gelen depremler Türkiye'deki zorunlu deprem sigortasına yönelik bilinç düzeyini yeniden gündeme taşıdı.


Her 10 evden dördü sigortalı

Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK), Çanakkale'de yaşanan depremlerin ardından bir açıklama yayınladı. Açıklamada bölge halkına geçmiş olsun dilekleri iletilirken, peşpeşe gelen depremlerin can kaybına neden olmamasının en büyük teselli olduğu vurgulandı. Açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Türkiye gibi deprem kuşağında yer alan bölgelerde depremle mücadele konusu büyük önem taşıyor. Bu aşamada depreme dayanıklı binaların yanı sıra binanın deprem sigortasının bulunması da bir o kadar önemli. Türkiye özelinde baktığımızda zorunlu deprem sigortası bilinci giderek artarken hâlâ istenilen seviyelere gelinmiş değil. 17 Ağustos 1999 depremi öncesinde Türkiye'de yalnızca 500 bin civarında deprem teminatlı konut varken, bugün bu sayı 7,7 milyona yaklaşmış durumda. Her 10 evden sadece dördü sigortalı. Halihazırda zorunlu deprem sigortası poliçe adedini 10 milyona çıkarma hedefimiz bulunuyor. DASK olarak başlıca hedefimiz depreme hazırlıklı olma ve sigortalılık bilincini artırarak sistemimizdeki konutların tamamını zorunlu deprem sigortası güvencesi altına almak. DASK olarak kâr amacı gütmeyen ve faaliyetlerinin merkezine bilinçlendirmeyi almış bir kurumuz. Dolayısıyla toplumun farklı kesimlerine yönelik, çok çeşitli mecraları kullanarak, hem ulusal hem de yerel ölçekte pek çok bilinçlendirme ve tanıtım projesini hayata geçiriyoruz.”


Sigortalılık oranında Marmara Bölgesi ilk sırada

DASK'ın paylaştığı verilere göre, yürürlükteki deprem sigortası poliçelerinin dağılımında sigortalı konut oranının en yüksek olduğu bölgenin Marmara Bölgesi olduğu (yüzde 53) görülüyor. Marmara Bölgesi'ni, yüzde 43 ile İç Anadolu, yüzde 41'le Ege, yüzde 36 ile Akdeniz, yüzde 35'le Karadeniz, yüzde 33'le Doğu Anadolu ve yüzde 31'le Güney Doğu Anadolu bölgeleri takip ediyor.


Hasarı azaltmak ve yaşam düzenine dönmek için en etkin yöntem

6-7 Şubat'taki depremlerin merkez üssünün bulunduğu Çanakkale'de 72 binden fazla konutun (yüzde 57 sigortalılık oranı) deprem sigortası bulunuyor. Zorunlu deprem sigortası, deprem ve deprem sonucu meydana gelen yangın, infilak, tsunami ve yer kaymasının doğrudan sebep olabileceği maddi zararları, poliçede belirtilen teminatlar kapsamında karşılıyor. Tamamen ya da kısmi olarak zarar görmüş olsa dahi konutları deprem karşısında teminat altına alan zorunlu deprem sigortası, depremin evlere verdiği maddi hasarları en aza indirmek ve konut sahiplerini yeniden normal yaşamlarına döndürebilmek için en önemli yöntem olarak kullanılıyor.


DASK dünyaya örnek oldu

Zorunlu deprem sigortasını sunan DASK, poliçe adedi, reasürans programı büyüklüğü, sigorta yaygınlık oranı, fon büyüklüğü ve teknolojik altyapı gibi özellikleriyle doğal afet havuzları açısından diğer ülkeler nezdinde bir model olarak kabul ediliyor. Son yıllarda başta Pakistan, İran, Güney Kore, Kazakistan gibi ülkeler olmak üzere birçok ülke ve bölge DASK'ı araştırarak kendi bölgelerine uyarlama çalışmaları yürütüyor.



http://www.sigortagundem.com/haber/canakkalede-deprem-sigortali-konut-orani-yuzde-57/1166696#ixzz4Y7rT6jXE

06 Şubat 2017

HİTLER'İN TELEFONU SATILIK...

