10 Mart 2017

KIZ KULESİNİN HİKAYESİ....

Kız Kulesi olmasaydı, Nazım Hikmet de olmayacaktı.....

Üsküdar’da, Salacak’ın 150-200 metre açıklarında bulunan Kız Kulesi bir çok hikaye ve efsanenin içinde geçer. Kız kulesi tarihin akışı içinde; ticari gemilerden vergi toplama, savunma, fener, 1830’daki kolera salgınında karantina hastanesi ve radyo istasyonu olarak birçok farklı amaç için kullanıldı. Peki, Kız Kulesi ve Nazım Hikmet arasında ne gibi bir bağlantı var? İşte cevabı...

1827 yılında Almanya'nın Brandenburg kentinde Karl adında bir çocuk dünyaya gelir. Babası müzik öğretmeni olan Karl, aile içinde baş gösteren huzursuzluklardan dolayı bir Fransız yetimhanesine gönderilir. Daha sonra gemilerde miço olarak çalışır. Hamburg'tan kalkan bir gemiyle İstanbul'a giderken henüz 12 yaşındadır.



Gemi İstanbul'a geldiğinde denize atlayan Karl, Kız Kulesi'ne yüzerek kaçar.

Kendisini kurtaran Kız Kulesi'nin bekçisine gemiye geri dönmek istemediğini söyler. İki ülke arasında küçük bir politik sorun yaşanır. Ama Osmanlı sadrazamı Ali Paşa sorunu çözer ve Karl'ı korumasına alır. Karl, Mehmet Ali adını alır. Mehmet Ali, Kırım, Bosna ve Karadağ savaşlarından sonra 2. Abdülhamit döneminde paşa unvanını alır. Mehmet Ali Paşa, 1878 yılında imzalanan Berlin Antlaşması'nda Osmanlı'yı temsil eden üç kişiden biri olur.

Almanca, Fransızca, Yunanca, Farsça ve Arapça dillerinde şiirler yazan Mehmet Ali Paşa'nın dört kızı olur. Paşa'nın Leyla adındaki kızının da bir kızı olur; Celile.

Celile bir erkek çocuk doğurur: Şair Nâzım Hikmet!



Görüldüğü gibi Karl'dan Nazım'a uzanan hikâyenin gösterdiği gibi, Kız Kulesi'nin her zaman hikâyeleri vardır. Eğer Kız Kulesi Karl'ı kurtarmasaydı, Nazım olmayacaktı.
(Sunay Akın)

http://www.hurriyet.com.tr/kiz-kulesi-olmasaydi-nazim-hikmet-de-olmayacakti-28503402

01 Mart 2017

EVCİL HAYVAN SİGORTALARI

Her yıl evcil hayvan sigortası sahiplerinden gelen tazminat talepleri arasından en ilgincine verilen Hambone Ödülü, 2016’da eve giren hırsıza kafa tutarken bıçaklanan kahraman köpek Kısmet’e gitti. Yıl içinde aday gösterilmiş diğer hayvanlar arasında bütün bir pantolonu yutan Myles ile cips yerken boğulmanın eşiğine gelen Freckles da var.


ABD merkezli sigorta şirketi Nationwide’ın evcil hayvan sigortası sahiplerinden gelen tazminat talepleri arasından en ilgincine verdiği Hambone Ödülü 2016’da da sahibini buldu. Nationwide çalışanları, her ay gelen tazminat taleplerini inceleyerek en garip vakayı seçiyor ve en nihayetinde yıl boyu seçilen adaylardan biri internet üzerinden yapılan oylama sonucunda Hambone Ödülü’ne kavuşuyor. Ödül sayesinde, evcil hayvanların da birçok riskle karşı karşıya olduğunun topluma daha iyi anlatılması ve evcil hayvan sigortasının bilinirliğinin artırılması hedefleniyor.

Buzdolabında kapalı kaldığı sırada bütün bir Şükran Günü domuzunu midesine indiren bir köpekten adını alan Hambone Ödülü’nün son sahibi, Kısmet isimli bir köpek oldu. Evlerine giren vahşi hırsızı engelleyen Jack Russell teriyer cinsi Kısmet, yaptığı kahramanlıkla oy verenlerin kalbine taht kurarak ödüle hak kazandı. Kısmet, ödülle beraber bir sürü oyuncak, ödül maması ve çeşitli başka malzemelerle dolu bir paketin de sahibi oldu. Hırsızı önlemeye çalışırken ciddi bir bıçak darbesi alan Kısmet’i tedavi eden kliniğe de, veteriner masrafları karşılayamayacak durumda olan kişilerin evcil hayvanlarının tedavisinde kullanılmak üzere 10 bin dolar bağışlandı.

2009’dan bu yana verilen Hambone Ödülü’nün daha önceki sahipleri 15 emziği, bir şişe kapağını ve bir basketbol topu parçasını mideye indiren aç buldok Lulu, bütün bir arı kovanını ve kovanın sahiplerini yalayıp yutan labrador Ellie, 100’den fazla taş parçasını yutmuş pug Harley, bir kokarcayla boğuşurken verandanın altındaki toprakta gömülü kalan dakhund-teriyer kırması Peanut, yaklaşık 1 kilo donmuş soğan halkasını yiyerek hastanelik olan kırma köpek Winnie, bir traktör tarafından ezilen labrador Charlie ve tahta bir barbekü şişini bile yiyebilecek kadar obur olan boxer Curtis olmuştu.
2016 Hambone Ödülü’ne aday olan evcil hayvanların karşılaştığı vakalar ise şu şekilde:

JALUZİ MAĞDURU KEDİ STARK
Ağustos 2015: Adını Iron Man serisinin ana karakteri Tony Stark’tan alan kedi Stark, adına uygun bir yaşam sürüyordu. Kapıları açmayı öğrenerek zekasını kanıtlayan ve birkaç şarj aletinin kablosunu parçalayarak asi ruhunu sık sık ortaya koyan Stark, bir gün hareketli karakterinin kurbanı oldu. Sahibi olan çift, her sabah olduğu gibi Stark’ın evin içinde bir o yana bir bu yana koşarken çıkardığı sesin, gürültülü bir düşme sesiyle bölündüğünü duydu. Hızla Stark’ın olduğu odaya giden çift, Stark’ı penceredeki jaluzilere kuyruğu takılmış bir halde baş aşağı sallanırken buldu. Tırmalama tahtasına tırmanıp buradan jaluziye atlayan Stark, jaluzi kuyruğunun etrafında düğüm olduğu için güç bela kurtarılabildi. Daha sonra sahipleri kuyruğunun normalden farklı durduğunu fark etti. Apar topar kliniğe götürülen Stark’ın veterineri başta kuyruğun ampüte edilmesini gerektirebilecek kadar zarar görmüş olabileceğinden korksa da, neyse ki daha sonra sadece doku zedelenmesi olduğu ortaya çıktı.

