16 Şubat 2018

BLOCKCHAIN İLE VALİZİNİZİ SİGORTALAYAN GİRİŞİM

Rega adlı blockchain girişimi 2016 yılında kuruldu…
Sigortayı yeniden tanımlama iddiasında olan girişim; “Paylaşım ekonomisinde şimdiye kadar arabamızı, evimizi, bisikletimizi paylaştık peki neden risklerimizi paylaşmayalım?” diyor ve “crowdsurance” kavramını sahipleniyor.



Crowdsurance, birbirinin risklerini paylaşan bir topluluk (community). Bu topluluk gücünü; blockchain, kripto para ve merkezi olmayan yapısından alıyor.

Tecrübeli bir ekibe ve danışma kuruluna sahip olan Rega’nın risk paylaşım (risk sharing) plaformunda herkes farklı gruplar altında bir araya gelerek birbirini koruyabiliyor.

Rega ilk ürünü Lexi Club’ı Mart 2017’de evcil hayvan sahipleri için lanse etti. Facebook Messenger veya Telegram üzerinden sohbeti başlatıp, evcil hayvanları ile bilgi veren kişiler sisteme hızlı bir şekilde kayıt oluyor. Aylık 5–6 dolar seviyesinde pirim ödeyen evcil hayvan sahipleri, hastalık durumunda ortaya çıkan tüm veteriner masraflarının dokümanlarını Lexi’ye iletiyor ve Lexi, gerekli kontroller sonrası yapılan harcamaların %80’ini geri ödüyor. Eğer evcil hayvanınıza bir şey olmazsa toplam ödediğiniz paranın %50’ye kadarlık kısmını geri alabiliyorsunuz. Ayrıca 7 gün 24 saat ücretsiz olarak veterinere danışma talebinde bulunabiliyorsunuz. (Lexi Club’tan şimdilik Moskova Bölgesi’nde yaşıyorsanız faydalanabilirsiniz.)

Rega, geçtiğimiz günlerde valiz sigortası hizmetini sunmaya başlayarak seyahat pazarına da giriş yaptı.

Uçuş esnasında valizini kaybeden kişiler Rega’ya uçuş biletlerini, biniş kartlarını ve havayolu şirketinden valizlerinin kaybolduğuna dair onay dokümanlarını iletiyor. Rega bu durumu havayolu şirketi vasıtası ile doğruluyor ve ödemeyi gerçekleştiriyor.

Kişilere bu hizmette iki seçenek sunuluyor. Birincisi, valizinizi kaybeden kişilere kişisel ihtiyaçları için 200–300 € veya $ hemen ödeniyor. Ayrıca valizleri kendilerine 1 veya 2 hafta içinde teslim edilmezse 1.000 €/$ ile 5.000 €/$ arasında bir tutar daha ödeniyor. İkinci seçenekte ise ilk yapılan ilk seçenekteki hemen ödenen tutar hiç sunulmuyor.

Olur da kişilerin valizleri 1–2 haftanın ötesinde ellerine geçerse Rega, kişilerden onlara ödediği parayı geri talep etmiyor. Rega’nın kurucu ortağı ve CEO’su Sergei Sevriugin; “Çoğu zaman valizler 2–3 gün içinde geri geliyor. Bu yüzden bir valizin 1–2 hafta sonra ortaya çıkma ihtimali çok düşük. Ayrıca parayı geri istemenin de kendince zorlukları var. Kaynaklarımızı bu iş için ayırmak istemiyoruz.” açıklamasında bulunuyor. Bu valiz sigortasının tüketiciye maliyetinin yıllık 12 $ seviyesinde olması bekleniyor.

Bakalım Rega evcil hayvan sahipleri, seyahat edenlerden sonra başka hangi toplulukları hedefleyecek.

https://avivasadijitalgaraj.com/blockchain-ile-valizinizi-sigortalayan-giri%C5%9Fim-9fcaedcaaf29


15 Şubat 2018

CEZA YAZILMAYA BAŞLANDI...

İstanbul'da araç kullananlar artık çok daha dikkatli olmak zorunda. Emniyet Genel Müdürlüğü'nden yapılan açıklamaya göre İstanbul Elektronik Denetleme Sistemleri (EDS) yeni eklemelerle birlikte revize edilerek faaliyete geçirildi.

“Karayollarında can ve mal güvenliğini sağlamak, düzenli ve güvenli trafik akışını temin etmek amacıyla İstanbul il genelinde bulunan Elektronik Denetleme Sistemleri (EDS) yeni yayımlanan usul ve esaslara göre sisteme yeni eklemeler de yapılarak revize edildi.” denilen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

Bu kapsamda EDS'lerde; Kırmızı Işık, Ortalama Hız, Park, Emniyet Şeridi, Tramvay Yolu, Ters Yön, Yaya Yolu, Ofset Taralı Alan, Dönüş Yasağı ve Mobil İhlal Tespit Sistemi olmak üzere toplam 455 adet ihlal tespit sistemi bulunmaktadır.

Trafik denetimlerinde aktif olarak kullanılmaya başlanılan sistemler ile ihlal yaptığı tespit edilen araç plakalarına Trafik İdari Para Cezası Karar Tutanağı düzenlenmeye başlandı.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.



POLİSLER TEM’DE

TEM otoyolunda hemen hemen her sabah emniyet şeridini kullanan sürücüler göze çarpıyordu. İstanbul’da bu sabah TEM otoyolunda bulunan EDS’lerin çalışmaya başlamasından sonra  trafik polisleri de emniyet şeridini kullanan sürücüleri durdurarak işlem yaptı.

http://www.sozcu.com.tr/2018/ekonomi/emniyetten-suruculere-eds-uyarisi-2221613/

13 Şubat 2018

İKİNCİ EL SATIŞTA FLAŞ DÜZENLEME !