Tarihin en kötü adamı olarak gösterilen Hitler’in tüm korkunç emirlerini vermek için kullandığı, dünyanın “en karanlık” telefonu, sigorta masrafı nedeniyle açık artırma ile satılacak.



Adolf Hitler’in nereye giderse yanında götürdüğü ve tüm kötü emirlerini verdiği telefon açık artırma ile satılacak. Telefon, Maryland’de Alexander Historical Auctions tarafından açık artırmaya sunulacak. Telefonun 200 bin ile 300 bin dolar arasında bir fiyata satılacağı tahmin ediliyor.

Açık artırma evinin sahibi Panagopulos, şu anda telefonun sahibi olan Ranaulf Rayner’in sigorta masraflarının yüksek olmasından dolayı telefonu saklamaya niyeti olmadığını açıkladı.

Antika telefon, 1977 yılında ölen Tuğgeneral Sir Ralph Rayner’in Hitler’in sığınağından alındı ve oğlu Ranulf’a teslim edildi. Açık artırma listesine göre, telefon Rayner’a Rus subayları tarafından verildi: “Şehre giren ve Rus olmayan ilk savaş galibi kişi Rayner, ilk olarak Chancellery’e gitti ve burada Rus görevliler ona bir tur teklif etti. Hitler’in şahsi konutuna girdiklerinde, Rayner’e Eva Braun’un telefonu hediye edildi, ancak Rayner hediyeyi nazikçe geri çevirdi, sebep olarak ise en sevdiği rengin kırmızı olduğunu söyledi. Bunun üzerine Rus görevliler ona kırmızı telefonu verdi, Hitler’in telefonunu.”

Anlatılana göre telefonun kendine has korkunç bir hikayesi var: “Tarihteki en kötü adamın sayısız masumu yok etmek, yüz binlerce kilometre karelik araziyi mahvetmek ve sonunda kendi ülkesini ve halkını yerin dibine sokmak için kullandığı telefondan daha etkili bir kalıntı bulmak imkansızdır …” Söylentiye göre Hitler bu telefonu sanki bir cep telefonu gibi nereye giderse beraberinde götürüyordu. Rayner, bu uğursuz antikanın bir müze tarafından elinden alınmasını umuyor.

Haberler.com
http://www.sigortamedya.com.tr/hitlerin-telefonunu-sigorta-masrafindan-dolayi-elinden-cikartacak/

30 Ocak 2017

GRUP SAĞLIK POLİÇELERİ TAMAMLAYICI SAĞLIĞA AKTARILIYOR

Tamamlayıcı sağlıkta grup sözleşmeleri bir yılda 62 binden 217 bine fırladı....
Geleneksel sağlık sigortasındaki grup sözleşmeleri ise 949 binden 665 bine geriledi...





2012 yılında adını duymaya başladığımız “Tamamlayıcı Sağlık Sigortası”na ilgi her geçen gün artıyor. Tamamlayıcı sağlık poliçesi adedi 2016 yılı sonunda toplamda 643 bini aşarken, 2015 yılına göre artış oranı yüzde 100’e yaklaştı. Söz konusu adet içinde en önemli değişim ise şirketlerin çalışanlarına yaptığı özel sağlık sigortası poliçesinden hızla tamamlayıcı sağlık poliçesine dönmesinde görüldü. Tamamlayıcı sağlık grup poliçe adedi 5 yılda 217 bini aştı.



Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi’nin düzenli yayınladığı SAGMER istatistiklerine göre özel sağlık sigortası poliçe sayısının son 6 yılda 1.5 milyon ile 2 milyon arasında bir seyir izlediği gözleniyor. 2012 yılında 1 milyon 552 bin olan özel sağlık sigortası poliçe sayısı 2015 yılında 1 milyon 981 bine tırmanırken, geride bıraktığımız yıl poliçe sayısının 1 milyon 772 bine gerilediği görüldü.

SAGMER istatistiklerine göre, söz konusu branş içinde yer alan seyahat sağlık poliçesi adedi ise 2016 yılında 2 milyon 218 bini aştı. Söz konusu branşta 2012 yılında poliçe sahibi 1 milyon 116 bin seviyesindeydi.