KAHRAMANLIĞIYLA GÖNÜLLERE TAHT KURAN KISMET
Nisan 2016: 2016 Hambone Ödülü’ne layık görülen Jack Russell teriyer cinsi Kısmet, her zaman yaptığı gibi eve giren sahibini mutlulukla karşıladı. Sahibi biraz kestirmek üzere uzanınca Kısmet de onun yanına uzandı. Bir süre sonra evin ön kapısının gıcırdayarak açıldığını duyan sahibi, gelenin eşi olduğunu düşündü ve yerinden kalkmadı. Fakat Kısmet öyle düşünmüyordu ve hırlamaya başladı. Kadın arkasına döndüğünde, odaya yüzünü bandanayla kapamış birinin girdiğini gördü. Eve gelen eşi değil, dairelerini soymaya gelmiş bir hırsızdı. Sahibini korumak isteyen Kısmet adamın bacaklarına saldırdı. Bu esnada bıçak çeken hırsız, hem sahibini hem de Kısmet’i bıçakladı. Sahibi bağırarak komşularından yardım isteyince hırsız kaçarak uzaklaştı. Sahibi hastaneye, Kısmet de veterinere gönderildi. Bu kahramanca davranışı, Kısmet’e Hambone ödülünü kazandırmış oldu.

OYUN OYNARKEN DUVARA TOSLADI
Eylül 2015: Avustralya’daki bir sığır çobanının köpeği olan Oso’nun en büyük hobileri sahipleriyle sörf yapmak, parkta koşturmak ve sahiplerinin attığı oyuncakları yakalayarak geri getirmekti. Ancak bir gün park gezisi kabusa döndü. Atılan bir oyuncağın peşinden giden Oso, zıplayacağı mesafeyi yanlış hesaplayarak tüm hızıyla yüzünü çimento bir duvara gömdü. Aceleyle eve götürülerek burnu temizlenen Oso’nun durumunun ciddiyeti, kırık dişi olup olmadığını kontrol etmek için sahipleri ağzının içine bakınca ortaya çıktı. Oso’nun burnu öyle bir kırılmıştı ki, kemikler damağını yarmıştı. Hemen kliniğe götürülen Oso ameliyata alındı, ancak tamamen iyileşmesi için 6 hafta parktan uzak durarak dinlenmesi gerekti.

SAKLANDIĞI YERDE MAHSUR KALDI
Kasım 2015: Sfenks kedisi Rosie, genellikle evin içinde bir yerlere saklanmaktan hoşlanırdı. Sahibi bir gün televizyon koltuğunu açık pozisyona getirmiş uzanırken, koltuğun içine de bu sebeple girdi. Sahibi kalkınca kapanan koltuk, Rosie’nin acıyla çığlık atmasına ve içeride sıkışmasına sebep oldu. Koltuk açılınca kedinin içeride sıkışarak mahsur kaldığı ortaya çıktı. Sahibinin uğraşmasına rağmen bir türlü ulaşamadığı Rosie bir süre sonra kendini zorlayarak güç bela dışarı süründü. Çıktığında dengesini bulamıyordu ve tüysüz bedeni çürüklerle kaplanmıştı. Hemen veterinere götürülen Rosie’nin neyse ki ufak tefek yaralanmalar dışında ciddi bir şeyi yoktu.

SIZINTI YAPAN SOBANIN KURBANI OLDU
Aralık 2015: 11 yaşındaki poodle cinsi köpek Sasha ve 13 yaşındaki kedi Mitten, soğuk bir kış günü evi ısıtmak için kullanılan sobanın kurbanı oldu. Evde bir karbonmonoksit dedektörü olmasına karşın, tam sobanın bozulup sızıntı yapacağı gün onun da bozulacağı tuttu. Ağır karbonmonoksit zehirlenmesi geçiren hayvanların imdadına, kendileri de zehirlendiği için hastaneye götürülen ve bu sırada Sasha ile Mitten’ı düşünmeden duramayan sahiplerinin oğlu yetişti. Derhal veterinere götürülen hayvanlar burada oksijen takviyesiyle kendilerine geldiler. Sahipleri, böyle bir olayın tekrar yaşanmaması için evin her bir katını farklı dedektörlerle donatmayı da unutmadı.

EŞYALARI YÜRÜTMENİN BEDELİNİ AĞIR ÖDEDİ
Şubat 2016: Dev Schnauzer cinsi bir köpek olan Thunder’ın en sevdiği şey, ev halkının rasgele eşyalarını çalmak ve bunları evin etrafında sergilemekti. Bu huyu sonucunda bir astım spreyini de bu şekilde çalarak içindeki tüm ilacı tükettiği gün sahiplerinin kalbine indi. Normalde hareketli bir köpek olan Thunder bütün gün yerde yatınca bir şeylerin ters gittiği de anlaşıldı. Sahipleri astım ilacının köpekler üzerindeki etkisini internetten araştırdıktan sonra Thunder’ın kalp atışlarının çok hızlandığını fark ettiler ve onu hemen veterinere götürdüler. Klinikte yapılan muayene sonucu köpeğin kalp atışlarının olması gerekenden iki kat fazla olduğu ve bedeninin susuz kaldığı fark edildi. Bir gece klinikte kalan Thunder’ın tedavisi ertesi gün bitti ve köpek evine geri dönebildi.

YUTTUĞU PANTOLON HASTANELİK ETTİ
Mart 2016: Danua cinsi bir yavru köpek olan Myles’ın oyun anlayışı, çeşitli nesneleri, özellikle kumaşları kemirerek yemekten ibaretti. En sonunda bu tavrı, bir kot pantolonunun tamamını mideye indirerek ölümün eşiğine gelmesine yol açtı. Sahipleri pantolonun kayıp olduğunu fark ettiler ve huyundan haberdar oldukları Myles’tan şüphelendiler, ancak o kadar büyük bir şeyi yutabileceğine ihtimal vermediler. Pantolonu yuttuktan günler sonra, Myles gecenin bir vakti durup dururken kusmaya başladı. Gece boyu kusmayı sürdürünce, sahipleri Myles’ı veterinere götürdü. Çekilen röntgen, Myles’ın bağırsaklarının büyük bir cisimle tıkandığını ortaya koydu. Hemen ameliyata alınan Myles ameliyattan çıktığında, kayıp pantolonun sırrı da çözülmüş oldu. Pantolon hiç zarar görmemişti, bu sebeple veteriner pantolonu yıkayıp aileye teslim etti.