İkinci el motorlu kara taşıtı ticareti yürüten gerçek veya tüzel kişi tacirler ile esnaf ve sanatkârların bu faaliyetlerine devam edebilmeleri için bugün itibarıyla altı ay içinde yetki belgesi almaları gerekiyor. İkinci el otomobillere üç ay veya 5 bin kilometre işletme garantisi getiriliyor.
Resmi Gazete’de yer alan düzenlemeye göre, ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti, işletmesi adına yetki belgesi alan tacirler ile esnaf ve sanatkârlar tarafından yapılacak.
Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yer alan Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tebliğine göre, bu kapsamda verilecek yetki belgesinin geçerlilik süresi beş yıl olacak.
Yetki belgesi başvurusu yapacak işletmelerde, en az dört taşıtın kapladığı alan büyüklüğünde olması, teşhir alanının net yüksekliğinin en az üç metre olması, işletmenin mali sorumluluk sigortası yapılmış ve satışa sunduğu ikinci el motorlu kara taşıtları bu sigorta kapsamına alınmış olması gibi şartlar aranacak.

ARAÇ GARANTİSİ
Tebliğ kapsamında, ikinci el otomobil ve motosiklet, motor, şanzıman, tork konvertörü, diferansiyel ve elektrik sistemi, satış tarihinden itibaren üç ay veya 5,000 kilometre, satışı yapan işletmenin garantisi altında olacak.
İşletmeler, garanti kapsamına giren hususları sigorta yaptırmak suretiyle karşılayabilecek.
Sayılan parçalarda garanti süresi veya kilometresi içinde meydana gelen arızalar azami 30 iş günü içinde giderilecek.
Motosikletler için bu süre azami 20 iş günü olarak uygulanacak. Arızanın giderilmesine ilişkin masraflar işletmeye ait olacak.
Tebliğe göre, sekiz yaş veya 160,000 kilometrenin üzerindeki otomobil ve motosikletler garanti kapsamı dışında tutulacak. Satış sırasında alıcı tarafından bilindiği işletme tarafından belgelendirilen arıza ve hasarlar ile ekspertiz raporunda belirtilen arıza ve hasarlar da garanti kapsamı dışında yer alacak.
http://www.sozcu.com.tr/2018/ekonomi/ikinci-elde-uc-ay-garanti-olacak-2217284/

12 Şubat 2018

KONUT SİGORTASI & TAZMİN EDİLEN ZARAR

Konut Paket Sigortası kapsamında 2018 Ocak ayında yapılan hasar ödemesi...

2017 Kasım ayında 206 TL prim ile düzenlediğimiz konut paket sigortası poliçesi, sigortalımızın karşı karşıya kaldığı zararı tazmin ederek, konut sigortasının ne kadar önemli ve ulaşılabilir bir ürün olduğunu bir defa daha gösterdi...

Sigortalımız, konutunda bulunan LED TV'nin bozulması üzerine acenteliğimizi aramış ve kendisine gerekli işlemlerle ilgili bilgi verilmiştir. 
Öncelikli olarak yetkili servisten arıza tespiti yaptıran sigortalımız, Anadolu Sigorta yardım hattına arızayı bildirmiş, arızanın giderilmesi için yapılan işlemleri ve bu işlemlerin bedelini belgelemiştir.

Sigortalımız tarafından TV ana kartının değişimi için 840 TL ve servis ücreti olarak da 50 TL olmak üzere toplam 890 TL servise ödeme yapılmıştır.
Poliçede bulunan muafiyet nedeni ile bu hasarda 150 TL muafiyet uygulanarak (hasarın 150 TL'lik kısmı sigortalı tarafından ödenmiştir) sigortalımıza 740 TL hasar ödemesi yapılmıştır.



Konut Paket Sigortası poliçesinde yer alan ilgili bölümler...

Elektronik Cihaz Sigortası Kapsamı
Teminat kapsamına dahil olan kıymetler;
Adresi poliçede belirtilen sigortalı konutta bulunan, aksam ve teferruatı da dahil olmak üzere; masaüstü bilgisayarlar, televizyon, sinema ve ses sistemleri, buzdolabı, derin dondurucu, çamaşır (yıkama/kurutma) makinesi, bulaşık makinesi, fırın, mikro dalga fırın, ocak, davlumbaz, elektrikli şofben, kombi, müzik seti, elektrik süpürgesi, video, VCD/DVD/Blu-ray cihazı, alarm ve güvenlik sistemleri, klima/ısıtma-soğutma sistemleri vb. elektronik/elektrikli cihazlar, her bir olayda, poliçe üzerinde belirtilen limit ile Elektronik Cihaz Sigortaları Genel Şartları çerçevesinde teminat altına alınmıştır.
İstisnalar:
- Hasar tarihinde modeli on yıldan eski olan cihazlar,
- Aksam ve teferruatı da dahil olmak üzere; cep telefonları, dizüstü/tablet bilgisayarlar, elektronik veri depolama cihazları, teyp ile telsiz, elektronik oyun/el konsolları, taşınabilir CD/VCD/DVD vb. göstericiler, projeksiyon cihazları, hesap makinesi, fotoğraf makinesi, kamera, dürbün vb. optik cihazlar, elektrikli küçük ev aletleri (robot, mikser, ütü, vantilatör, saç kurutma makinesi, tost makinesi, su ısıtıcıları, portatif pişirme cihazları, kişisel bakım amaçlı kullanılan elektrikli cihazlar, baskül).
- Her türlü yazılım, programlar ve elektronik veriler,
- Her türlü sarf malzemesi,
- Aşırılma, kaybetme, unutma halleri

Elektronik Cihaz Sigortası Muafiyeti

Elektronik cihaz sigortası teminatı kapsamına giren her bir hasarda poliçe üzerinde belirtilen muafiyet uygulanacaktır.

www.bizbize.com.tr
www.bizbizesigorta.com.tr


09 Şubat 2018

TRAFIK SİGORTASINDA AĞIR KUSUR KAVRAMI NETLEŞTİRİLMELİ


SAB Başkanı Doğan Şen, ağır kusur tarifinin mevcut yasalar içine itiraza mahal bırakmayacak şekilde yazılması gerektiğini söyledi. Şen, alkollü araç kullanmanın ve ehliyetsiz ya da yetersiz ehliyetle araç kullanmanın yanı sıra, kırmızı ışık, emniyet şeridi ve ters yön ihlali, yaya geçiş üstünlüğüne uymama ve periyodik muayenesi yapılmamış araç kullanma gibi sebeplerle yapılan kazaların da ağır kusur sayılması gerektiğini savundu.