Tamamlayıcı sağlık poliçesi 643 bin aştı
2012 yılında hayatımıza giren tamamlayıcı sağlık ise sektörün yüzünü güldürüyor. 2012 yılında 133 bin seviyesinde olan poliçe sayısı 2013 yılında 200 bini aşarken, 2015 yılında 371 bine ulaştı. Tamamlayıcı sağlığa yatırım yapan şirket sayısının hızla artması söz konusu ürüne olan talebi hızla artırırken, bunun meyveleri ise 2016 yılında alınmaya başladı ve poliçe sayısı 2015 yılına göre yüzde 100’e yakın oranda artarak 643 bini aştı.

Tamamlayıcı sağlık poliçesindeki artış, sağlık poliçeleri içinde yer alan acil sağlık poliçelerine olan ilgiyi ise azalttı. 2012 yılında 219 bin seviyesinde olan acil sağlık poliçesi sayısı 2016 yılında 51 bin seviyesine geriledi.

Grup poliçelerde hızlı büyüme
Sağlık sigortalarında 2016 yılı sonundaki toplam 1 milyon 772 bin poliçeye,  grup ve ferdi yapıda bakıldığında önemli bir değişim gözlerden kaçmıyor. Söz konusu ürünün 5 yıllık seyrine bakıldığında 2012 yılında grup poliçe adedi 872 bin, ferdi poliçe adedi ise 681 bin seviyelerinde bulunurken, bu durumun 2016 yılında ferdi poliçe tarafında arttığı görüldü. 2016 yılında sağlık sigortası grup poliçe adedi 665 bin, ferdi poliçe adedi de 1 milyon 107 bin oldu.

Tamamlayıcı sağlık ürünlerinde ise tablo tam tersi bir hareket izliyor. Özellikle grup sağlık sigortası poliçesini şirketler çalışanları için kullanırken, söz konusu poliçelerin maliyetlerini düşünen şirketlerin  tamamlayıcı sağlık ürünlerinin piyasaya çıkmasıyla daha uygun maliyetlerdeki bu poliçeleri çalışanlarına yaptırmaya başladığı görüldü. 2012 yılında grup poliçenin olmadığı tamamlayıcı sağlıkta 2016 yılında 217 bin 282 adetlik bir poliçe sayısına ulaşılmasının bunun bir göstergesi oldu.

Yakup Sayar
yakup@sigortacigazetesi.com.tr
30 Ocak 2017
http://www.sigortacigazetesi.com.tr/grup-policeleri-tamamlayici-saglika-donuyor/

EŞ DEĞER PARÇA

Sigortada orijinal parça şartı dönemi bitti....

Araç kaza yaptığında artık orijinale eş değer, yerli üretim yedek parça da kullanılabilecek. Uygulamanın sigorta primlerini ucuzlatması bekleniyor.

Hürriyet Gazetesi yazarı Noyan Doğan 30 Ocak 2017 tarihli yazısında, sigortada eş değer parça kullanımını kaleme aldı. 

İşte Doğan’ın yazısı: Geçen hafta yürürlüğe giren torba kanun ile sigortacılar, hasarlı araçların onarımında orijinal yedek parça kullanmak zorunda kalmayacak, eş değer ya da ömrünü tamamlamış araçlardan elde edilen parça kullanabilecek. Yeni uygulama, trafik sigortası primlerine de olumlu yansıyacak.


Sigorta şirketleri, hasarlı araçların onarımında orijinal parça yerine eş değer parça kullanabilecek. Geçtiğimiz hafta yürürlüğe giren, Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, bir başka adıyla Torba Kanun ile trafik sigortasında önemli bir düzenleme yapıldı. Buna göre, sigorta şirketleri, hasarlı araçların onarımında orijinal yedek parça kullanmak zorunda kalmayacak, sertifikalı eş değer parça kullanabilecek.

Böylece ithal yedek parçalara yüklü paralar ödenmeyecek, yerli üretim desteklenecek ve en önemlisi trafik sigortasının primleri dövizdeki artışlardan etkilenmeyecek. İşin aslını isterseniz, bu konu iki seneye yakındır gündemde. Hatırlayacaksınız, 2015'in başlarında Hazine, trafik sigortasının genel şartlarını baştan sona değiştirdi ve sigortacılara, hasarlı araçların onarımında eş değer parça kullanma imkanı tanıdı. Ancak o dönem, başta Türkiye Barolar Birliği olmak üzere bazı kesimler genel şartların iptali için Danıştay'da dava açtı. Yaklaşık 1.5 yıl aradan sonra Danıştay, 2016'nın kasım ayında, eş değer parça kullanım uygulamasını durdurdu.