YAVRU KÖPEĞİN BAŞINA NE GELDİYSE MERAKTAN
Haziran 2016: 8 aylık Tibet teriyeri Ludmila hayat dolu, bir o kadar da meraklı bir yavruydu. Ludmila’nın başını belaya sokan da bu meraklı mizacı oldu. Tahta bir kahve sehpasının tasarımının bir parçası olan bir boşluğa kafasını sokması hep merakı yüzündendi. Ancak işler umduğu gibi gitmedi ve Ludmila’nın kafası girdiği delikte sıkıştı. Sahibi köpeğin panik dolu çığlıklarını duyarak yanına gittiğinde, Ludmila’nın bedeninin kurtulmak için deli gibi çırpındığını gördü. Daha sonra, “boynunun çırpınırken neredeyse kırılacak gibi olduğunu” söyleyecekti. Telefonla aradığı veteriner, Ludmila’yı sıkıştığı masayla birlikte hemen getirmesini önerince o da öyle yaptı. Klinikte Ludmila’ya sakinleştirici vererek boyun kaslarını gevşettiler ve bu şekilde köpeği masadan kurtarmayı başardılar.

ELEKTRİKLİ SÜPÜRGE: 1 – LILY: 0
Mayıs 2016: Hiçbir köpek elektrikli süpürgeden hoşlanmaz, ancak bir Border Collie olan Lily için süpürgeyle ilişkisi bundan da öteydi. Lily, elektrikli süpürgeden kelimenin tam anlamıyla nefret ediyordu. Ne zaman süpürge çalışsa, Lily hırlıyor ve süpürgeye saldırıyordu. Bu davranışı sebebiyle sahibi elektrikli süpürgeyi kullandığı sırada Lily’ye merdivenlerin tepesinde beklemesini öğretmişti. Ancak günün birinde sahibi, yerleri daha rahat süpürebilmek için makineyi bırakarak sandalyeleri çekmeye gitti ve bu sebeple çok kısa bir an süpürgeden uzaklaştı. Bu durumu fırsat bilen Lily yapacağını yaptı ve elektrikli süpürgeye saldırdı. Sandalyelerle uğraşan sahibi, Lily’nin çığlığını duyduğunda çok geç kalmıştı, Lily’nin ağzı kanlar içindeydi ve birkaç dişi elektrikli süpürgenin üstünde kalmıştı. Anlaşılan o ki, Lily makinenin vakumlama görevini yapan kısmını doğrudan ısırmayı başarmıştı. Veterinere götürülen Lily’nin ön dişlerinin operasyonla alınması gerekti. Lily, operasyondan sonra 1 hafta içinde iyileşti.

MİNİK KÖPEK KOLTUK YASTIKLARI ARASINA SIKIŞIP KALDI
Ekim 2015: Cavalier King Charles Spaniel cinsi 7 yaşındaki Rocky, koltukta uzun uzun kestirmekten ve televizyonda içinde köpek olan programları izlemekten hoşlanan mutlu bir köpekti. Ta ki kestirdiği bir sırada koltuğun iki yastığı arasına kayana dek. İki yastığın arasına sıkışan Rocky, ailesi eve geldiğinde onları karşılamak için yerinden kalkmak istedi. Sıkıştığı yerden kurtulmak için büyük bir güç sarf eden Rocky’nin bu esnada kalçası yerinden çıktı. Hasarın büyüklüğü karşısında gittiği veterineri bile şaşırtan köpeğin acilen ameliyata alınması gerekti. Veterineri, şaşkınlığını gizlemeden bu denli büyük bir hasarın ancak araba çarpmış hayvanlarda görülebileceğini söyledi. Başarılı geçen operasyonun ardından klinikte bir hafta geçiren Rocky’nin tamamen iyileşmesi için iki ay geçmesi gerekti.

OBURLUK BAŞA BELA
Temmuz 2015: Cocker Spaniel cinsi bir köpek olan 10 yaşındaki Freckles, oburluğunun bedelini neredeyse boğularak ödeyecekti. Mutfak tezgahındaki cips paketini gözüne kestiren Freckles, sahibi evde yokken tezgahtan paketi aşırıp yemeye başladı. Cipsin tek bir kırıntısını bile feda etmemek adına kafasını paketin iyice derinliklerine sokan köpek, başını sarmalayan paketin içinde oksijen kalmayınca boğulmanın eşiğine geldi. Eve gelen sahibi Freckles onu kapıda karşılamayınca bir terslik olduğunu hissederek köpeğini aramaya başladı ve masanın altında bilincini kaybetmiş halde buldu. Paket çıkmasına rağmen Freckles tepki vermeyince sahibi onu hemen veterinere götürdü. Freckles burada yapılan müdahale sonrasında kendine geldi ve mucize eseri beyin hasarı yaşamadan bu kazayı atlatmayı başardı.

Renk Özcan
renk@sigortacigazetesi.com.tr
http://www.sigortacigazetesi.com.tr/2016nin-en-ilginc-evcil-hayvan-sigortasi-vakalari/

1 Mart 2017

22 Şubat 2017

YATIRIMLAR KÜL OLUYOR...

Mine Ayhan: “Yatırımlar kül oluyor” ....
Yangın riskine karşı ev, iş yeri ve yangın sigortası yaptırmanın önemine dikkat çeken Generali Sigorta Genel Müdürü Mine Ayhan “Bin bir zorlukla edinilen ev, iş yeri gibi yatırım ve girişimlerin olası risklere karşı koruma altına alınmaması maalesef telafisi mümkün olmayan maddi sonuçlar doğuruyor” diye konuştu.

Geleceğini güvence altına almak insani bir dürtü olarak, imkânlar dâhilinde bireyleri yatırım yapmaya teşvik ediyor. Bu yatırım kimi zaman ev, araba satın alarak kimi zaman da yeni bir iş kurarak hayata geçiyor. Yapılan araştırmalar Türk halkı için ev sahibi olmanın hala yatırım tercihleri arasında birinci sırada olduğunu gösteriyor. Ancak yıllarca birikim yaparak elde edilen kazançlar yatırım amaçlı satın almaya dönüşürken bu yatırımların risklere karşı korunması hep ihmal edilen bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor.



İtfaiye Daire Başkanlığı tarafından yayınlanan son veriler ev, araç ve iş yeri sahipleri için yatırımların özellikle yangınlara karşı risk altında olduğunu çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Rakamlar 2016 yılında sadece İstanbul’da 28.586 yangın vakası gerçekleştiğini, yangınların 5910’unun konut, 153’ünün ise fabrika yangını olduğunu gösteriyor. Aynı verilere göre son 5 yıl içinde konut yangınlarının %10, fabrika yangınlarının ise %17 artığı görülüyor. 2011-2016 döneminde meydana gelen yangınların ortalaması göz önüne alındığında her yıl meydana gelen yangınların yaklaşık %20,6’sını konut, %0,5’ini fabrika,%30’unu diğer bina, %6,4’ünü ise araç yangınları oluşturuyor. Özellikle Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında yoğunlaşan yangın vakalarının %44’ünün sigara, %20,9’unun elektrik kontağı ve %9,5’inin kasıt(sebebi meçhul) nedenlerinden kaynaklandığı raporlanmış bulunuyor.