Sigorta Acenteleri Derneği (SAB) Başkanı Doğan Şen, trafik sigortasında ‘ağır kusur’ kavramından bahsetti. “Alkollü araç kullanmak ve ehliyetsiz ya da yetersiz ehliyetle araç kullanmak gibi iki önemli hadise dışında nelerin ağır kusur sayılması gerektiğini vicdanen savunacağım” diyen Şen, şunları söyledi:
 1. Kırmızı ışık ihlali,
2. Emniyet şeridi ihlali,
3. Ters yön ihlali, ‘Taşıt Giremez’ uyarı levhalarına aykırı davranma,
4. Yaya geçidinde yaya geçiş üstünlüğüne uymama,
5. Araçların trafiğe çıkış için yetkilendirilmiş kurumca periyodik olarak yaptırılması zorunlu olan muayene süresini doldurduğu halde muayene yaptırmadan trafiğe çıkılması veya muayenede ağır kusur tespitine rağmen trafiğe çıkılması sırasında gerçekleşen kazalarda, kazaya araçtaki bakımsızlığın ve/veya ağır kusurun sebebiyet vermesi gibi durumların, 3. şahısların malını ve canını 1. dereceden etkileyen olaylar olarak kabul edilmesi ve ağır kusur sayılması gerekir.

İngiliz bir düşünür ve bilim adamından alıntı yapan Şen, “Henry Thomas Buckle ‘Suçu toplum hazırlar, suçlu işler’ diyerek günümüz bazı gerçeklerine ayna olmuştur” dedi. Yargılamanın, aslında toplumsal yaşamın yapısal bir özelliği olan çatışmaların simgesel olarak uygulamaya konulduğu resmi bir tartışma ortamından ibaret olduğunu kaydeden Doğan Şen, sözlerine şu şekilde devam etti: “Bu tartışma ortamında karşıt çıkarları taşıyan tezler dramatik bir kurgu içinde sunulur. Hukukta gri alanların çokluğu ise yargıda haksızlığa uğradığına inananların çokluğuna ve suçluların ceza görmemesine neden olur.”

Bu sebeple kırmızı ışıkta geçip bir kişinin ölümüne neden olan kişinin dava açarak kırmızı ışıkta geçmenin ağır kusur olmadığını ifade edebileceğini belirten Şen, “Ceza kanunu kendisine sadece 2-6 yıl arasında bir ceza öngörebilir. Ama birçok hafifletici neden araya girerek bu cezalar hafifletilmekte, kişinin ilk kazası ise yok denecek düzeye inebilmektedir. Bu vakayı savunan avukat hukukun kendisine sağladığı imkanlarla yargılanan kişiyi beraat ettirebilir. Peki, ölen kişinin yakınları üzerinde nasıl etki bırakılmıştır, adalet sağlanmış mıdır? Ya da empati yapıldığında aynı hususun yargılanan kişinin bir yakınına tezahür ettiği zaman nasıl bir düşünce içinde olunacaktır? İşte mesele buradaki ince çizgidedir” diye konuştu.

“CAYDIRICILIK SAĞLANMALI”

Bir başka senaryoyu da gündeme getiren Şen, “Kırmızı ışıkta geçip, başka bir araca çarpan bir aracın olduğu bir senaryoda, trafik sigortası karşı tarafın maddi hasarını ödedikten sonra, kırmızı ışıkta geçene ağır kusurlusun diyerek rücu ettiğinde, itiraz eden kişi gri ortamdan faydalanarak rücudan kurtularak araç kullanmaya da devam edecektir. Bu kişiye ceza yöntemiyle caydırıcılık sağlanmazsa, kırmızı ışıkta geçmeye devam edecektir çünkü nasılsa trafik sigortası karşı tarafın hasarını ödemekte, kendisine de bir rücu gelmemekte, eskisi gibi araç kullanmaya devam etmektedir” dedi.
Şen, Karayolları Trafik Kanunu’nun ilgili maddelerinden örnek verdi:
“Araçların karayoluna uygunluğu ve teknik esaslar: Madde 29 – (Değişik: 17/10/1996 – 4199/12 Md.) Araçların yapım ve kullanma bakımından karayolu yapısına ve trafik güvenliğine uyması zorunludur. Yapım safhasında, araçların Tip Onayı Yönetmeliği ile buna bağlı diğer yönetmeliklerin çıkarılmasına Sanayi ve Ticaret Bakanlığı yetkilidir. Tip Onayı Yönetmeliği ve buna bağlı diğer yönetmelikler Bayındırlık ve İskan Bakanlığının görüşü alınarak Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca düzenlenir.
Araçların teknik şartlara uygunluğu:
Madde 30 – Araçların, esasları yönetmelikte belirtilen şekilde ve tarzda teknik şartlara uygun durumda bulundurulması zorunludur.
a) (Değişik : 21/5/1997 – 4262/4 md.) Servis freni, lastikleri, dış ışık donanımından yakını ve uzağı gösteren ışıklar ile park, fren ve dönüş ışıkları noksan, bozuk veya teknik şartlara aykırı olan araçları kullanan sürücüler 1 800 000 lira para cezası,
b) (Değişik: 21/5/1997 – 4262/4 md.) Diğer eksiklik ve bozuklukları bulunan araçlarla, görüşü engelleyecek veya bir kaza halinde içindekiler için tehlikeli olabilecek süs aksesuar eşya ve çıkıntıları olan araçları kullananlarla, karayolunu kullananlar için tehlike yaratacak şekilde olan veya görüşü engelleyecek ve çevredekileri rahatsız edecek derecede duman veya gürültü çıkaran araçları kullanan sürücüler 3 milyon 600 bin lira para cezası ile cezalandırılır.”
Buna göre, aracın kırmızı ışıkta durmasına neden olan fren sisteminin tutmamasına daha az ceza, gürültü ve kirlilik yaratmaya ise daha ağır bir trafik cezası verildiğine dikkat çeken Şen, kanuna göre kırmızı ışıkta geçmenin, yaya geçidinden geçen yayaya çarpmanın ağır kusur sayılmadığını ifade etti.
İnsana ve canlıya verilen önemin kavratılması, toplumsal adaletin sağlanması, trafik cezalarının caydırıcı olması, trafik sigorta hasar priminin düzeltilmesi, sigorta şirketlerine güvenin tesisi için mutlaka gri alanların beyazlatılması gerektiğini vurgulayan Şen, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Hukuk karmaşasının ortadan kaldırılmasını teminen ağır kusur tarifinin mevcut yasalar içine itiraza mahal bırakmayacak şekilde yazılması, sektörümüz ve ülkemiz yararına olacaktır. Biz SAB derneği olarak trafik kaza oranlarının düşürülmesi adına, trafik cezalarının caydırıcı olması ve gri alanların ilgili mevzuatlarda netleştirilmesini talep ettik, takipçisi olmaya devam edeceğiz.”