FİYATA ETKİSİ OLACAK MI?

Bunun üzerine Hazine, hasarlı araçların onarımında trafik sigortası genel şartlarındaki hükümlerin uygulanmasına yönelik maddeyi Torba Kanuna ekletti. Ekletti; çünkü Danıştay'ın iptal kararı, sigortacıların maliyetlerini yüzde 17 artıracak, bu da sigortacılara 1 milyar liralık ek maliyet getirecek, bu maliyet de trafik sigortasının fiyatına yansıyacak, primde yüzde 17'lik artış yaratacaktı. İşte o kanun, geçtiğimiz hafta uygulamaya girdi. Böylece, sigortacılara, kanunla eş değer parça kullanım hakkı tanındı, iki yıla yakındır süren tartışma da son buldu.

ŞİMDİ NE OLACAK?

Hasar halinde, hasar gören parçanın onarımı mümkün değilse eş değer parça ya da ömrünü tamamlamış araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişimine imkân yok ise orijinali ile değiştirilecek. Kaza tarihine göre model yılından itibaren 3 yılı geçmeyen araçlarda hasar gören parça, onarımı mümkün değilse öncelikle orijinali ile değiştirilecek, orijinal parçanın bulunmaması durumunda eş değer ya da ömrünü tamamlamış araçlardan elde edilen orijinal parça ile değiştirilecek. Model yılından itibaren 3 yılı geçmeyen motorlu araçta hasar gören parçanın orijinal olmadığı durumda eş değer veya ömrünü tamamlamış araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişim yapılacak.

ORİJİNAL PARÇA MI EŞ DEĞER PARÇA MI?

Hasarlı araçların onarımında ağırlıklı iki çeşit parça kullanılıyor. Biri, ithal edilen ve üreticinin markasının, logosunun basılı olduğu orijinal parça. Diğeri ise, üreticinin, orijinal parçanın aynısını bir başka ülkede patentle ürettirip, marka ve logosunu basmadığı eş değer parça. Eş değer parça Türkiye'de, yerli üreticiler tarafından patentle ve standartlara uygun üretilip, sertifikalı olarak pazara sunuluyor. Sigorta şirketleri bu parçaları kullanıyor. Orijinal parçanın fiyatı 100 lira, eş değer parçanın ise 60 lira. Kaldı ki, sigorta şirketleri uygulamada, 0-3 yaş arası araçlarda ve aracın mekanik parçalarında eş değer parça kullanmıyor. Onarımda en çok kullanılan tampon, far, çamurluk, kapı gibi parçalarda kullanıyorlar.

DANIŞTAY, YÜRÜTMEYİ DURDURMUŞTU

1 Haziran 2015'te uygulamaya giren trafik sigortası genel şartları, hasarlı araçların onarımında orijinal yedek parça yerine eş değer parça kullanımına izin verince; araç kiralama şirketlerinden, sivil toplum kuruluşlarına kadar birçok kesim uygulamanın iptali için Danıştay'da dava açtı. Danıştay'da bu konuda açılan dava sayısı ise on altı. Geçen yılın kasım ayında Danıştay, eş değer parça kullanımına ilişkin yürütmeyi durdurma kararı aldı. Yaklaşık 2 aydır da sigortacılar, hasarlı araçların onarımında hem eş değer hem de hasarlı ya da ömrünü tamamlamış araçlardan elde edilen yedek parçaları kullanamıyor; sadece orijinal parça kullanabiliyordu. Kanunun çıkması ile birlikte sigortacıların eş değer parça kullanımının önü açıldığı gibi Danıştay'ın vermiş olduğu yürütmeyi durdurma kararı da hükmünü yitirdi.

http://www.sozcu.com.tr/2017/ekonomi/sigortada-es-deger-parca-donemi-basladi-1649831/

Yeni Değer Teminatı & Allianz Sigorta

Yeni satın aldığınız sıfır km aracınızın  ilk tescil tarihinden itibaren geçecek bir yıllık süre içerisinde, meydana gelecek tam ziya (pert)...