Sadece rakamlar bile yangına karşı güvenlik önlemlerini tam ve eksiksiz almanın ve sigorta yaptırmanın altını bir kez daha kalın bir şekilde çiziyor. Riskler arasında ciddi bir yer edinen yangın vakalarına karşı alınan güvenlik önlemleri, gelişen teknolojinin de desteğiyle önemli bir ilerleme kaydetti. Buna rağmen her geçen gün bir yangın olayı yaşama ihtimalimiz artıyor. Bu durum yangına karşı önlem almayı zorunlu kılıyor. Kullanılan donanımların yardımıyla yangınları söndürmek eskiye oranla daha kolay olsa da sigortanın olmaması durumunda karşılaşılan maddi zararları telafi etme imkanı yazık ki bulunmuyor.

Bu çarpıcı tabloya rağmen karşılaşılan birçok yangında, riskin gerçekleştiği rizikoların yangın sigortasının olmadığı, yine rakamlar üzerinden görülüyor. Verilere göre Türkiye’de 17 milyon 500 bin civarında konut mevcut. 2016 yılı istatistiklerine göre bu konutların sadece 5 milyon 369 bininin sigortası bulunuyor diğer bir deyişle yaklaşık 3 konuttan 1’i sigortasız. Ticari tarafta ise ticari ve sınai rizikolar için düzenlenen poliçe sayısı 1 milyon 411 bin civarında. Bu rakam 3 milyonun üzerindeki KOBİ’nin yarısından fazlasının sigortasız olarak faaliyetine devam ettiğini gösteriyor.

Yangın riskine karşı ev, iş yeri ve yangın sigortası yaptırmanın önemine dikkat çeken Generali Sigorta Genel Müdürü Mine Ayhan “Bin bir zorlukla edinilen ev, iş yeri gibi yatırım ve girişimlerin olası risklere karşı koruma altına alınmaması maalesef telafisi mümkün olmayan maddi sonuçlar doğuruyor. Söz konusu değerlerin bir yangın neticesinde ekonomik hayattan çekileceğini ve bir daha aynı duruma gelmelerinin çok zaman alacağını unutmamak gerekir. Bu durumun önüne geçmek için tahmin edemediğimiz risklere karşı ihtiyacımız olan sigortaları önceden temin ederek önlem almamız mümkün. Generali Sigorta olarak, sunduğumuz konut, iş yeri ve Yangın Sigortası branşındaki ürünlerimiz ile yaşanması muhtemel kayıplara karşı en üst düzeyde koruma sağlıyoruz. Vatandaşlarımızın bu ürünlerimize tüm satış kanallarımızdan, her an ve her yerden ulaşmalarını sağlayarak birikimlerini hızlı ve kolay yolla korumalarının önünü açıyoruz” dedi.

http://www.sigortacigazetesi.com.tr/mine-ayhan-yatirimlar-kul-oluyor/

22 Şubat 2017

17 Şubat 2017

SİGORTA TERCİHLERİ

Sigorta yaptıranlar aile ve arkadaş tavsiyesine güveniyor...

CSC’nin araştırmasına göre, poliçe alacak tüketicilerin sigorta şirketi ile ilk teması acente seviyesinde değil, aile ve tanıdıkların tavsiyeleri ile oluyor.

CSC tarafından gerçekleştirilen Dijital Sigorta Araştırması 2016’ya göre, Türkiye’deki tüketicilerin yüzde 74’ünün herhangi bir sigorta ürünü satın alacakları zaman ilk temas noktaları acenteler olmuyor. Kendileri için doğru sigorta ürününü arayan tüketicilerin yüzde 33’ü önce internet araştırması yapmayı tercih ederken, yüzde 41’i ailesine ve yakınlarına danışıyor. Sadece yüzde 23’lük bir kesim kendisine uygun sigortayı bulmak için direkt olarak bir acenteye başvuruyor. Türkiye, aile/yakın tavsiyesindeki yüzde 41’lik oran ile 5 ülke arasında ilk sırada yer alıyor. CSC’nin araştırması, Türkiye’nin yanı sıra Almanya, Avusturya, İsviçre ve İtalya’daki 3 bin tüketicinin Nisan-Ağustos 2016 dönemindeki görüşlerini kapsıyor.



Araştırmaya göre, Türkiye’deki tüketicilerin sadece yüzde 24’ü bugüne dek online olarak sigorta poliçesi satın aldı. Almanya’da yüzde 49 olan bu oran, İtalya’da yüzde 44, Avusturya’da ise yüzde 23 seviyesinde bulunuyor.

Araştırmayı gerçekleştiren CSC ekibinden Hans Agnischock’a göre, hedef, acentelik hizmetlerini mevcut müşteri ihtiyaçları ile eşleştirmek ve bunları online hizmetler ile bütünleştirmek olmalı. Sonuçlar da bunu doğrular nitelikte. Türkiye’deki tüketicilerin sigorta şirketinin sağlamasını istedikleri iletişim kanallarında ilk sırayı kişisel müşteri temsilcisi alıyor. İkinci sıradaki telefonu, sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları takip ediyor. Diğer dört ülkenin aksine, Türkiye’de e-posta en az tercih edilen kanallardan biri olarak öne çıkıyor. Hasar durumunda ise en çok tercih edilen kanal telefon olurken, onu acente izliyor.

Araştırma, sigortacıların online hizmetlerini müşteri dostu bir tarzda tasarlamaya dikkat etmeleri gerektiğini de ortaya koyuyor. Şu anda, Almanya’daki tüketicilerin sadece yüzde 20'si bir sonraki sigorta poliçesini satın alacağı zaman online self servis kanalını kullanacağını belirtiyor. Agnischock bu durumu, “Özellikle internette sigorta ürünlerinin net bir şekilde sunumunun yanı sıra, online poliçe alımında şeffaflığın artırılmasında gelişim potansiyeli görüyoruz” sözleri ile özetliyor.