TRAFİK SİGORTASINDA RÜCU SEBEPLERİ

Doğan Şen, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasındaki rücu sebeplerini de aktardı: “Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda kazaya sebebiyet veren sigortalıya rücu edebilir.
Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir:
a) Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise,
b)(Değişik:RG-2/2/2016-29612)(1) Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ağır kusur ile ihlali sonucunda meydana gelmiş ise,
c) Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar,
ç) Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise,
d) Sigortalının rizikonun gerçekleşmesi halinde bu genel şartların B.1. maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa,
e) Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde, çalınma veya gasp edilme olayında sigortalının kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse,
f) Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde,
Sigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez.”
http://www.sigortacigazetesi.com.tr/trafik-sigortasinda-agir-kusur-kavrami-netlestirilmeli/
9 Şubat 2018


07 Şubat 2018

ONLİNE POLİÇE SATIŞI

Avrupa’da online sigortacılıkta prim üretimi 100 milyar avroyu aştı...

Online ve direkt kanallardan satış, Avrupa sigortacılığında hayat ve hayat dışında en hızlı büyüyen iş modeli olmaya devam ediyor. Viyana Üniversitesi ve Mount Onyx’in araştırmasına göre, Avrupa’nın en büyük pazarlarında yıllık ortalama %22 büyüme yakalayan online prim üretimi 2016 yılında 100 milyar euroyu geçerek rekor kırdı.

Günümüzde hiçbir şirketin online alışveriş olgusunu göz ardı etmek gibi bir lüksü bulunmuyor. Müşteriler gittikçe daha fazla online ve direkt ürün istiyor. Tüm dünyadaki finansal hizmet şirketleri yeni dağıtım modelleri geliştirmek, aracıları bir kanal olarak kullanmak ya da hizmet ve müşteri tecrübesini geliştirmek için yatırım yapmaya başlamış durumda. Artık gelinen noktada ortalamanın üstünde büyüme ve kârlılık için geleceğe bakmak önem kazanıyor.

Büyük resme bakacak olursak, Avrupa’daki tüm online kanallar, sektörün online sigortadaki standartlarına ayna tutuyor. Şu an ortaya konulan, müşteri beklentileri ve teknik araştırmalar üzerine kurulmuş olan sistem, internet üzerinden işlem yapmak isteyen müşterilerin beklentilerini karşılamayı hedefliyor.

Sektördeki oyuncuların başarılı bir online strateji uygulaması için şu soruların cevabını bilmesi gerekiyor: Avrupa’nın trendleri, sektör standartları ve en iyi uygulamalar nedir? Ülkem ve şirketim Avrupa’ya karşı kendini nerede konumlandırıyor?



ONLINE SİGORTA TRENDLERİ

Mount Onyx ve Viyana Üniversitesi tarafından yapılan “Online Sigorta Trendleri: Avrupa ve Ülke Raporları” adlı trend analiz çalışması 30 ülkeden 700 sigortacı ve Avrupa’nın önemli insurtech girişimlerinden isimlerin görüşlerini yansıtıyor. Rapor, gelecek trendlerin sigorta sektörünü nasıl etkileyeceği konusuna ışık tutmayı hedefliyor.

EN BÜYÜK 13 ÜLKEDE YILLIK BÜYÜME %22

Pazarın doygunluk seviyesi ve online sigortacılığın pazar payı ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor. İngiltere gibi, dijital satış pazar payı %12 gibi seviyeleri bulan ülkeler “doygun ülkeler” olarak geçiyor. %11.9 ve %2 arası ise “gelişen ülkeler”, bunun altında olan Rusya gibi ülkeler ise “gelişmekte olan ülkeler” olarak sınıflandırılıyor.

2000 ve 2015 yılları arasında Avrupa’daki online sigorta kanallarının büyümesi, sektördeki yıllık prim artışından daha hızlı oldu.

13 büyük Avrupa sigorta pazarında direkt satış kanallarının bu 15 yıl içinde yıllık ortalama büyümesi %22 oranında. Bu prim üretiminin ortalama büyümesi olan %5 seviyesinden epey yüksek. Batı Avrupa’da büyüme %3 olurken, Doğu Avrupa’da bu seviye %8 oldu. Direkt satış kanallarındaki büyümeye bakacak olursak; Batı Avrupa %14 büyürken, Doğu Avrupa %35 büyüdü. Aşağıdaki tablo sigorta sektörünün son 15 yıldaki büyüme odağını ortaya koyuyor.

700’DEN FAZLA ONLINE KANAL

2016 yılında Avrupa’da online sigorta kanalı bulunan 439 sigortacı, 214 aracı kurum ve 47 büyük insurtech bulunuyordu. Bu kanalların %34.4’ü Batı Avrupa’da, %16.9’u Kuzey Avrupa’da, %26.7’si Doğu Avrupa’da ve %22.1’i Güney Avrupa’da hizmet veriyor.

Aracıların (fiyat karşılaştırma platformları ve online brokerler) dağılımına bakacak olursak da benzer sonuçlar görüyoruz. Burada tek fark Güney Avrupa’da Doğu Avrupa’dan bir miktar fazla aracı olması.