Türkiye’deki sigorta müşterilerinin kişisel verilerinin güvenliğine ilişkin soru işaretleri bulunduğuna dikkat çeken CSC Türkiye Genel Müdürü Alev Alp Esen, “Araştırmamıza katılan tüketicilerin yüzde 57’si, ‘Sigorta şirketinizin sahip olduğu kişisel bilgilerinizin güvende olduğunu düşünüyor musunuz?’ sorusuna ‘Evet’ yanıtını veriyor. İtalya’da yüzde 80’e kadar çıkan bu oran, diğer 4 ülkede de yüzde 70’in üzerinde bulunuyor. Yine ülkemizdeki tüketicilerin yüzde 64’ü, sigorta şirketlerinin kendilerine cazip teklifler sunabilmesi için, bilgilerinin daha aktif kullanılmasında bir sakınca olmadığını belirtiyor” dedi.

www.sigortagundem.com/haber/sigorta-yaptiranlar-aile-ve-arkadas-tavsiyesine-guveniyor/1169200#ixzz4Yy9GiybI

12 Şubat 2017

SİGORTALANIN AFETZEDE OLMAYIN !

Küreselleşmenin etkisiyle artan yağışların etki alanı da büyüyor. Sigorta poliçelerine eklenecek sel ve kar ağırlığı teminatlarıyla yaşanacak, olası risklere karşı hazırlıklı olmanız, afetzede olmanızı önlüyor....

SEVAL ÖZKAP / HAYATIMIZ SİGORTALI

Küresel iklim değişiklileri, meteorolojik afetlerin sayısını, süresini ve şiddetini artırıyor. Miktarı ve rejimi değişen yağışlar ise maddi kayıpların yanı sıra can kayıplarına bile neden olabiliyor.
Bunun son örneğini ise geçen ay yaşanan kar yağışı ile görmüş olduk. Son yedi yılın en sert kışını yaşarken, yağan kar miktarı da son yedi yılın zirvesini oluşturdu. 2009 yılından bugüne yaşanan en yoğun kar yağışı ile birlikte kar kalınlığı İstanbul’da 120 santimetreyi aştı. Bu süreçte kar ağırlığına dayanamayan çatılar çöktü, ağaçlar devrildi. İstanbul, Bursa, Konya, Manisa hatta Muğla’da çöken çatılar, kimi zaman can kaybına dahi neden oldu. Konya’da aralıklarla etkisini gösteren kar nedeniyle 10 gün içerisinde 34 fabrikanın çatısı çöktü, bu felaketler işlerin aksamasını da beraberinde getirdi.



Kar ağırlığına dayanamayan ağaçlar, seyir ya da park halindeki araçların hatta insanların üzerine devrildi. Aşırı soğuk havaya alışık olmayan ilçelerde de görülen kar yağışı seralara, meyve ağaçlarına zarar verdi. Kar ağırlığı beraberinde maddi hasarı getirirken yalnızca bununla da kalmadı. İşlerin durması ile iş yeri sahipleri kar kayıpları da yaşadı. Ancak kar yağışının bununla sınırlı kalmayan riskleri de bulunuyor.

Kar yağışıyla birlikte kayganlaşan zeminlerde yürümek en büyük risklerden birini oluşturuyor. Özellikle kar yağışının durmasından sonra buzlanma oluşmasıyla burkulma ve kırık gibi birçok vaka da yaşanabiliyor. Ayrıca karlı ve buzlu zeminde araç kullanımında gerekli önemler alınmadığı takdirde aracımıza, başka bir araca ya da araçlara, kendimize ve üçüncü şahıslara zarar verebileceğimiz durumlar oluşabiliyor. Yağışlar aynı zamanda tarım ve hayvancılık ile geçinen kişilere de büyük zararlar verebiliyor.

En büyük güvence sigortalı olmak
İşte tam bu durumlarda en büyük güvence ‘sigortalı olmak’tan geçiyor. Hem sağlınızı hem cebinizi korumak için kar yağışına karşı sigorta poliçenizi kalkan yapabilirsiniz. Kar ağırlığı nedeniyle binanın, konutun, aracın, şahsın uğradığı zararlara sigortanız varsa tazminatınız ödeniyor, hasarınız gideriliyor. Karda düşüp kaydığınızda yaşanabilecek burkulma ve kırık vakalarına ise ferdi kaza sigortası ve sağlık sigortası yaptırarak önlem alabilirsiniz.

Ev ve iş yerlerinizi tam korumaya almak için, yaptıracağınız sigortalarda ek teminat olarak bulunan kar ağırlığı teminatını poliçenize eklemeniz gerekiyor. Kar ağırlığı teminatı ile yoğun kar yağışından sonra, çatı üzerinde biriken karın veya buzun gerek ağırlığı gerekse kayması ya da düşmesi nedeniyle, bina ve içindeki eşyalarda doğrudan meydana gelecek zararlar karşılanıyor. Çatıda meydana gelen hasar dolayısıyla bina içindeki sigortalı eşyaların ıslanması ve bir zarar oluşması durumu da sigorta kapsamında yer alıyor.

Binanın üzerindeki karların veya buzların düşmesi sonucu üçüncü şahıslara verilebilecek maddi ve bedeni zararlar ise üçüncü şahıs sorumluluk teminatı ile giderilebiliyor. Karayollarında kar ve buz sebebiyle oluşacak zararlar da trafik ve kasko poliçeleri sayesinde karşılanabiliyor. Bu noktada trafik sigortasında ferdi kaza sigortası, artan mali sorumluluk sigortası ve asistans hizmetlerini bir arada sunan paket ürünleri tercih etmek ayrı bir önem taşıyor.

Ayrıca yalnızca kentli olmanın getirdiği risklere karşı değil, kırsalda da sigortalanma büyük önem arz ediyor. Hayvancılık ve tarımla uğraşanlar da yağışlardan oldukça etkileniyor. Bu nedenle hayatını bu şekilde kazanan kişiler de ürünlerini ve hayvanlarını, yani, emeklerini mutlaka sigortalamalı. Çok belirgin mühendislik veya uygulama kaynaklı bir handikap yok ise genel olarak karın neden olduğu tüm bu tip hasarlara eksiksiz bir şekilde tazminat ödeniyor.

Risk analizi yaptırmayı unutmayın!
Kar ağırlığının ev ve iş yerlerinde çatı çökmelerine neden olmasında sigortalı olmanın bir diğer avantajı, yaptıracağınız risk analizi ile gerekli önlemleri almış olmak. Kar yağışı kaçınılmaz bir risk, ancak oluşturabileceği daha büyük bir riske karşı önlem almak risk analizleriyle mümkün olabilir. Yani, tehlikeli olanla tehlikesiz olanı yer değiştirebilir, hasarı nasıl önleyebileceğinizi öğrenebilirsiniz. Çatınızın kar yağışına ne kadar dayanıklı olduğunu öğrenerek, gerekirse onarımını yaptırarak tehlikeyi kendinizden uzaklaştırabilirsiniz. Böylelikle kar yağdığında tedirgin olmak yerine, acil durumlara karşı hazırlıklı olabilirsiniz.

Sele karşı da önlem alın
Kar yağışının ardından oluşabilecek bir diğer risk de su baskınları olabiliyor. Ayrıca kar haricinde yaşanabilecek yağışların neden olacağı hasarlara da sigorta ile güvence sunabilirsiniz. Sel ve su baskını ya da kar ağırlığı gibi risklere karşı alınacak tedbirlerden biri, içinde mutlaka sel teminatı olan bir sigorta yaptırmaktan geçiyor. Bu teminatlar sigortalının isteğine bağlı olarak poliçeye ekleniyor. Sel ve su baskını teminatı olan bir sigorta ürünü; nehir, çay, dere ve kanalların taşması, denizlerin gel-git olayları dışında kabarması, pis suların kanalizasyon ve fosseptik çukurlarının yağışlar nedeniyle geri tepmesi, olağanüstü yağışlar nedeniyle konutu ya da işyerini dışarıdan su basması, sel sularının araçlara zarar vermesi gibi hasarları kapsıyor. Doğal olmayan durumlar ile sel ve su baskını sonucu dolaylı gelişebilecek hasarlar ise bu teminatın dışında kalıyor.

“Teminat ve limitlerinizi kontrol edin!”
Karlı havalarda, araçlarda kar lastiği olmadan trafiğe çıkılması pek çok kazaya sebep oluyor. Sürücülerin hem kendi can güvenliklerini korumak hem de karşı tarafa verebilecekleri zararları engellemek için araçlarının bakımını yaptırmaya ve mevsime uygun lastik kullanmaya özen göstermelerini öneriyoruz. Ayrıca karlı ve buzlu zeminlerde yaya olarak yürürken veya kış sporları yaparken düşmek de en sık rastlanan kazalardandır. Kişiler hem kendileri hem de araçları için sigorta yaptırarak bu risklere karşı güvence satın alabilirler.

Ferdi kaza sigortaları, ani ve beklenmedik bir kaza neticesinde sigortalının vefatı, sürekli sakatlığı veya tedavi masraflarını poliçede belirtilen limitler dahilinde karşılanıyor.

Kasko sigortası poliçeleri ile ise sigortalının kendi aracında meydana gelecek hasarlar ile birlikte, araçtaki yolcular ve kaza sonucunda karşı tarafa verilebilecek zararlar da teminat altına alınıyor. Buna karşın trafik sigortası poliçeleri, işletenin sorumluluğunu konu alıyor, kaza sonucunda karşı tarafa verilebilecek maddi ve bedeni zararlar için limitler dahilinde güvence sağlıyor. Tüm bu ürünlere eklenebilen asistans hizmetler de zor zamanlarında sigortalıların yanında olarak destek sağlıyor.

En ucuz poliçenin, en uygun poliçe olarak algılanmaması gerekir. Her şeyden önce hasar durumunda alınacak hizmetin kalitesinden emin olmak ve tazminat ödemesinde sıkıntı yaşanmayacağına inanmak önemlidir. Burada tüketici olarak yapılması gerekenin, poliçe primine göre şirket seçimi yerine poliçede muafiyet bulunup bulunmadığının kontrol edilmesi ve verilen teminatların limit ve kapsamlarının ihtiyacı karşılaması yönünde tercih kullanmak olması gerektiği düşünülmektedir. Ferdi kaza sigortası poliçelerinde ise kar veya buz üzerinde yapılan bilumum sporlar poliçe kapsamına dahil edilebiliyor. Ayrıca poliçe kapsamına asistans hizmetler eklenerek doktor veya ambulans gönderilmesi, nakil, tıbbi danışma gibi hizmetlerden faydalanılabilir.

Kentler meteorolojik afetlere karşı iyi planlanmalı
Küreselleşmenin yaşandığı günümüzde, afetlerin boyutlarını artıran nedenlerden biri de kentleşme oluyor. Kentleşme ile beraberinde gelen sorunlar, meteorolojik afetlerin etkilerini maalesef artırıyor. Bu nedenle kentler iyi planlanmalı. Kentlerde dere yatakları imara açılmamalı, suyun toprağa süzüleceği yeşil alanlar bırakmalı. Yani, doğal akış sağlanmalı. Aynı şekilde kırsal alanlarda planlar yapılarak orman alanları tarım alanlarına, taş ocaklarına, yapı stoklarına dönüştürülmemeli.

Kış risklerini nasıl azaltabilirsiniz?
▼ Yoğun kar yağışı uyarılarını radyo ve televizyondan takip edin, gerekli durumlarda Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden telefonla bilgi alın.
▼ Araçlarınızı kar yığınını kaldıramayacak eski bina ya da yaşlanmış ağaçların altına değil, açık alanlara park edin. Araç tavanında bulunan karların ani bir fren anında ön cama gelmemesi için bu alanları yola çıkmadan önce temizleyin.
▼ Çatılarınızın bakımını yaptırın, gerekli güvenlik önlemlerini aldıktan sonra kar ve buz kütlelerini düzenli aralıklarla temizleyin.
▼ Sandviç panelli çatıya sahipseniz, çatıyı özel rezistans sistemleri ile ısıtarak olası kar ağırlığı risklerinin önüne geçin.
▼ Apartmanların giriş bölümlerinde oluşan sarkıt biçimdeki buzları, merdivenleri düzenli olarak temizleyin.

Risklere karşı sigortalı olmamak en büyük eksiklik
İlk yağan kar ertesi gün başka bir forma kavuşur. Kristalleşme ile sertleşir. Üzerine yağan kar ile dinamik bir yapı oluşmaya başlar. Rüzgar oldukça etkendir. Formu değişen kar rüzgar ile çatıda taşınabilir. Parapet ve oluklarda birikerek ağırlık noktası değişir. Çatı taşıyıcı sistemlerinde var olan eksiklik, hata, tasarım ve proje hataları, malzeme seçimi, uygulama ve imalat hatası gibi gizli kalmış kusurlar sonucu çatılar çöker. Ülkemizde kar haritası TS 498 ile tüm şehirler için belirlidir. Küresel ısınma sonucu bu standartlar değişti. Dolayısıyla riskli döneme girdik. Risklerden korunmak için uzman, risk mühendisliğinden faydalanılmalı. Hasar ve risk önleme aksiyonları öğrenilmeli.

Kar ağırlığı ve sel gibi hususlar için her işletme mutlaka risk analizi ile durumunu öğrenmeli, ardından eylem planları hazırlamalı. Kar ağırlığı teminatı tüm yangın poliçelerinde ek teminat olarak yer alır. Özel olarak ayrıca teminat kapsamını genişletmek olanaklı. Bu ve benzeri tüm hasarlar poliçe kapsamındadır. Risk tanımına uygun gerçekleşen her olay soncunda tazminat hakkı doğar. Çok belirgin mühendislik veya uygulama kaynaklı bir handikap yok ise genel olarak tazminat ödenir.