Insurtechler teknolojideki inovasyonları kullanarak mevcut sigorta modelinin ulaşamadığı noktalara ulaşıyor ve verimli görülmeyen iş alanlarını teknoloji ile kullanabiliyor. Finansal teknolojiler için kullanılan fintech teriminden türeyen insurtech, sigorta ve teknolojiyi bir araya getiren oluşumlar için kullanılıyor. Avrupa’da fintech startuplarının %10’u insurtechlerden oluşuyor.

Online sigorta hizmeti verenler arasında hem uluslararası şirketler hem de sadece yerel sermayeli şirketler bulunuyor. 2016 yılında, Avrupa’da ülke başına düşen ortalama 14.2 online sigortacı şirketinden 9.5’i uluslararası, 4.6’sı yerel şirketlerden oluşuyordu. Batı Avrupa’da yerel şirketlerin oranı 10.3’e çıkarken, Kuzey Avrupa’da bu oran 5.0, Doğru Avrupa’da 1.4 ve Güney Avrupa’da 3.1 oldu.

Sigortacıların online sigorta kanalları hibrit, pasif ve aktif iş modelleri kullanıyor. Hibrit kanallar online alışverişe olan ilgiyi kullanarak müşteriyi elde tutmayı ve eldeki geleneksel ürünleri kullanarak, internete özel bir promosyon yapmadan satış yapmayı hedefliyor.
Yine müşteriyi elde tutmayı hedefleyen pasif online kanallar, marka gücünü ve websitesini kullanarak satış yapıyor.

Aktif online kanallar ya da tamamen direkt satış üzerine kurulu sigortacılar, markalarını ve websitelerini aktif tutarak ve TV reklamları gibi nokta atışı promosyonlar kullanarak yeni kullanıcılar kazanmaya çalışıyor.

Diğer taraftan, pasif ve aktif kanallar online broker ya da aracı olarak konumlanarak, arkasına birden fazla sigorta şirketi alıp yeni müşteriler kazanmak için kendini tekrar yapılandırılabiliyor.

Avrupa’daki sigortacıların dağılımlarına bakacak olursak; online satış kanallarının %58.5’i hibrit, %25.1’i pasif ve %16.4’ü aktif kanal olarak tanımlanıyor.

INSURTECHLER 4 ALANDA YOĞUNLAŞIYOR

Bölgedeki en büyük insurtech şirketlerinin temel olarak yoğunlaştığı 4 alan bulunuyor: Müşteri analitiği, ürünler, satış ve pazarlama, hizmet ve operasyonlar.

Ürün tarafında odakta mikro sigorta ürünleri, kişiselleştirilmiş ürünler ve siber sigorta gibi KOBİ’lere özel ürünler var. Bu konuda inovasyon trendleri ise bankacılık ürünlerini sigorta ürünleri ile birleştirerek “sigortadan da fazlası” şeklinde risk analizi, risk önleme gibi hizmetler de sunma yönünde.

Satış ve pazarlama tarafında bireysel danışmanlık, yeni iş ortaklığı modelleri, kişiye özel ürünler ve eşler arası (peer to peer, p2p) konseptler öne çıkıyor. Burada şirket içi platformlar (şirketin kendi çalışanlarına sigorta satması) ve ürünlerin bağlı programlar tarafından satılması gibi fikirler var.

Hizmet ve operasyonlar tarafındaki inovasyonlar, online sigorta kontratlarının düzenlenmesindeki gelişmeler, hasar sonuçlandırma teknolojileri ve uyum süreçlerini kısaltacak uygulamalardan oluşuyor. Bunun dışında kağıtsız ofis ortamları ve tüm dokümanlara uzaktan erişim gibi dijitalleşme çalışmaları devam ediyor.

ÜLKELER ARASINDA BÜYÜK FARK VAR

Pazar payı, kullanıcı portföyü, iş modeli ve belki de en önemlisi olan performans seviyesinde Avrupa ülkeleri arasında büyük farklar gözlemleniyor. 2016 yılında en büyük 31 Avrupa pazarında ortalama 14.2 dijital dağıtım kanalının aktif olduğu görülüyor. Ülkelerde faaliyet gösteren dijital dağıtım kanallarının sayısı sadece doygunluk değil, pazarın büyüklüğü ile de doğru orantılı.

Almanya ve Hollanda, sırasıyla 43 ve 37 dijital oyuncuyla listede başı çekiyor. Bunu İngiltere, Polonya, Fransa, İspanya, İtalya, Çek Cumhuriyeti, Avusturya, İsviçre, Macaristan ve Slovakya 14 ile 30 arasında direkt satış kanalıyla takip ediyor. En fazla 13, en az 9 direkt satış kanalı bulunan ülkeler ise İrlanda, Belçika, Rusya, Türkiye, Hırvatistan, Portekiz, Yunanistan, İsveç, Danimarka, Finlandiya ve Norveç. Letonya, Litvanya, Estonya, Ukrayna, Romanya, Slovenya, Lüksemburg ve Bulgaristan’da ise direkt satış yapan kanalların sayısı 8’in altında.
Çalışmaya göre en çok aracının faaliyet gösterdiği ülkeler olan Almanya ve İngiltere’nin ardından İspanya, İtalya, Rusya ve Fransa geliyor.
Tüm ülkelerde faaliyet gösteren online kanalların sayısı yükselişte. Tabii, bu tüm kanalların başarılı olduğu anlamına gelmiyor. Şirketlerin başarısını tek bir ögeye bakarak değerlendirmek de mümkün değil. Satış odağındaki kitle, ürünler, fiyatlandırma gibi, büyük başarı gösteren online satış kanalları ve şirketlerin anahtar performans göstergeleri büyük farklılık gösterebiliyor.

İNTERNETTEN SATIŞ DİĞER MODELLERE GÖRE UCUZ

Online sigortacılığın tanımı uzaktan satış, direkt satış, internet satışı, telesatış, online kanal, e-ticaret gibi terimleri de kapsıyor. Online ve direkt kanal satışlarının çoğu internet üzerinden ya da telefon üzerinden tamamlanıyor. Ödeme ise sigortacı ya da online brokerler ve insurtechler gibi direkt satış partnerleri üzerinden gerçekleşiyor.