Küresel ısınma, çarpık şehirleşme, bilgisiz mühendislik tasarımları, beceriksiz uygulamalar, doğal afetler, yerel yönetim sorunları ülkemizde bu kadar fazla iken sigortalı olmamak en büyük eksikliktir. Hasar anında tecrübesi ve desteği ile sigortacılar tazminat ödemekten fazlasını otaya koyar. Poliçe olmadan bu tecrübeyi satın alamazsınız. Kimse sigorta yaptırmayacak kadar varlıklı ve zengin değildir.

Kar ağırlığı birçok hasara neden oldu
▼ İstanbul Bakırköy’de bulunan Ataköy 5. Kısım Camii’nde cenaze namazı kılınırken çatı çöktü, bir kişi hayatını kaybetti, 40 kişi yaralandı. Fatih’te bir binanın çatısı yağan karın ağırlığına dayanamayarak çöktü, altında kalan iki kişi kurtarıldı.
▼ İstanbul Üsküdar’da yoğun kar yağışı nedeniyle üzerindeki ağırlığa dayanamayan ağaç seyir halindeki belediye otobüsünün üzerine devrildi. Kadıköy’de kar yağışı nedeniyle dallarında kar biriken iki çam ağacı, park halindeki iki otomobilin üzerine devrildi.
▼ Konya’da aralıklarla etkisini gösteren kar nedeniyle 10 gün içerisinde 34 fabrikanın çatısı çöktü.
▼ Kara alışık olmayan Mersin’in Mut ilçesinde 400 bin zeytin ağacı zarar gördü.
▼ Muğla’nın Ula ilçesinde bir büyükbaş hayvan barınağının çatısında kar birikmesi sonrası çatı çöktü, bir hayvan telef oldu.
▼ Bursa’da karın ağırlığına dayanamayan bir damın çatısı çöktü, neyseki 15 büyükbaş hayvan damdan dışarı kaçarak telef olmaktan kurtuldu. Yine Bursa’da kardan devrilen ağaç ise iki aracın hasar görmesine yol açtı.
▼ Manisa’nın Şehzadeler ilçesinde 50 yıllık bir ağaç karın ağırlığına dayanamayarak kırılırken, devrilen ağaç iki otomobile büyük zarar verdi.

İstanbul’da kar kalınlığı 122 santimetreye ulaştı
▼ Çatalca-Subaşı: 122 cm,
▼ Hadımköy, Yassıören: 105 cm,
▼ Büyükçekmece, Sultangazi, Arnavutköy 68 cm,
▼ Başakşehir, Esenyurt, Beylikdüzü, G.O.Paşa: 62 cm,
▼ Ağva-Teke, Beykoz, Sarıyer, Zekeriyaköy: 55 cm,
▼ Alemdağ, Ömerli, Alibeyköy, Kağıthane, Maslak:45 cm,
▼ Uğur Mumcu, Çamlıca, Bahçelievler, K.Çekmece: 35 cm,
▼ Çekmeköy, Ümraniye, Sancaktepe: 30 cm,
▼ Ataşehir, Maltepe, Kadıköy, Üsküdar, Şile, Beşiktaş, Bakırköy: 20-25 cm,
▼ Pendik, Kartal, Tuzla: 10-15 cm.

“Sigorta yedek lastik gibidir”
Küreselleşmenin boy gösterdiği en önemli yerlerden biri de dev bir canavara dönüşen kentlerimizdir. Doğal süreçlerle gelişen bir yağmur olayı bile kentlerde hızla afete dönüşebilmektedir. Şehirleşmedeki tehlikeleri sezemiyoruz. Dolayısıyla bir risk yönetimini de beceremiyoruz. 2016 yılında dünyada ve ülkemizde yaşanan sel ve su baskını gibi meteorolojik afetlerin çoğu kırsal bölgelerden çok şehirlerde yaşanmıştır. Bunun nedeni yağışların artışı değil, kentlerin kötü planlanmasıdır. Betonlaşan şehirlerde suyun toprağa sızacağı yer artık kalmamıştır. Yağışlar çabucak sele dönüşmekte yağış evlere ve insanlara zarar vermektedir. Siz kişisel önlemlerini alsanız bile size bağlı olmayan nedenlerden dolayı tehlike altında olabilirsiniz. Bu nedenle sigorta sistemi önemlidir.

Sigorta, kullandığınız araçtaki yedek lastiğe benzer. Eğer yoksa ve aracınızın lastiği patlarsa değişemezsiniz. Bu eksiklik sizin günlük rutininizi bozar, ulaşım özgürlüğünüzün ve yaşamınız kısıtlanır. Kendimize ve çevremizdeki sevdiğimiz insanlara yaptığımız her türlü yatırım inisiyatiflerinin yok olmaması için sigortanın nimetlerinden yararlanmalıyız. Sözgelimi, şiddetli yağışlar gibi meteorolojik olaylar sel ve su baskını gibi beklenmedik afetler yaratabilir; hem kırsalda yaşayan, hem de kentlerde yaşayan insanlar bu tür afetlerden zarar görmemek için sigortalama sistemlerine başvurmalıdır. Böylece olağanüstü koşullarının ardından hayat daha kısa sürede normale dönebilir. Parametrik sigorta sistemi de bu tür meteorolojik afetlerin zararlarına karşı düzenlenmiş bir yapılanmadır. İlk kez deprem için yürürlüğe sokulmuştur. Yeterince yaygın değildir. Kapsamı daha da geliştirilmelidir.

Sigorta sisteminde primler çok yüksek olmamasına karşılık mevcut poliçe sayıları sigorta sistemin yeterince özendirici olmadığını göstermektedir. Bunun yolu vatandaşın hangi doğa kaynaklı tehlikelerle başbaşa olduğunu ve ne tür riskler taşıdığını anlatmaktır. Yani sigorta sektörü bilinçlendirme ve bilgilendirme çalışmalarına biraz daha vakit ve kaynak artırmalıdır. Ar-Ge, akademik işbirlikleri ve protokoller geliştirmelidir.

http://www.sigortamedya.com.tr/sigortalanin-afetzede-olmayin/

08 Şubat 2017

DEPREM VE SİGORTA

Çanakkale’de deprem sigortalı konut oranı yüzde 57

Çanakkale'de üst üste yaşanan depremler, zorunlu deprem sigortasına yönelik bilinç düzeyini yeniden gündeme getirdi.
Merkez üssü Çanakkale'nin Ayvacık ilçesi olan 5,3 ve 5,2 büyüklüğünde iki depremin ve ardından devam eden sarsıntıların yaşanması bölge halkında tedirginliğe neden oldu. Meydana gelen depremler Türkiye'deki zorunlu deprem sigortasına yönelik bilinç düzeyini yeniden gündeme taşıdı.


Her 10 evden dördü sigortalı

Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK), Çanakkale'de yaşanan depremlerin ardından bir açıklama yayınladı. Açıklamada bölge halkına geçmiş olsun dilekleri iletilirken, peşpeşe gelen depremlerin can kaybına neden olmamasının en büyük teselli olduğu vurgulandı. Açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Türkiye gibi deprem kuşağında yer alan bölgelerde depremle mücadele konusu büyük önem taşıyor. Bu aşamada depreme dayanıklı binaların yanı sıra binanın deprem sigortasının bulunması da bir o kadar önemli. Türkiye özelinde baktığımızda zorunlu deprem sigortası bilinci giderek artarken hâlâ istenilen seviyelere gelinmiş değil. 17 Ağustos 1999 depremi öncesinde Türkiye'de yalnızca 500 bin civarında deprem teminatlı konut varken, bugün bu sayı 7,7 milyona yaklaşmış durumda. Her 10 evden sadece dördü sigortalı. Halihazırda zorunlu deprem sigortası poliçe adedini 10 milyona çıkarma hedefimiz bulunuyor. DASK olarak başlıca hedefimiz depreme hazırlıklı olma ve sigortalılık bilincini artırarak sistemimizdeki konutların tamamını zorunlu deprem sigortası güvencesi altına almak. DASK olarak kâr amacı gütmeyen ve faaliyetlerinin merkezine bilinçlendirmeyi almış bir kurumuz. Dolayısıyla toplumun farklı kesimlerine yönelik, çok çeşitli mecraları kullanarak, hem ulusal hem de yerel ölçekte pek çok bilinçlendirme ve tanıtım projesini hayata geçiriyoruz.”


Sigortalılık oranında Marmara Bölgesi ilk sırada

DASK'ın paylaştığı verilere göre, yürürlükteki deprem sigortası poliçelerinin dağılımında sigortalı konut oranının en yüksek olduğu bölgenin Marmara Bölgesi olduğu (yüzde 53) görülüyor. Marmara Bölgesi'ni, yüzde 43 ile İç Anadolu, yüzde 41'le Ege, yüzde 36 ile Akdeniz, yüzde 35'le Karadeniz, yüzde 33'le Doğu Anadolu ve yüzde 31'le Güney Doğu Anadolu bölgeleri takip ediyor.


Hasarı azaltmak ve yaşam düzenine dönmek için en etkin yöntem

6-7 Şubat'taki depremlerin merkez üssünün bulunduğu Çanakkale'de 72 binden fazla konutun (yüzde 57 sigortalılık oranı) deprem sigortası bulunuyor. Zorunlu deprem sigortası, deprem ve deprem sonucu meydana gelen yangın, infilak, tsunami ve yer kaymasının doğrudan sebep olabileceği maddi zararları, poliçede belirtilen teminatlar kapsamında karşılıyor. Tamamen ya da kısmi olarak zarar görmüş olsa dahi konutları deprem karşısında teminat altına alan zorunlu deprem sigortası, depremin evlere verdiği maddi hasarları en aza indirmek ve konut sahiplerini yeniden normal yaşamlarına döndürebilmek için en önemli yöntem olarak kullanılıyor.


DASK dünyaya örnek oldu

Zorunlu deprem sigortasını sunan DASK, poliçe adedi, reasürans programı büyüklüğü, sigorta yaygınlık oranı, fon büyüklüğü ve teknolojik altyapı gibi özellikleriyle doğal afet havuzları açısından diğer ülkeler nezdinde bir model olarak kabul ediliyor. Son yıllarda başta Pakistan, İran, Güney Kore, Kazakistan gibi ülkeler olmak üzere birçok ülke ve bölge DASK'ı araştırarak kendi bölgelerine uyarlama çalışmaları yürütüyor.



http://www.sigortagundem.com/haber/canakkalede-deprem-sigortali-konut-orani-yuzde-57/1166696#ixzz4Y7rT6jXE

06 Şubat 2017

HİTLER'İN TELEFONU SATILIK...

Tarihin en kötü adamı olarak gösterilen Hitler’in tüm korkunç emirlerini vermek için kullandığı, dünyanın “en karanlık” telefonu, sigorta masrafı nedeniyle açık artırma ile satılacak.



Adolf Hitler’in nereye giderse yanında götürdüğü ve tüm kötü emirlerini verdiği telefon açık artırma ile satılacak. Telefon, Maryland’de Alexander Historical Auctions tarafından açık artırmaya sunulacak. Telefonun 200 bin ile 300 bin dolar arasında bir fiyata satılacağı tahmin ediliyor.

Açık artırma evinin sahibi Panagopulos, şu anda telefonun sahibi olan Ranaulf Rayner’in sigorta masraflarının yüksek olmasından dolayı telefonu saklamaya niyeti olmadığını açıkladı.

Antika telefon, 1977 yılında ölen Tuğgeneral Sir Ralph Rayner’in Hitler’in sığınağından alındı ve oğlu Ranulf’a teslim edildi. Açık artırma listesine göre, telefon Rayner’a Rus subayları tarafından verildi: “Şehre giren ve Rus olmayan ilk savaş galibi kişi Rayner, ilk olarak Chancellery’e gitti ve burada Rus görevliler ona bir tur teklif etti. Hitler’in şahsi konutuna girdiklerinde, Rayner’e Eva Braun’un telefonu hediye edildi, ancak Rayner hediyeyi nazikçe geri çevirdi, sebep olarak ise en sevdiği rengin kırmızı olduğunu söyledi. Bunun üzerine Rus görevliler ona kırmızı telefonu verdi, Hitler’in telefonunu.”

Anlatılana göre telefonun kendine has korkunç bir hikayesi var: “Tarihteki en kötü adamın sayısız masumu yok etmek, yüz binlerce kilometre karelik araziyi mahvetmek ve sonunda kendi ülkesini ve halkını yerin dibine sokmak için kullandığı telefondan daha etkili bir kalıntı bulmak imkansızdır …” Söylentiye göre Hitler bu telefonu sanki bir cep telefonu gibi nereye giderse beraberinde götürüyordu. Rayner, bu uğursuz antikanın bir müze tarafından elinden alınmasını umuyor.

Haberler.com
http://www.sigortamedya.com.tr/hitlerin-telefonunu-sigorta-masrafindan-dolayi-elinden-cikartacak/

Yeni Değer Teminatı & Allianz Sigorta

Yeni satın aldığınız sıfır km aracınızın  ilk tescil tarihinden itibaren geçecek bir yıllık süre içerisinde, meydana gelecek tam ziya (pert)...