Yüz yüze satış yöntemlerine alternatif olan direkt satış modelleri çoğu zaman diğer satış yöntemlerine göre daha masrafsız olması nedeniyle ucuz olabiliyor. Diğer taraftan, yeni online sigorta yöntemleri geleneksel kanalları yenilemek yerine, geleneksel kanallara destek oluyor.
Neredeyse tüm branşlardaki ürünler internet üzerinden satılabiliyor. Ancak, satışın nasıl yapıldığı konusu Avrupa coğrafyasında yer alan ülkeler içinde büyük farklılıklar gösteriyor.

Avrupa’da genel olarak internet üzerinden yapılan satışlar hayat dışı ürünlerde yoğunlaşıyor. Almanya gibi bazı ülkelerde ise hayat tarafındaki direkt satış oranları daha yüksek. Hollanda’da ise sağlık sigortaları direkt satışlar da başı çekiyor.

Avrupa’dakİ online sİgorta kanallarının büyümesİ, sektördekİ yıllık prİm artışından daha hızlı oldu.

13 büyük Avrupa sİgorta pazarında dİrekt satış kanallarının bu 15 yıl İçİnde yıllık ortalama büyümesİ %22 oldu. Bu prİm üretİmİnİn ortalama büyümesİ olan %5 sevİyesİnden epey yüksek.

http://www.sigortacigazetesi.com.tr/avrupada-online-sigortacilikta-prim-uretimi-100-milyar-avroyu-asti/
Umut Deniz Elçi
umut@sigortacigazetesi.com.tr

30 Ocak 2018

Sigortayı internetten satın almak!

Sigortacı Gazetesi’nden Umut Deniz Elçi’nin yaptığı bir habere dikkat kesildim. Haberde Avrupa’da online sigortacılıkta prim üretiminin 100 milyar euroyu aştığı belirtiliyordu. Mount Onyx ve Viyana Üniversitesi tarafından yapılan “Online Sigorta Trendleri: Avrupa ve Ülke Raporları” adlı trend analiz çalışmasına dayanan haberde 30 ülkeden 700 sigortacı ve Avrupa’nın önemli insurtech girişimlerinden isimlerin görüşlerine yer veriliyor. Rapor, gelecek trendlerin sigorta sektörünü nasıl etkileyeceği konusuna ışık tutmayı hedefliyor.

Haberde 2000 ve 2015 yılları arasında Avrupa’daki online sigorta kanallarının büyümesinin sektördeki yıllık prim artışından daha hızlı olduğuna özellikle vurgu yapılırken, aklıma ülkemiz geldi ve “Bizde durum nedir?” diye düşündüm. Türkiye Sigorta Birliği (TSB) tarafından kısa süre önce yayınlanan sektörün 12 aylık verileri içinde satış şekli bazında prim üretimlerini sizle paylaşmak istiyorum. TSB verilerine göre 2017 yılında ülkemiz sigortacılığında toplam prim üretimi bir önceki yıla göre yüzde 15 oranında artışla 46.5 milyar TL’yi aştı. Söz konusu toplam üretim içinde satış şekillerine göre üretime baktığımızda ise; telefonla satışın 444 milyon TL, online satışın da 215 milyon TL ile toplam üretim içinde çok düşük kaldığı gözlerden kaçmıyor. İki satış şeklinin toplam içindeki payı sadece yüzde 1.5 seviyesinde. Söz konusu verilerin önceki 2 yıllık seyrine bakıldığında ise 2015 ve 2016 yılında %0.1 oranında yıllık artışlar görülüyor. Geleneksel satış şekli ile prim üretiminin 2017 yılında 45 milyar 844 milyon TL olduğunu belirtmek isterim. Toplam içindeki payı yüzde 98.5.

Evet, dünya sigortacılığında hızla online’a doğru bir kayış gözlerken, ülkemiz sigortacılığında ise bu yönde gideceği yolun çok uzun olduğunu rakamlarımızdan görebiliyoruz. Bu rakamların değişmesinde en büyük görev ise online sigorta hizmeti vermeye çalışan şirketlere düşüyor. Online acentelikten öteye geçerek son yılların en popüler kavramı olan insurtech anlamında girişimlere de yönelerek sigortaya farklı bir boyut kazandırmaya çalışmaları gerektiğini düşünüyorum. Tabii, bir de online kanaldan sigorta ürünü satmaya çalışmak var ki, ülkemizde bu kanala olan güven tüm sektörlerin penceresinden baktığımızda dahi henüz tam anlamıyla sağlanamamışken çok zor gibi duruyor.

http://www.sigortacigazetesi.com.tr/sigortayi-internetten-satin-almak/

7 Şubat 2018

SEKTÖR "SERBEST TARİFE" DİYOR, TRAFİKTE TEK ÇARE PRİM ARTIŞI DEĞİL

Sektörde %5’lik ek prim artışının olumlu etkileri olacağı düşünülse de, trafik sigortasındaki sorunun sadece primleri artırarak çözülmeyeceği ifade ediliyor. Kalıcı bir çözüm için kaza frekansının düşürülmesi ve maliyetlerin azaltılması gerektiği savunulurken, serbest tarife beklentisi devam ediyor.

Sigorta sektörü üç yıldır trafikle yatıp trafikle kalkıyor. Bu branştan edilen zararın önlenmesi için yapılan zamlarla başlayan süreçte tansiyon bir türlü düşmedi. En son Hazine Müsteşarlığı, trafik sigortasında tek seferlik bir zam uygulamasına gitti. Buna göre, zorunlu trafik sigortasında her bir araç grubu ve basamak bazında hesaplanan azami primler, 1 Ocak’tan itibaren geçerli olmak üzere, Aralık 2017 azami primlerine %5 eklenerek hesaplanmaya başladı.

Aralık 2017’de ortalama trafik primi 529 liraydı. %5’lik ek zam ve %1.5’lik aylık ilave ile birlikte, ortalama prim yeni yıla 853 lira olarak başladı. 24 Ocak itibarıyla ise, ortalama trafik primi 591 liraya indi. Ay sonundaysa ortalama primin 570 lira civarına düşmesi bekleniyor.



TRAFİKTE NELER OLMUŞTU?

Zorunlu trafik sigortasında 2012 yılının sonunda yaklaşık 1.3 milyar lira zarar eden sigorta şirketleri, bu zararı telafi etmek için primleri artırmaya başladı. En çok zarara yol açan araçların ticari araçlar olması sebebiyle, bu prim artışı ticari araçlara daha çok yansıdı. Yüksek riskli ticari araçlara poliçe yapmaktan kaçınmak için çok yüksek fiyatlar verilmesi kamuoyunun gündemine oturdu.

Bunun üzerine Kasım 2015’te, Hazine Müsteşarlığı zorunlu trafik sigortasında ticari araçlar için tavan fiyat uygulaması getirdi. Poliçe kesmekten kaçınan şirketlere ağır yaptırımlar uygulanacağı konusunda da sektörü uyardı. 2015 yıl sonunda trafik branşında edilen teknik zarar yaklaşık 2.4 milyar dolara çıkınca, sigorta şirketleri çareyi diğer araçların primlerini de yükseltmekte buldu.

Ancak yükselen primler toplumun farklı kesimleri tarafından tepkiyle karşılandı. Her ne kadar artan primler teknik sonuçları olumluya döndürdüyse de, Hazine Müsteşarlığı primlerin çok yüksek olması gerekçesiyle Nisan 2017’de trafik sigortasında serbest tarifeyi sonlandırdı ve tüm araçlar için tavan fiyat uygulaması getirdi. Aynı zamanda, acentelere de taban komisyon uygulaması başladı.

11 YIL SONRA GELEN KÂR
Zararla geçen 11 yılın ardından, prim artışının da etkisiyle 2016 sonunda 19 milyon lira teknik kâra geçilen branşta, Eylül 2017 sonunda yeniden zarara dönüldü ve 240 milyon lira teknik zarar kaydedildi.

Sektör tarafından tepkiyle karşılanan tavan fiyat uygulamasının ardından Hazine trafik branşında bir düzenlemeye daha gitti ve temmuz ayında yayınlanan yönetmelikle “Riskli Sigortalılar Havuzu” uygulamaya alındı. Trafik sigortası poliçelerine ilişkin prim ve hasarın sigorta şirketleri arasında paylaştırılmasını sağlayan havuz sayesinde 1, 2 ve 3’üncü basamaktaki hususi araç ve kamyonetler ve bunların dışında kalan tüm araçlar havuza devredilebilir hale geldi.

Yaşanan tüm bu gelişmelerin ardından sektör trafik sigortasında zararın oldukça yükseleceğini ifade etti. Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Can Akın Çağlar, sektörün trafik sigortasından kâr etmeyi beklemediğini, ancak zararın makul bir seviyede tutulması gerektiğini savundu ve hesaplamalarına göre 2017 sonunda zorunlu trafik sigortasındaki zararın 2.3 milyar liraya ulaşacağını kaydetti. Hazine’nin bu branşta yaptığı iyileştirmeler üzerine açıklama yapan TSB Genel Sekreteri Mehmet Akif Eroğlu ise, “Acente komisyonlarının %10’dan %8’e düşürülmesi ve Hazine Müsteşarlığı’nın trafik sigortasındaki aylık %1 oranındaki zammı %1.5’e çıkarması avantaj sağladı. Ancak bu iyileştirmeler hasar tahminlerimizi sadece 2.1 milyar liraya düşürdü” ifadelerini kullandı.

%5 EK ZAM
Sektörden gelen tepkiler üzerine Hazine Müsteşarlığı, bu yılın ocak ayından itibaren geçerli olacak %5’lik ek zam uygulamasını getirdi. Buna karşın primlerde yapılan bu tek seferlik artışın tabloyu yeterli olmadığı görüşü hakim. Sektör her ne kadar sürekli serbest tarifeye dönülmesi taleplerini dile getirse de, tavan fiyat uygulamasının 2018 sonuna kadar kaldırılması mümkün görünmüyor. Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürü Şerif Çakırsoy’un yaptığı açıklamalar sebebiyle, havuz uygulamasının kalıcı olacağı, tavan fiyatın da uzun bir süre kalkmayacağı biliniyor.

%5’lik ek prim artışının sigorta şirketlerini bir nebze olsa rahatlatacağı düşünülse de, yeni yılda da zarar tablosunun süreceği öngörülüyor. Sadece primlerle oynanarak trafik sigortasındaki sorunun çözülemeyeceğini vurgulayan sektör yöneticileri, öncelikle kaza frekansının artırılması gerektiğini belirtiyor ve değer kaybı ile değerden yoksun kalma tazminatının hesaplanması, tazminat limitlerinin detaylandırılarak ucu açık tazminatlara sözleşme öncesi limit getirilmesi, bunların yanı sıra poliçeler üzerindeki vergi ve fon yükünün hafifletilmesi gibi düzenlemeler bekliyor.

ALLIANZ TÜRKİYE CEO’SU: %5 PRİM ARTIŞI YETERLİ OLMAZ
“Yapılan %5’lik artışın olumlu etkileri olacaktır. Ancak bu artışın yeterli olmayacağı görüşündeyim. 2017 yılı 9. ay sonuçlarında görülen zararın, yapılan ek zamma rağmen 2018 yılında devam etmesi büyük olasılık.”

Allianz Türkiye CEO’su Aylin Somersan Coqui, trafik sigortası primlerine yapılan zammı değerlendirdi. 12 Nisan itibarıyla zorunlu trafik sigortalarına getirilen ve ortalama sigorta primini %30 civarında aşağı çeken tavan fiyatı uygulamasının tüm sektörü doğrudan etkilediğini belirten Somersan Coqui, bu branşta 2017 yılında poliçe adedi artmasına rağmen poliçe primleri azaldığı için trafik prim toplamında düşüş gerçekleştiğini aktardı. 2018 yılı başından itibaren geçerli olmak üzere yapılan %5’lik artışın olumlu etkileri olacağını belirten Somersan Coqui, “Buna karşın bu artışın yeterli olmayacağı görüşündeyim” dedi.

Tarife uygulamasının gerçek olumsuz etkisini bu yıl içinde daha net göreceğimizi kaydeden Somersan Coqui, “2017 yılı 9. ay sonuçlarında da görülen zararın, yapılan ek zamma rağmen 2018 yılında devam etmesinin büyük olasılık olduğunu belirtmek isterim” şeklinde konuştu.

“SERBEST TARİFEYE DÖNÜLMELİ”
Tablonun olumluya çevrilmesi için önerilerini de paylaşan Somersan Coqui, “Önümüzdeki dönem temel beklentimiz, tavan fiyat uygulaması konusunda bütüncül bir yaklaşımla tüm tarafların yararına olacak kalıcı bir çözümün üretilmesi ve yeniden serbest tarife sistemine geri dönülmesi yönündedir. Mevcut uygulama kısmi iyileştirmelerle devam ettiği takdirde, kötü sürücü iyi sürücü ayrımı ile doğru fiyatlama, kazaların azaltılması ve sistemin sağlıklı temeller üzerinde gelişimi alanlarında eksikliklerle yola devam edilmiş olacak. Bu vesile ile sektörün sürdürülebilirliğinin serbest tarife mekanizmalarının sağlıklı işlemesine bağlı olduğunu bir kez daha belirtmek isterim” dedi.

KORU SİGORTA GENEL MÜDÜR BAŞ YARDIMCISI: SADECE PRİM ARTIŞIYLA KÂRLILIK MAKUL SEVİYEDE TUTULMAZ
“Yetersiz fiyatlama yapılan risk gruplarındaki azami prim uygulamasının detaylandırılması gerekir. Mevcut uygulamada sadece fiyat artışı ile bu branşın kârlılığını makul bir bantta tutmanın da mümkün olmayacağını düşünüyorum.”

Koru Sigorta Genel Müdür Baş Yardımcısı Ender Güzeler, trafik sigortasında yaşanan son gelişmeleri Sigortacı Gazetesi’ne değerlendirdi. “Bilindiği gibi, aslında kamu otoritesi Nisan 2017’de azami prim uygulamasının kapsamını genişleterek ve nihai olarak Haziran 2017’de Riskli Sigortalılar Havuz sistemini getirerek serbest tarifeden bilinmeyen bir süre için vazgeçti. Her ne kadar düzenlemeler kısmen olumlu değişimlerin sinyalini verse de, gelinen noktada teminat limitlerinin, sigorta primlerinin, acente komisyonlarının, poliçelerdeki fon ve vergilerin kamu otoritesi tarafından belirlendiği, tazminat hesaplamalarının bağımsız eksper ve mahkemeler tarafından belirlediği bir ortamda trafik sigortalarından oluşacak zararın sorumluluğunun kimde olacağı ve nasıl finanse edileceği konusuna gerekli çözümün üretilmediği ortadadır” diyen Güzeler, doğal olarak sigorta şirketleri kadar kamu otoritesinin de bu durumun ve sorumluluğunun farkında davrandığını kaydetti.

Söz konusu artışı hiç yoktan iyidir diyerek değersizleştirmemek gerektiğini düşünen Güzeler, “Daha farklı oran mı olmalıydı? Evet. Ama, artış oranından önce uygulanan tarifenin, yetersiz fiyatlama yapılan risk gruplarında azami prim uygulamasının detaylandırılması gerektiğini düşünüyor ve bunları yapmadan toptancı bir yaklaşımla trafik tarifesinin serbest piyasa dinamiklerinin işlediği bir ortamda uzun süre yönetilebileceğini öngörmüyorum” dedi.

“OLUMLUYA DÖNMESE DE İYİLEŞTİRİCİ KATKISI OLUR”
Son zammın trafikteki kârsızlık sorununa etkisini de sorduğumuz Güzeler, şu yanıtı verdi:

“Tablo olumluya dönmese de mutlaka iyileştirici bir katkısı olur. Aslında ekstra yapılan artış oranı sadece %3.5. Havuz kapsamındaki riskler için bunun birkaç katına ihtiyaç var. Sadece yıl içinde planlı yapılan artış oranlarını topladığımızda hasar enflasyonunu (otomobil sektörü kur artışları ve sağlık enflasyonu) karşılar gibi görünse de aslında yetersiz olduğu, yıl ortalamasında hasar enflasyonun minimum 5 puan altında kalacağı görülmektedir. Hesaplamalarımıza göre azami primlerin sektör portföyünün %40-45’i için yeterli olmadığı, kalan kısım için ise gerekli olan ticari priminin %1-3 üzerinde olduğunu görüyoruz.”

Mevcut kamu tarifesinin en azından 2018 sonuna kadar süreceğinin kesin olduğuna dikkat çeken Güzeler, “Sadece fiyat artışı ile bu branşın kârlılığını makul bir bantta tutmanın da mümkün olmayacağını düşünüyorum. Bu gerekçelerle, maliyetlerin tüm bileşenlerine yönelik uzun süredir dile getirilen ve bazılarında mevzuat düzenlemesi getirilse de etkisi henüz tam hissedilmeyen konular, değer kaybı, değerden yoksun kalma tazminatının hesaplanması, tazminat limitlerinin detaylandırılarak ucu açık tazminatlara sözleşme öncesi limit getirilmesi, üzerinde çalışılan genel şartlarla birlikte kısa vadeli çözümlerin başında gelmektedir. Ayrıca, poliçeler üzerindeki vergi ve fon yükünün de bir miktar hafifletilmesini de kısa vadeli çözümlere ekleyebiliriz. Kısa vadede beklenen çözümlerin üzerine, orta ve uzun vadede serbest tarife uygulamasıyla birlikte sigortalılık oranını/sigortalı sayısını artıracak, riski yayan ve anti seleksiyonu engelleyen bir düzenlemeye ihtiyaç var” diye konuştu.
http://www.sigortacigazetesi.com.tr/sektor-serbest-tarife-diyor-trafikte-tek-care-prim-artisi-degil/
Renk Özcan
renk@sigortacigazetesi.com.tr

6 Şubat 2018

Yeni Değer Teminatı & Allianz Sigorta

Yeni satın aldığınız sıfır km aracınızın  ilk tescil tarihinden itibaren geçecek bir yıllık süre içerisinde, meydana gelecek tam ziya (pert)...